Brugge Gezi Rehberi

Bu yazımızda size Avrupa’nın gerçek manada çikolata kokan şehrinden bahsedeceğiz 🍫

Mart ayında yaptığımız gezimizi aslında her mevsim ve kısa ya da uzun süreli yapmak mümkün. Sadece Brugge’e gidebileceğiniz gibi Brüksel – Brugge – Ghent turu da yapabilirsiniz.

ULAŞIM

Brugge’e ulaşım için en yakın havalimanı Brüksel’de bulunuyor. Uygun fiyatlı uçuşların olduğu Charlorie Havalimanı. Biletlerinizi aldıktan sonra “busradar” üzerinden de tüm otobüs ve tren biletlerinizi ayarlayabilirsiniz. Flibco ,Flixbus , Omio üzerinden de biletleri ayarlamak mümkün.Biz Charlorie Havalimanı’ndan Flibco ile Brugge’e geçtik. İstanbul-Brüksel arası uçuş 3 saat 30 dk sürüyor, Charlorie Havalimanı-Brugge arası otobüs de 2 saat 10 dk sürüyor direkt gidiş olursa. İkisi arasında bekleme payı olabilir. Biz 14.00 uçağı ile gitmiş 17.00 otobüsüne binmiştik.

KONAKLAMA

BRUGGE’DE OTEL ARAYIN :))

Konaklamak için oldukça merkezi olan Ibis Budget Brugge Centrum Station ’ı tercih ettik. Flixbus’ın indirme noktasına yürüme mesafesinde; Brugge merkez tren istasyonunun yanı başında. Standart odası tercihimiz oldu. Biraz küçük-orta karar bir oda; TV yok ama 1 gececik yatmaya gittiğimiz için pek takılmadık. Temizlik, ilgi alaka, konum oldukça iyi. Kahvaltı tercih etmedik.

Çift kişilik odasında yer bulabilseydik tercihimiz Snuffle Hostel olacaktı. Konumu Brugge’un gezilecek alanlarının içinde, Enes Erasmus’a gittiğinde burada konaklamış ve çok sevmişti. Sonrasında arkadaşlarımıza önerdik, onlar da çok memnun kaldılar.

Diğer önerilerimiz:

  • St Christopher’s Inn The Bauhaus
  • Charlie Rockets

GEZİLECEK YERLER

📷 Markt meydanı – Brugge’ün tam merkezi. Çan kulesi (Belfort), bölge mahkemesi binası, rengarenk binaları ve cafeleri ile turunuzu başlatabileceğiniz nokta. Faytonlar ile gezilerin de başlangıç noktası.

📷 Burg meydanı – Brugge’ün yönetim merkezi; Markt Meydanının hemen orada. Belediye binası, polis teşkilat binası, sanat müzesi ve Kutsal Kan Bazilikasına ev sahipliği yapıyor.

📷 Kutsal Kan Bazilikası – 2 kilise bir arada. Oldukça değerli eserlere de ev sahipliği yapıyor.

📷 Begijnhof – Brugge’ün açık ara en huzurlu yeri.

📷 St.Jan Hastanesi – Günümüzde sağlık müzesi olarak kullanılan 800 yıllık bir hastane.

📷 Yel değirmenleri (Sint-Janshuismolen) – 1770 yılında yapılan ve hala un üretiminde kullanılan tek değirmen.

📷 Minnewaterpark (Lake of Love) – Minna ve Stromberg’ün aşk efsanesiyle anılan park ve göl. Brugge’ün en güzel yerlerinden.

📷 ***Çikolata müzesi + Kızartma müzesi + Bira müzesi – Markt yakınlarında ünlü lezzetlerin müzelerini bulabilirsiniz. Bizim gezi planımızda yoktu.

📷 ***Koningin Astridpark – Burası bir manastır bahçesi ancak manastır artık yok. Genelde çocuklu aileler için önerilen bir park. Bizim gezi planımızda yoktu.

📷 ***St.James’ Kilisesi – Gothic mimarinin 1240’ta yapılmış bir örneği. St. Jacob’s Church olarak da biliniyor. Bizim gezi planımızda yoktu.

📷 Tüm sokakları – Gezin, her yerini gezin!

