Haziran’da yaptığımız Atina gezimizin temelinde Meteora gezimiz vardı. 3. günümüzü tamamen Meteora gezimize ayırdık. 10-14.yüzyılda inzivaya çekilen keşişlerin bu bölgede 20-24 manastır inşaa ettirdiği tahmin ediliyor, şuan 12 adet kalmış ve bunların 6sı kullanımda ve geziliyor. Doğası inanılmazzzz…UNESCO Dünya Mirasları Listesi’nde yerini alması tesadüf değil yani 🤩
Atina-Kalambaka arası gidiş-dönüş için seçebileceğiniz aktarmasız tek bir tren var, 07.20 Athens Railway Station’dan gidiş ve 17.15 Kalambaka tren istasyonundan dönüş. Kaldığınız konuma göre rome2rio veya google haritalar desteği alarak Athens Railway Station’a ulaşım alternatiflerini öğrenebilirsiniz.
Kalambaka’ya vardığımızda tepeye gitmek için 3 alternatifimiz vardı; 1 saatten fazla bir tırmanış, tur şirketleri ile anlaşmak, taksi.. Biz taksiyi seçip yürüyüşü dönüşe bıraktık ve hiç pişman olmadık. Taksi sizi tepeye 10 Euro’ya çıkarıyor, Ilıas’a denk gelirseniz çok keyifli bir yolculuk olacağını söyleyebiliriz 🙂
Ilias bizi en tepedeki büyük manastırda bıraktı, Holy Monastry of Great Meteora. Salı günleri kapalı olduğu için biz gezemedik. Sizin gezme şansınız olursa merdivenler gözünüzü korkutmasın, inip çıkması o kadar zorlamıyor.
Tepeden inerken Meteora’daki en büyük ikinci manastır olan Varlaam’a rotamızı çevirdik. İçerisinde Meteora ile ilgili bir müzesi var, Osmanlı’dan bir mektup da burada sizi karşılıyor. Sonrasında da inişimize devam ettik, iniş yeri olarak Kalambaka yerine Kastraki’yi seçtik, çünkü taksi ile giderken yanından geçtiğimizde evleri ve Meteora manzarası içimizde kaldı. Yol üstünde Rousanou Nunnery’ye çıktık ancak içine girmedik. Burası tüm fotoğraflarınızda arkada çıkan minik kayalığın üstündeki yer 🙂
En etkileyici olanlarının ilk ve ikinci manastır olduğunu düşündüğümüz ve yürüyerek dönmeyi hedeflediğimiz için biz tüm manastırları gezmedik ancak vaktiniz var ise o harika doğada biraz daha kaybolmak için hepsini gezmeyi tercih edebilirsiniz. Küçük bir hatırlatma; her manastırın giriş ücreti 3 Euro (2019). Merkeze inerken Kastraki’nin son noktasına yakın olan Boufidis Greek Tavern’de tavuk ızgara ve sarımsaklı cacıklarımızı yiyip yola devam ettik. Yürürken sık sık arkanıza dönüp manzarayı kontrol etmeyi ve yol üstündeki çeşmede serinlemeyi unutmayın. Kalambaka merkezdeki Cafe Zoomserie’de dondurma molası verip sonrasında trene yetiştik.
Unutulmayacak güzellikte manzaralarla ve aldığımız bol oksijenle doğaya doyarak şehre döndük. “Ölmeden önce görülmesi gereken yerler” listemizde bir yer daha silindi 🙂
Süresi dolmadan Belçika tatilimizden kalan vizemizi değerlendirmek istedik ve arayışa girdik. Birkaç kriterimiz vardı:
1- Yakın olmalıydı.
2- Çok fazla vaktimizi almamalıydı.
3- Bütçemizi çok zorlamamalıydı.
Sonuç komşumuza çıktı. Uçak biletimizi Skyscanner üzerinden giderek Aegean Airlines’tan aldık. 2 Haziran 16.00 gidiş ve 5 Haziran 19.00 dönüş olarak, İstanbul Havalimanından. Konaklama AIRBNB’yi kullandık. En büyük odak noktamız Meteora’ya gitmek olduğu için onun gününü netleştirip biletini TRAINOSE’den ayarladık, 100 Euro civarı tutmasını hesapladığımız biletler 58 Euro tuttu, sanıyoruz ki gidiş-dönüş aynı anda aldığınızda indirim yapıyorlar 😊
Hazırlıklar tamam olduğuna göre yola çıkabilirdik.
