Safranbolu Gezi Rehberi

Yasaklar sonrası covid ile ilk tatilimizi Safranbolu’da yapmış ve UNESCO Dünya Mirası Listesi’ndeki görülecek yerler listemize bir tik daha atmıştık. Cumartesi iş çıkışı koyulduk yola ve ver elini Safranbolu. 4 saatlik bir araba yolculuğu sonunda Karadeniz sınırları içindeydik 🌲 Her ne kadar Karadeniz sınırları da olsa yaz döneminde oldukça sıcak. 42 derece gördük. O yüzden bahar aylarını tercih edebilirsiniz, aklınızda bulunsun 😉

ULAŞIM

Özel aracınız yoksa tercihiniz Safranbolu’ya ulaşım sağlayan otobüs şirketleri olabilir.

İstanbul’dan ulaşım ortalama 4 saat sürüyor.

KONAKLAMA

SAFRANBOLU’DA OTEL ARAYIN :))

Bizim tercihimiz kısmen merkezi sayılabilecek konumu (araçla 5 dk), covidden dolayı zincir otel arayışımız ve fiyat uygunluğu sebebiyle Hilton Garden Inn oldu. Kahvaltı dahil değildi. Otel her zamanki kalitede, temiz ve rahattı. Şehrin mimari yapısına uygun yapılmış olması çok hoş bir detaydı.

😴 Diğer popüler konaklama önerilerimiz:

– Hanedan Konak

– Safranbolu Seyir Konak

– Yorgancıoğlu Konak

YEME – İÇME

Önce Safranbolu’nun tatlarından bahsedelim 🙋🏻‍♀️🙋🏻‍♂️

– Peruhi: İçi yoğurtlu bir çeşit mantı. Çevremizde kimse (yerlisi dahil) önermedi ne yazık ki 🙈 Onun yerine Rum Mantısı yedirdiler.

– Rum Mantısı: Kuşbaşı et ile yapılan, yoğurtsuz servis edilen bir mantı. Et severler için güzel bir tat.

– Bükme: Yöresel bir pide çeşidi. Kavrulmuş soğan, kıyma ve ıspanakla yapılıyor.

– Kuyu Kebabı

– Yaprak Dolması: Mini mini oluyor ve güveçte yapılıyor.

– Cevizli Yayım: Cevizli erişte 😉

– Safranlı Zerde

– Susamsız Simit: Cimitsiz simit veya kel simit olarak da anılan simit çeşidi.

– Bağlar Gazozu: Safranbolu’nun yöresel gazozu. Çook lezzetli.

– Safranlı Lokum: En meşhuru İmren. Biz çarşıda denediğimiz Şekerci Hamzazade’den aldık, o da oldukça güzel.

😋 Restoran – cafe önerilerimize gelecek olursak da;

Atiş Butik Restorant

Yemek için tercihimizdi. Yaprak sarma, Rum mantısı (yöresel mantıları olan Peruhi yerine onu önerdiler) ve bükme yedik. Bir de olmazsa olmaz Bağlar Gazozu içtik. Yiyip içtiğimiz her şeyi çok beğendik.

– Tarihi Safranbolu Fırını (Çarşının girişinde)

Susamsız simit için adresiniz burası olmalı.

– Topçuoğlu Et Restoran

Çok önerildi ama Atiş’i tercih etmiş bulunduk.

– Kadıoğlu Şehzade Sofrası

Gideceğimiz şubesinde yangın çıkmıştı maalesef, kapalıydı. Çarşı tarafında bir tane daha var.

– Cezve Kahve

Canlı müzik eşliğinde içebilirsiniz kahvenizi. Sunumları güzel, kahvenin yanında şerbet ve lokum da veriyorlar.

– Saraçoğlu Kahve

Safranbolu’nun en meşhur kahvecisi. Biz Cezve’yi daha çok sevdik sanki ama gitmişken ikisine de uğrayın.

Yemek için vaktimizin kalmadığı Safranbolu baklavası, kavurmalı keşkek, safranlı pilavda da aklımız kaldı 😎

GEZİLECEK YERLER

1. Eski Çarşı ve Tarihi Safranbolu Evleri

2. Hıdırlık Tepesi

Safranbolu’ya ilk gelen Türklerin yerleştiği, yağmur duası ile Hıdırellez kutlamaları yaptığı yer burası. Tüm Safranbolu’yu, tarihi evleri çeşitli açılardan görebileceğiniz bir seyir terası.