*** Daha fazla vakti olanlar için gezilmesini öneririz 😉

Küçücük bir şehir olması ve her yerin iç içe bulunması sayesinde tüm noktaları rahatlıkla gezebiliyorsunuz. Aralarda saklanmış güzel evler ve manzaralar için ise sokaklara bir dalıp çıkmak gerekiyor.

YEME – İÇME

Kriek Max içmeden, sokakta soslu patates yemeden ve midye-patates keyfi yapmadan dönmeyin mesela bizce 😎

🍴 House of Waffles: İlk waffle deneyimimizin oldukça lezzetli sonuçlandığı yer. Hemen Markt’a çıkan yol üzerinde.

🍴 Ginger Bread Cafe: Kahvaltı için tercihimiz oldu. Türk kahvaltısına oldukça yakın, çok tatlı ve lezzetli bir kahvaltı yapabilirsiniz.

🍴 Chez Albert: Brugge’ün en meşhurlarından. Meşhur olmanın da hakkını veriyor. Burada da yedikten sonra anlıyoruz ki bizim wafflelardan gerçekten farklı waffleları. Daha çıtır daha tatlı, ne bilelim bi güzel yani 🤩

🍴 EspressoBar: I Love Coffee – Kahve molasııı ❤

🍴 The Potato Bar: Midye, patates ve vişneli biranın ortak noktası. Patatesin üzerine istediğiniz malzeme ve sos ile siparişinizi verip keyifle yiyorsunuz.

🍴 Leonidas: En meşhur çikolatacıları.

🍴 Dumon: Çikolataları gerçekten çok lezzetli. Enes Erasmus’tan dönerken bana buradan almıştı çikolataları; hala tadı damağımdadır.

🍴 Stefs: Bizim bu gidişimizde denediğimiz çikolatacı. Galiba çikolatayı kötü yapan bir yer yok burada 😄

👫 Bizim gibi hafta sonu tatiline gideceklere bizimki gibi bir gezi planı önerebiliriz.

1. GÜN

İlk günümüz geç bir saatte başladı; otele varıp çıkmamız 19.30-20.00’i buldu. Hemen Markt Meydanına doğru yürüyüşe çıktık. Mevsim itibariyle biraz ıssız, biraz ıslak ama yine de güzeldi✨

Akşam yemeğimiz meşhur soslu patatesleri ve tabi ki waffle oldu 😉 Waffle’ı “House of Waffles”tan aldık. Oldukça iyi bir başlangıçtı. Sonrasında Markt meydanını turlayıp, nerelerde neler var diye bakıp alışveriş caddesi üzerinden otele döndük.

2. GÜN

Uzun bir gün olacağı için ilk işimiz güzel bir kahvaltı oldu. Ginger Bread Cafe’de içimize aşırı sinen kahvaltımızı yapıp hemen turlamaya başladık.

Yine ilk adres Markt Meydanı ve Belfort Tower oldu. Çan Kulesi (Belfort) Brugge’e kuşbakışı bakabileceğiniz nokta, bu keyif için 366 basamak çıkmak ve bir ücret ödemek gerekiyor. Belfort’tan çıktığınızda sizi at arabalı bir meydan, Brugge’un klasik mimari yapısı ve kalabalık karşılıyor.

Burg ise sıradaki meydanımız. Markt’ın kardeş meydanı gibi hemen yanıbaşında. Bu küçük meydanda Kutsal Kan Bazilikası ziyaret noktamız oldu. Küçük ama gösterişli. Gezmesi çok vakit almıyor; listeye alınmalı. Meydandaki kemerli yoldan geçerek gezintimize devam ettik. Yol üzerinde küçük dükkanlar, vitrinlerinde çeşit çeşit el işleri ve danteller var. Brugge’ün diğer meşhur parçaları.

Yürüyüşümüze Meestraad Köprüsü ile devam edip nehri boydan boya turladık. Meestraad Köprüsü kanal manzarasının en güzel olduğu noktalardan biri 📷 Fotoğraf kısmını halledip meşhur Quay of the Rosary’nin orada küçük başka bir fotoğraf molası verdik. Burası da Brugge’ün en çok fotoğraflanan noktalarından. Eskiden bir “tuz ticareti limanı” olan bu yer şimdi birçok tekne turunun başlangıç noktası. Hem sabah hem akşam fotoğraflama şansımız oldu. 2 nehrin birleştiği ve Brugge’ün klasik binalarını sıra sıra barındıran bu nokta fotoğraflamak için gerçekten uygun.