İstanbul Havalimanından 1,5 saatlik uçuşun sonunda Atina Eleftherios Venizelos Havalimanına vardık. Konaklama yerimiz Exarchia’da Tasos’un evi. Merkezden (Syntagma) yürüyerek 20 dk. Havalimanından merkeze gitmek için metro, yerel tren, otobüs veya KTEL servislerini kullanabilirsiniz. En uygunu otobüs (X95) olduğu için onu seçtik.
Akşam yemeği için Plaka bölgesindeydik. Kaldığımız evden yürüyerek 30 dk civarı.. Küçük bir tur atıp Yasemia isimli bir cafeye oturduk. Aynı sokak üzerinde sıralı cafe ve tavernalar var. Biz öneri üzerine gitmiştik, oldukça da memnun kaldık. Greek salad, Beetroot salad, sangria ve güzel hava..Ve gecenin sonu..
Gün sonu 22342 adım..
2. GÜN
Evin altındaki süpermarketten kahvaltılıkları alıp kahvaltımızı ettikten sonra o günü Atina’yı keşfe ayırdık.
İlk durağımız Arkeoloji Müzesi oldu. Gezimiz 2 saat sürdü. İçeride tarih içinden tarih çıkıyor. 5.yüzyıldan 16.-17.yüzyıla uzanan bir uygarlık gelişimi..Hayranlıkla her detayını inceleyeceğiniz heykeller bizim en çok vakit geçirdiğimiz bölüm oldu..Kısacası ilk durağımız oldukça büyük ve etkileyiciydi 🙂
Sonrasında Monastraki’ye doğru çıkarken Nancy’s Sweethome’da tatlı molası verdik, tercihlerimiz Nancy’s Sweethome cake ve Nest of wild cherries oldu. Kek tam bir efsane ancak tek başına yemek için ağır bir tatlı, denemeye değer..Diğeri ise biraz fazla şerbetli geldi, diğer seçeneklere yöneliniz!
Sıra güzel Monastraki meydanına geldi… Akropolis’e karşı bir fotoğraf, Hadrianus Kütüphanesi, Roma Agorası; Pantainos Kütüphanesi ve Akropolis tabelasını takip ederek yukarı tırmanış..Tam öğle vaktine denk geldiğimiz için Akropolis’i akşamüstüne bıraktık.
Rotayı National Gardens’a çevirdik, oturup bir nefes almak ve yeşilin tadını çıkarmak için mutlaka turlayın. Hemen çıkışında Panathenaic Stadium’a uğrayıp en son 2004 yılı olimpiyatlarına ev sahipliği yapmış bu yeri de görüp Zeus tapınağına ve Hadrian kemerine geçebilirsiniz. Biz bu rotanın tamamını gezerken gözlemledik, alanların içerisinde gezmedik ancak vaktiniz varsa ve özel ilgi alanınız ise stadyuma veya arkeolojik alana girmek ilginizi çekebilir.
Sıra tekrar Akropolis’e geldiğinde içerdeki hiçbir yönlendirme tabelasını es geçmeyin, doğu-batı kısmı gibi tabelalar var hepsi sizi manzaranın başka açılarına yönlendirecek, en tepede ise Atina’ya 360 derece bakacak ve doyamayacaksınız 😍
Gün sonunu tavernada getirdik, Plaka bölgesinde Eski Stamatopoulos Tavernası..Kesinlikle listeye yazın, ortamı çok güzel, arkada canlı çalan Yunan şarkıları ise keyfe keyif katıyor..Fiyatları da tl’ye çevirmezseniz makul 😁 1er bardak ouzo, greek salad, souvlaki ve kuzu tandır oldu tercihlerimiz. Souvlaki biraz standarttı ancak kuzu on numaraydı diyebiliriz.
Gün sonu 32636 adım..