3. Kristal Teras ve Tokatlı Kanyonu

Kristal Cam Teras, hemen aşağısındaki Tokatlı Kanyonu ve İncekaya Su Kemeri de Safranbolu’ya yolunuz düştüğünde mutlaka uğramanız gereken yerlerden.

· Ulaşımı özel araç veya taksiyle sağlayabilirsiniz.Terasa geçiş 7 TL/kişi (2021). Kanyon için ücret yok. Özel araçla giderseniz hemen terasın karşısındaki otopark 5 TL. İleride ücretsiz otopark tabelası da vardı.

· Terasta manzarayı izleyip, cafede bir şeyler yiyip içebilir, kanyonda yürüyüş veya zipline gibi aktiviteler yapabilirsiniz.

· Terasın zemini ne yazık ki hiç korunmamış ve bozulmuş. Buna rağmen otoparka ve terasa istenen para biraz can sıkıyor. Hizmet olarak karşılığı yok gibi çünkü.

Yine de farklı bir deneyim ve kanyonun doğası, manzarası, kaya oluşumları harika. Gidip görmekte fayda var. Hava aşırı sıcak olduğu için kanyona inip çıkmayı gözümüz yemedi, vaktimiz de azalmıştı ama bahar döneminde giderseniz oraları da turlayın.,

4. Bulak Mencilis Mağarası

Mağara, Safranbolu merkezinden araçla 20 dk mesafede. Belli bir yerden sonra yemyeşil doğanın içinden dağa tırmana tırmana gidiyorsunuz. Yol düzgün. Ücretsiz park alanına arabayı bırakıp girişe geliyorsunuz. Müzekart geçerli değil. Tam 7.5 TL, öğrenci ise 5 TL (2020). Ödemenizi yaptıktan sonra sizi merdivenli hafif dik bir tırmanış bekliyor. Bu nedenle kıyafet, ayakkabı ve çanta ağırlığı konusunda hazırlıklı olun. Tırmanış sonunda bir cafe var 🍵 Bu alanda üniversite öğrencisi gönüllü rehberler belli sayıdaki grubu toplayıp mağaranın 200 metrelik kısmında anlatımları ile eşlik ediyorlar. Kalan 200 metre için de serbest zaman veriyorlar. Dönüş yolu fotoğraf çekimi için yeterli 📸 İçerisi 15 derece, deli dehşet bir sıcaktan sonra çok güzel gelse de üşütüyor, ona da hazırlıklı olun 🥶 Mağaranın tamamı geziye açık değil ve açılmayacakmış. Ancaaaak tamamını gezmek isterseniz – ki bu gezide sizi şelaleler, göller karşılayacak – özel olarak başvuruda bulunup 6-8 saat süren özel turlara katılabiliyorsunuz 🎡

5. Sırçalı Kanyonu

Biz kısıtlı zamanda tercihimizi Kristal Teras’tan yana kullandık. Ancak Sırçalı Kanyonu’nda da taş teras var. Vaktiniz olursa gitmenizi öneririz.

6. Ters Ev

Özellikle çocuklu ailelerin ilgisini çekebilir.

7. Yörük Köyü

Safranbolu’ya 11 km uzaklıktaki köy “Müze Köy” olarak da adlandırılıyor ve Safranbolu’nun küçük bir maketi olarak görülüyor.

8. Safran Tarlaları

Safranbolu’ya adını veren, dünya üzerindeki en kıymetli bitkilerden biri olan safran, Ekim-Kasım aylarında hasat ediliyor. Bu aylara yakın zamanlarda tarlaları ziyaret edebilirsiniz.

.

.

.

Safranbolu’nun ve yaklaşık 1.5 günlük gezimizin detayları bu şekilde🎈

Toparlarsak,

– Tarihi evleri görmeden,

– Arnavut kaldırımlı sokaklarda gezmeden,

– Safranlı lokum yemeden,

– Bağlar Gazozu içmeden,

– Kanyonlara uğramadan,

– Bulak Mencilis Mağarası’nı gezmeden dönmeyin 🎉

Keyifli tatiller,

Hazal&Enes

Çıralı/Olympos Gezi Rehberi

Çıralı, meşhur Olympos’un komşu sahili. Konaklama yerleri ve aslında plajları ayrı olsa da genelde bir olarak anılıyorlar.