Rotamız Onze Lieve Vrouw (Our Lady Church) ve Sint-Jan Hastanesi. Sint-Janshospitaal 800 yıllık bir geçmişe sahip. Eski dönemlerde seyyahları, gezginleri ve fakirleri tedavi amacıyla kullanılmış. Bugün ise hastanenin bahçesinde turlayabilir ve içerisindeki sağlık müzesini, eczanesini, şapelini gezebilirsiniz. 2019 yılı fiyatı 12 Euro.

Buradan sonra da Enes’in beni en çok götürmek istediği yere Begijnhof’a doğru yürüyüşe çıktık. Stadsbestuur van Brugge ve Malpertuske’nin oradan geçip Zonnekemeers – Walplein – Wijngaardplein rotası üzerinden bir sürü tatlış dükkan eşliğinde kuğularla dolu bir parka ve oradan da Begijnhof’un girişi olan Sashuis’e vardık. Begijnhof bambaşka bir dünya. Brugge içinde huzurdan daha huzurlu bir bahçe, bembeyaz evler ve çiçekler, uzun uzun ağaçlar ile karşılıyor sizi burası. Begijnhof 1245 yılında “Beguin”lerin yani manastır dışında yaşamak isteyen bekar veya dul dindar kadınların/rahibelerin yaşam alanı olarak kurulmuş. Günümüzde artık beguin kalmamış olsa da St. Benedict Tarikatına bağlı kadınların yaşadığı bir alan burası. Dolayısıyla gezerken sessiz olunması gerekiyor, şehirde bulabileceğiniz en huzurlu yer olmasının sebebi de bu 💕 Alan içinde bir kilise, müze olarak beguin evlerinin bir örneği ve hediyelik eşya alabileceğiniz bir yer var.

Minnewaterpark hemen yanıbaşında isterseniz hemen oraya geçebilirsiniz, biz sona bırakmayı tercih ettik. Küçük bir ara öğün molası verip sokaklarda dolanmaya başladık. Espresso Lab’da kahve molası sonrası Kruispoort’a gittik. Buranın devamı sizi daha modern bir şehre bağlıyor. 2 defa yok edilen bu kapıdan 3.kez yapılan günümüze kalan🙈

Hemen yanında ise 3 adet değirmen var. Hollanda – Belçika gibi ülkelerin simgesi adeta değirmenler. Sint-Janshuismolen halen kullanılmakta olan. Diğerleri ise ona benzer inşa edilmiş ancak kullanılmıyor ve gezilemiyorlar. Buradaki fotoğraf molamızdan sonra sokaklarda kaybola kaybola merkeze yemeğe geçtik. En son Minnewaterpark’a yürüdük. Böylesi güzel manzaralı park da zor bulunur gerçekten, kendinden romantik bir oluşum 😍 Aşırı romantizm yüklenip Gent’e gidecek trenimize yetişmek üzere adımlarımızı hızlandırıyoruz.

Gezinizin tüm detayları için https://www.visitbruges.be/en sitesi de oldukça faydalı olacaktır.

Brugge’den ayrılma vakti geldiyse buraya tıklayarak Ghent gezi rehberimizi okuyabilirsiniz.

Bizi buraya tıklayarak instagramdan da takip etmeyi unutmayın😍

Keyifli geziler🎈

Sevgiler,

H&E

Ghent Gezi Rehberi

Belçika’nın Gotik ve Romanesk mimarili şehri Gent. Burayı ziyaret ettiğinizde kendinizi bir orta çağ şehrinde hissedecek ve gezerken UNESCO Dünya Mirası listesindeki birkaç yapıya da denk geleceksiniz.

ULAŞIM

Gent, Scheldt ve Leie nehirlerinin birleştiği noktada doğan bir şehir. İsim temeli Keltçe’de “birleşme” anlamına gelen Ganda’dan geliyor.

Gent’e ister Brüksel havalimanından isterseniz de Brugge’den tren veya otobüs ile ulaşabilirsiniz. Gent-Sint-Pieters veya Gent-Dampoort ‘tan birini varış noktası olarak seçebilirsiniz. Dampoort merkeze daha yakın.