3.GÜN
Bu günümüzü tamamen Meteora’ya ayırdık. Gezimizin detaylarına Meteora yazımızdan ulaşabilirsiniz 😊
Gün sonunda şehre vardığımızda Monastraki’ye gittik, gyros ve souvlaki arayışındayız. Avrupa’da domuz dışı et bulmak daha kolay ancak bizim gördüğümüz kadarıyla Yunanistan’da bu durum biraz daha farklı. İkimize de tek başına ağır gelen bir et olduğundan sadece domuz etinden yapılmış bir şeyi rahat yiyemiyoruz. Neyse ki Quick Pitta isimli mekan imdadımıza yetişti. Lezzeti ise bizimkiler dönere neden yoğurt koymuyor sorusunu düşündürtecek cinstendi 😍
Geceyi ise Six Dogs isimli saklı bir bahçede kokteyl (Flower Dance) ve İtalyan birası ile tamamladık. Romantik ve sakin olarak niteleyebiliceğimiz bu mekana da bir uğrayıp yorgunluk atın deriz.
Gün sonu 22446 adım..
4.GÜN
Veeee yüzme günü 😎 Kahvaltımızı evde yapıp, Exarchia’yı turlayıp, Berkin Elvan anıtına bakıp biraz gözlerimiz dolu dolu Glyfada tarafında Bolivar Beach’e yola çıktık. Yere karar verişimiz biraz zahmetli oldu. Atina yüzmeye çok elverişli değil bizim gözümüzde, klasik Yunanistan fotoğraflarındaki sahiller çünkü hayalimiz..Kum istiyoruz, mavi su istiyoruz, dalga istemiyoruz vs..Kendimize uygun 4 şıkka indirmiştik konuyu, ilki feribot ile Pireus’tan geçilen Agistri, ikincisi yaklaşık 45-50 dk toplu taşıma ile gidilen Vouliagmeni plajı, üçüncüsü yine aynı mesafedeki Vouliagmeni gölü ve dördüncüsü Glyfada plajlarıydı. Vakit kısıtlılığı, araba kiralamakla uğraşmama isteği ve ulaşım kolaylığı bizi Glyfada Kalamaki’deki Bolivar’a yöneltti. Syntagma’dan Tram 5 ile direk olarak gidebiliyorsunuz. Kalamaki’de inip 100 metre kadar yürüdüğünüzde keyif sizin 👍 Yaklaşık 35-40 dk civarı ulaşım süresi. Giriş 6 euro, şezlong + şemsiye 2 euro..Giriş ücreti zorunlu diğerleri değil..Tam beklentimizi karşılayan yeri bulduk keyfini çıkardık ve uçağımız için dönüşe geçtik. Yine X95 ile yaklaşık 1 saatlik yolculuk sonunda havalimanındaydık. Non-EU kısmı biz dönerken oldukça kalabalıktı bu nedenle özellikle yoğun sezonlarda kesin 2 saat önceden orada olmanızı öneririz..
Gün sonu 18002 adım + 45 dk yüzme..
Not 1: Ermou caddesi alışveriş yapmak isterseniz uygun, biz boydan boya bir kez yürüdük yolumuzun üstüne denk getirip. Not 2: Flea Market (Monastraki) vakit yaratıp gidemedik ama aklımız kaldı. Not 3: Atina’da çeşmelerden su içilebiliyor. Zaten her yerde de ikram ediliyor, su arama derdine çok girmeyin. Marketlerdeki suları da bizimkiler gibi, gazsız. Not 4: Atina’da gezilecek yerlerin çoğu ücretli ancak Athens City Pass ile bu yerlerin çoğuna daha uygun fiyata ve ekstra bir ücret ödemeden girebiliyorsunuz. Not 5: Biz Tasos’un ev sahipliğine bayıldık. Konakladığımız bölge Atina’nın genelinden biraz farklı kabul ediliyor, insan profili açısından karışık. Merkeze ise ne çok yakın ne de çok uzak. Evin rahatlığı, ev sahiplerinin ilgisi ve sıcaklığı size evinizde gibi hissettiriyor. Atina’da konaklama listenizde ilk sıralara koyabilirsiniz.
Diyetisyen Notu: Tüm tatil sonunda ortalama 3700 kalori harcamış oluyorsunuz, bu da normal bir beslenme düzeniyle gezinizi tamamladığınızda vereceğiniz 500-550 grama denk geliyor 😬