Çıralı sahili, Olympos Antik Kent’e kadar olan geniş sahil kesimi. Çıralı ise bu sahilin arkasında kalan, Olympos’a göre biraz daha pahalı konaklama alternatiflerinin bulunduğu bölge. Olympos, camping ve bungalov ağırlıklı iken Çıralı benzer yerlerin biraz daha lüks versiyonlarını içeriyor. Yine de her iki bölgede de uygun fiyatlı tatil yapmak çok kolay 😎

Çıralı ve Olympos’tan lüks beklentiniz olması. Çok güzel bir denizi var; ancak hem çakıllı hem de genelde öğleden sonra dalgalanıyor. Şezlong, şemsiye yok; sadece bazı otellerin kendine özel alanı var. Duş ve kabin yok. Giderken bunlara hazırlıklı olmakta fayda var. Deniz ayakkabısı, konaklama yerinizin plajı yoksa şezlong, şemsiye vb..

Bir de carettaların yumurtlama alanı olduğu için plaj 20.00-20.30 arası boşaltılıyor ve gece sahilde hiç ışık olmuyor. Restorantlarda da sadece loş ışık kullanılıyor 🐢

ULAŞIM

Olympos-Çıralı bölgesine gelmek için özel araç veya Antalya otogardan dolmuşları kullanabilirsiniz. Hava yolu ile de gelseniz dolmuşlar için ilk önce otogara geçmeniz gerekiyor.

KONAKLAMA

ÇIRALI’DA OTEL ARAYIN :))

Biz San Simon Hotel’de konakladık. Denize de merkeze de yaklaşık 10 dk yürüme mesafesinde. Bizim beklentilerimizi çok karşılamadı; ancak uygun fiyatlı konaklama için düşünülebilir. Sahilde özel alanı ve şezlongu var, bu bir artı. Oda beklediğimiz gibi çıkmadı, sıcak sudan yana biraz sıkıntı yaşadık ve işletmeci çok kibar da olsa bilgilendirme kısmını biraz zayıf bulduk. Bahçesi güzel ama kesinlikle daha da güzelleştirilebilir. Kahvaltı da tatmin edici.

– Blue&White Hotel

– Hera Hotel ise bildiğimiz ve ilk önereceklerimiz olabilir.

Glamping isterseniz tek seçenek var; Campo Portakal Eco Glamping.

YEME – İÇME

Merkezde ve sahilde her bütçeye uygun yemek yerleri mevcut. Ağırlıklı salaş mekanlar var. Bizim denediklerimiz ve görüşlerimiz şu şekilde:

– Çıralı Restaurant: Ev yemeği gibi yiyebileceğiniz bir yer. Ortamı aslında çay bahçesi gibi ancak yemekler çook lezzetli. Mezeler, ikramlar, ana yemekler…Tam eski usul, bol zeytinyağlı ve lezzeti yerinde. Sebzeli makarna, pilav, imambayıldı, mücver tercihlerimizdi.

– Salih Pansiyon: Deniz molamızda gözleme yemeye gittik. Bahçede, ağaçlar altında güzel bir gözleme yiyebilirsiniz.

– Karakuş Restaurant: Lüks kategoriye sokabileceğimiz bir yer. Mezeler günlük yapılıyor. Lezzetler iyi. Cunda ezmesi, Girit babağı, et schnitzel, Çökertme kebabı ve San Sebastian tercihlerimiz oldu. Ana yemeklerin tuzu bize az geldi ama hepsi geçer not aldı.

– San Simon RestoBar: Lüks kategoriye sokabileceğimiz bir diğer yer. Konakladığımız otele bağlı, dolayısıyla indirim uygulanıyor. Hamburgeri de pizzayı da çok beğendik. Ortamı da güzel.

– The Beaver Coffee Shop: Panda Coffee (beyaz ve bitter çikolatalı kahve) içtik, güzeldi. İzmir bomba ortalama lezzetteydi. Ortamı güzel.

– İkiz Restaurant: Deniz börülcesi, şiş balık ve chef’s special fırın beyti yedik. Şiş balık aslında güzeldi; ancak porsiyonu küçüktü. Fırın beyti ise çok karışık lezzetler içeriyordu, çok sevemedik. Deniz börülcesi içimize sinerek beğendiğimiz tek şey olabilir.