Bizim tercihimiz uygunluğu ve hızı açısından trenden ve Gent-Sint-Pieters‘ten yana oldu. Brugge Merkez Tren Gar’ından 30-35 dk sonunda Ghent Sint Pieters’e vardığınızda tramvay ile merkeze varmak mümkün. Hava güzel olunca merkeze yürüyerek gittik. Bu yürüyüş yaklaşık 25-30 dk sürüyor. Tramvay kullanacak olanlar için 1 ve 2 numaralı tramvaylar sizi merkeze götürecektir.

KONAKLAMA

GHENT’TE OTEL ARAYIN :))

Konaklama için tercihimiz ise tam merkezdeki Ibıs Gent Centrum St Baafs Kathedraal oldu. Kahvaltı tercih etmedik, “standart çift kişilik” oda tipini seçtik. Yarım saatlik yürüyüşümüzün sonunda otelin yerinin aşırı güzelliği ve odamızın kocaman bir katedral ve UNESCO Dünya Mirası listesindeki çan kulesinin de bulunduğu meydan manzarası ile karşılaştık. Temizlik, ilgi alaka, konum, rahatlık, manzara hepsi yüksek puan alır.

Konaklama için tercih edebileceğiniz diğer yerler:

  • Hostel Uppelink
  • B&B Hotel Gent Centrum
  • Ibis budget Gent Centrum Dampoort
  • Novotel Gent Centrum
  • Hotel Flandria – Centrum

GEZİLECEK YERLER

📷 Gravensteen – Flandre’de hendek ve büyük oranda sağlam savunma sistemi bulunan günümüze kalmış tek ortaçağ kalesi.

📷 St. Bavo Katedrali – Gent’in eski bölge kilisesi. Romanesk mimariden gotik mimariye dönüştürülmüş değerli parçalar taşıyan bir katedral. Sadece Gent şenliklerinde tepeye çıkmak mümkün oluyor.

📷 Ghent Çan Kulesi – Adeta Gent’in kalbi ve UNESCO Dünya Mirası listesinde.

📷 St. Nicholas’ Kilisesi – Gent’in mimari yapısı ve özellikleriyle öne çıkan kilisesi.

📷 Graffiti Sokağı – Gent’in özgür yanını yansıtan sokağı. Vaktiniz varsa gezilir 🙂

📷 Stadshal / City Pavillion – Merkezde oldukça modern bir yapı olarak karşınıza çıkıyor. Marketlere, konserlere, dans gösterilerine ev sahipliği yapıyor.

📷 Achtersikkel – Ismi aristokrat Sickelen ailesinden gelmektedir. Günümüzde zaman zaman Müzik akademisinden gelen güzel müziklerin eşlik ettiği huzurlu ortam için görülmesi tercih ediliyor.

📷 Graslei ve Korenlei – Leie nehrinin bir tarafı Graslei bir tarafı Korenlei. Korenmarkt Graslei tarafında kalıyor. Birinden diğerine geçerken çok güzel bir manzara sizi bekliyor.

📷 Korenmarkt – Gent’in tarihi merkezi. Her şeyi bulabileceğiniz ana noktası. Yemek yerleri, barlar, cafeler, kitapçılar ve daha fazlası hep bu bölge ve yakınında.

📷 Vrijdagmarkt – 1863’e kadar idamlar için kullanılan bu meydan şimdi eğlenceler ve pazarlar için kullanılıyor.

📷 St. Michael’s Köprüsü – Gent’in en güzel manzarası için, Graslei’den Korenlei’ye kısa bir yolculuk için yolunuzu düşürün. Hemen yanındaki 11.yüzyıldan kalma ST. MICHAEL’S KİLİSESİ de oldukça etkileyici bir mimaride.

📷 ***Kasteel Van Ooidonk – 2 kez yağmalanmış ve yok edilmiş olmasına rağmen restorasyonlarla Rönesans tarzı mimaride bir kale olarak varlığını sürdürüyor. Roodenbeke Kontu ve ailesi tarafından hala kullanılmakta. Giriş ücretli. 2019 yılı fiyatları yetişkin 10 Euro, 12 yaşa kadar 3 Euro.

📷 ***Citadelpark – Avrupa’nın en büyük, en modern ve en eski parklarından biri. Birçok etkinliğe de ev sahipliği yapıyor.

📷 ***Holy Corner – Gent’in Begijnhofu. 3 farklı Beguin yaşam alanından merkeze en yakın olanı.