GEZİLECEK YERLER

Antalya’da herhangi bir yere yolunuz düştüyse gezecek çokça yeriniz var demektir.

Olympos Antik Kenti: Çıralı sahilden veya içerideki yoldan yürüyerek ulaşabilirsiniz antik kente. Giriş ücreti 30 TL (2020), Müzekart geçerli. İçeride kilise, lahitler, soyluların oturduğu evlerin olduğu alan vb gezilecek bölümler var. Gezmesi 45-50 dk sürüyor, son giriş ise 19.00. Mutlaka görün deriz. Yeşil ve grinin uyumu karşılayacak sizi.

Yanartaş: Ulaşımı araçla/bisikletle, tepeye son 1 km kalaya kadar giderek yapabilirsiniz; buradan sonrası tırmanış. O yüzden ayağınızda rahat bir ayakkabı olması önemli. Son çıkış saati 20.00 olarak söyleniyor; ancak 20.00dan sonra da çıkılabiliyormuş. 20.00’ye kadar giriş ücreti 9 TL (2020). Sonrasında kontrol yok. Geç çıkmanın sıkıntısı çok karanlık olması. Hiç ışık yok. Daha erken gidecek bile olsanız dönüş için yanınızda mutlaka fener bulunsun. Çok beklentiniz olmasın. Özellikle kalabalık dönemde her ateşin başını birisi kapladığı için hayal ettiğiniz manzarayı göremiyorsunuz. Ama dünya üzerinde nadir yerlerden olduğu için gitmekte fayda var.

Göynük Kanyonu: Likya yolunun başlangıç noktası. Ulaşım için en iyisi özel araç. Aracınız yoksa dolmuşla Göynük tabelasında inip yürüyebilirsiniz. Giriş ücreti 11 TL (2020); ama body rafting ve/veya zipline yapacaksanız sizden bu ücret alınmıyor. Onun yerine body rafting (kanyon turu) için 80 TL (2020), 70 TL zipline veya her ikisini de yapacaksanız 130 TL ödeme yapıyorsunuz. Body rafting kesinlikle önerimiz, yapmazsanız kanyonu gezmiş sayılmazsınız, bizden söylemesi 😎 Girişten 15 dk mesafede yemek yerleri ve sizi asıl kanyon girişine götürecek jeepler var. 80 TL içine bu ulaşım ve koruyucu malzemeler dahil. Jeepler sizi kanyon girişine bırakıyor, giyiniyor ve kendinizi buzzzzzz gibi sulara bırakıyorsunuz. Yer yer yüzerek, yürüyerek ve tırmanarak kanyonun sonundaki şelaleye ulaşıyorsunuz. Dönüşte jeeple geldiğiniz yolu yürüyerek dönüyorsunuz, mesafe uzun ancak o kadar soğumuş oluyorsunuz ki yolun yokuş aşağı olması ile de rahatlıkla yürüyorsunuz. Fotoğraf için ise kanyon içinde fotoğrafçı var, 25 TL’ye tanesini veya 150 TL’ye (2020) tamamını alabilirsiniz çekilen fotoğraflarınızın.

Koylar Turu: Çıralı veya Adrasan’dan çıkışlı olarak yapabilirsiniz. Gidilen koyların bir kısmı farklı oluyor aradaki mesafeden dolayı.

Adrasan ve Suluada Turu: Suluada’ya sadece Adrasan’dan gidiliyor. Adrasan’a da dolmuş veya özel araçla ulaşım sağlayabilirsiniz. Biz Adrasan Ali Kaptan ile 110 TL’ye (2020) yapmıştık turu. 10.00-17.00 arası sürüyor genelde. Adadaki 4 koya, 1 mağaraya (akıntı uygun olursa gidiliyor) ve dönüş yolunda Adrasan’a yakın bir koya uğradık. Yemekler çok güzeldi. Tur keyifliydi. Adadaki koylar birbirinin aynısı gibi aslında ama deniz çok güzel; o yüzden her anı keyifli geliyor. Mağarayı ve yakınındaki yarığı gezmek ise turun ilgi çekici kısmı.

– Phaselis Antik Kenti: Araç kuyruğu nedeniyle bu tatilde girme şansımız olmayan ama önceden bildiğimiz ve sevdiğimiz bir yer. Denize de girebileceğiniz nadir antik kentlerden. Liman, agora, tiyatro gibi gezebileceğiniz alanları bulunuyor. Giriş ücreti 45 TL (2020), Müzekart geçerli.

– Tahtalı Teleferik

– Kaleiçi

– Düden Şelalesi

– Kurşunlu Şelalesi

– Köprülü Kanyon (Tazı Kanyonu)

Dönüş/gidiş yolunda ise Myra Antik Kenti, Patara Antik Kenti, Aspendos Antik Kenti, Salda ve Sagalassos Antik Kenti gibi ilgi çekici duraklara uğrayabilirsiniz 🚗

Bizim gezi özetimiz ise şu şekilde diyerek toparlayalım, size de bir rota çizmiş oluruz belki 🎈

1. GÜN

🚗Göcek – İztuzu sonrası en güzel manzaralı yolculuğu yaparak Çıralı’ya vardık. Plaj kapanmadan denize girip yemeğe çıktık. İlk yemeği Çıralı Restaurant’ta yedik. Kahve için ise Beaver’a gittik.

2. GÜN

⛵Sabah erkenden Adrasan’a yola çıktık. Çıralı – Adrasan arası araçla 1 saat. Keyifli bir tur sonrası dönüş yapıp akşam yemeği için San Simon RestoBar’a gittik.

3. GÜN

🌺Günü Çıralı plajda geçirdik. Öğlen yemeğini Salih Pansiyon’da yedik. Kapanışı Olympos Antik Kenti ve Karakuş Restaurant ile yaptık.

4. GÜN

🌄İstikamet Göynük Kanyonu. Günün neredeyse yarısını orada geçirdik. Dönüşte denize girmek ve gezmek için Phaselis Antik Kenti’ne uğradık; ancak araç kuyruğu nedeniyle giremedik. Denizi güzeldir, aklınızda bulunsun. O yüzden korona nedeniyle kapalı olan Robinson Çamyuva’nın plajına gittik dönüşte. Otel de denizi de çok güzeldir, ağırlıklı olarak Alman turistlere hizmet verir ama 5 yıldızlı otel konaklaması isteyenlere rahatlıkla önerebiliriz, belirtelim. Akşam yemek için ise İkiz Restaurant’a, tatlı için Asmaaltı’na gittik.

5. GÜN

🏛 Dönüş yolu öncesi küçük bir deniz keyfi yapıp yola çıktık. En görülesi antik kentlerin başında gelen büyüleyici Sagalassos’a gittik. Özel araçla ulaşabileceğiniz muhteşem bir antik kent. Girişi ücretli, Müzekart geçerli. Çok iyi korunmuş eserlerle dolu, kafanızda çok rahat eski günlerini canlandırabileceğiniz bir yer. Mutlaka gezin! Akşam yemeği için ise Afyon İkbal’de enfes bir sucuk molası verip evimize döndük.

Keyifli geziler 🎈

Sevgiler,

Hazal & Enes

Göcek Gezi Rehberi

2020 senesi, iyi mi kötü mü olduğu belli olmayan ama kötüye yakın bir sene olarak devam ederken en büyük ihtiyacımız hayalimizdeki yaz tatilini yaşayabilmekti ✈ Biraz daha izole bir tatil ihtiyacı bu senenin olmazsa olmazıydı; ama ev kiralayıp o şekilde tatil yapacak gibi de değildik. Hal böyle olunca en sakin tatil yapabileceğimiz yerleri düşünüp Göcek – İztuzu (Dalyan) – Çıralı – Sagalassos (Burdur) şeklinde bir rota izlemeye karar verdik.

DURAK 1: GÖCEK

Göcek, öyle 5 yıldızlı otellerle dolu bir yer değil. Bir Rixos bir de D-Resort mevcut büyük otel zinciri olarak. Onun dışında butik otel ve apartlarla dolu. Yazlıkçılık kavramına oldukça yakın bir yer.

“Otelden çık, denize gir” yeri de değil aslında Göcek; o nedenle günübirlik veya konaklamalı tekne turlarının merkezi denebilir burası için. Denize girebileceğiniz merkezde sadece Lime Beach Göcek ve D-Resort var, bunun dışında biraz daha uzakta İnlice Halk plajı ve tekne ile ulaşabileceğiniz Göcek Adası mevcut. Ana seçenek ise tekne kiralamak.

ULAŞIM

Göcek’e özel araç dışında otobüs ve uçakla ulaşım mümkün.