📷 ***St. Bavo’s Abbey – 1540 yılında, Gent ayaklanmasının intikamı amacıyla İmparator Charles V manastırın yıkılmasını emretmiş. Çevredeki köy de korunmamış. Bu acımasız karar (“Concessio Carolina”), güvenlik için manastırın yerine bir İspanyol kalesinin inşa edilmesini zorunlu kılmış.

📷 ***House of Alijn – Istanbuldaki oyuncak müzesine benzer bir konsept. Özellikle çocuklu aileler için önerilmiş.

*** Daha fazla vakti olanlar için gezilmesini öneririz 😉

YEME-İÇME

Mutfaklarında yüksek oranda Fransız esintileri oldupu söyleniyor. Çok kısa kaldığımız için bizim pek deneyimleme şansımız olmadı.

Şuan bulamasak da Pick Nick Pizzeria diye bir yerde güzel bir pizza yemiş ve Gent’in en küçük kafesi olan ‘t Galgenhuisje ‘de kahve içmiştik. Kalan her şey patisserie 😅

Araştırıp bulduklarımızdan ise şunlar aklımızda kaldı:

  • Souplounge
  • Bridge
  • ‘t Vosken
  • Du Progres
  • Osteria Delicati

Gent’i 24 saat bile olmayan bir sürede gezdiğimiz için rotamızı özetleyelim istedik 🙋‍♀️🙋‍♂️

Minik bir şehir olduğu için neredeyse her yeri ilk geceden gördük 😅 Gece manzarasında en etkileyici olanlar tabi ki oda manzaramızı da oluşturan katedraller, çan kulesi ve gece turumuz sırasında gittiğimiz Gravensteen Kalesiydi.

Aynı akşam Stadshal’u da gördük ve mini bir konserle bizi karşıladı.

Stadshal ve Korenmarkt civarında sokaklar çeşit çeşit mekanlarla dolu. Bir ona bir ona bakarken zaman akıp geçiyor. Yemek ve kahve gibi aktiviteler için bakınmanız gereken alan da burası ama tabi ki erken saatte kapatan çok fazla yer var, aklınızda bulunsun.Ertesi günün sabahı çan sesleri ile uyanıp kahvaltı için kendimizi dışarı attık ama bir Avrupa klasiği olarak pazar erken saatte hiçbir yer açmıyor🙈 Vakit geçsin diye günlük turumuza başladık. St. Nicholas’ Kilisesi, çan kulesi ve St. Bavo Kathedrali sonrası Reep’e doğru yürüdük. Oradan Sint-Jacobskerk, Vrijdagmarkt , Graffiti Sokağı, Stadshal ve Korenmarkt rotasını izledik. Gördüğümüz her yapı birbirinden güzeldi. Özellikle gotik mimarilere her zaman hayran olmuşuzdur. Graffiti Sokağı ise olmazsa olmaz değil, çizimler fazlasıyla karışmış, birçok noktada karalama halini almış ne yazık ki.

Kilise-katedraller dahil beklediğimiz cafe-pastaneler de açılmadığından Korenlei tarafına geçmeye karar verdik Korenmarkt’a vardığımızda. St. Michael’s Köprüsüne geldik ve dört bir yanımız Gent mirasları ile doldu. Gravensteen, Eski Balık Pazarı, kilise ve katedrallerin kuleleri..Hepsini aynı anda görebileceğiniz tek nokta burası 📷 Veee dolanırken St. Michael’s Kilisesinin önündeki küçük pazar alanında seyyar bir manav, peynirci ve pastane bulduk. Pastaneden yiyeceklerimizi aldık ve Korenmarkt’a geçip kahvaltı kısmını da hallettik. Pastanede tatlılar tuzlular ekmekler hepsi birbirinden güzeldi 😋🤩

Gent’ten ayrılmadan önce marketten Belçika peynirimizi de alıp 2 numaralı tramvay ile dönüşe geçtik. Bilet makineleri meydanda mevcut, sadece bozuk para ile alabiliyorsunuz.

Brugge ve Gent’te geçirdiğimiz hafta sonunun böylece sonuna geldik. Brugge yazımıza da buraya tıklayarak göz atabilirsiniz.

Gezinizin tüm detayları için https://visit.gent.be/en sitesi de oldukça faydalı olacaktır.

Bizi buraya tıklayarak instagramdan da takip etmeyi unutmayın😍

Keyifli geziler 🎈

Sevgiler,

H&E