Otobüsle gelecekseniz önce Muğla ya da Fethiye merkeze ulaşarak oradan minibüs veya otobüslerle Göcek’e gelebilirsiniz.

Uçak ile ise en yakın havalimanı Dalaman. Buradan Havaş ile Fethiye yönüne, 23 TL (2020) ödeyerek gelebilir, yine minibüs veya otobüslerle Göcek’e geçebilirsiniz.

KONAKLAMA

GÖCEK’TE OTEL ARAYIN :))

Başta da bahsettiğimiz gibi 5 yıldızlı otel 2 tane, bunlara bütçeniz yetmiyorsa veya hayaliniz ye-iç-yat tatili değilse butik otel ve apartları tercih edebilirsiniz.

Çevredeki çoğu butik otel güzel görünüyordu. Puanları ve merkeze mesafeleri üzerinden seçim yapabilirsiniz. Bizim tercihimiz Olive Garden Apart Otel oldu. Merkeze yürüyerek 5-7 dk mesafede. Yani bizim otel ve çevresini tercih edebilirsiniz 🖐

Ortamı çok güzel. Bir baba ve 2 oğlu tarafından işletiliyor. Temizlik ve sosyal mesafe açısından içimize sindi. Merkeze yürüyerek 5 dk. Kahvaltı yeterli. Bahçesi çok güzel. Havuzda biri olduğunda biraz da gürültücü ise odalara çok ses geliyor; ancak bu durum dışında çok sakin, horoz ve kuzu sesi dışında ses yok. Otelin bir diğer imkanı ise bisiklet. Uygunluk olduğu sürece alıp dolaşabiliyorsunuz. Göcek’te bir yere gitmek isterseniz de yardımcı oluyorlar. Gittiğiniz yerde indirim sağlanabiliyor 😍 Bizim için keyifli bir konaklama idi, yine gitsek tercihimiz olabilir.

GÖCEK’TE YAPILACAKLAR

Tekne, tekne yine tekne 😬

Arabanız ve Göcek’te ikiden fazla gününüz var ise Dalyan ve Akyaka tarafına da günübirlik geziler yapabilirsiniz.

Bir gün Dalyan, İztuzu Plajı, Kaunos Antik kenti gezisi, bir gün Akyaka-Azmak gezisi, bir gün de tekne turu planlaması yapabilirsiniz. Ya da konaklama şansınız varsa Akyaka, Dalyan konaklamaları ve gezileri yaparak Göcek’e inebilirsiniz. Tercih sizin 😏😏

Bizim gibi 2 gece 2 gününüz var ise şimdi okuyacağınız gezimizi uygulayabilirsiniz 😍

1.GÜN

Sabah erkenden çıktığımız yolculukta öğleden sonra 3-4 gibi otelimize yerleşmiş olduk. İlk hedef tabi ki denize girmekti. Otelden destek aldığımızda 4 seçeneğimiz olduğunu öğrendik.

Göcek Adası (ancak sadece belli saatlerde tekne gittiği için seçemedik),

– İnlice Halk Plajı (kalabalık olur dendi),

– D-Resort plajı (aşırı pahalı dendi) ve

– Lime Beach Göcek. Tercihimiz son opsiyon oldu ve yola koyulduk 🚗

Lime Beach Göcek araçla 15 dk mesafedeydi, Rixos’tan sonraki marinaların sonunda sakin bir denize sahip olan beach. Giriş ücreti 100 TL/kişi başı (2020). Denizi güzel, hizmet güzel, erken gölgede kalıyor ve denize girişler iskeleden. Sadece müzik biraz yüksek geldi bize 🙈 Akşamları da restorant olarak hizmet veriyor, aklınızda bulunsun.

Akşam yemekten önce çarşıyı turlayıp yemek için ara sokakta, limon ağaçları ile dolu bir bahçede hizmet veren Köfteci Dursun Usta’ya gittik. Göcek’in en eskilerindenmiş. Porsiyonlar ve lezzet oldukça iyi. Hizmet ve çalışanlardan da memnun kaldık. Fiyatlar başta ortalama üstü gibi görünse de yemek geldiğinde hakkını veriyor. Mutlu mideler ile geceyi bitiriyoruz biz de ❤

2.GÜN

İstikamet tekne turu ⛵

Serdar SS Yatching ile çıktık tura. Gitmeden önce en çok tercih edilen tur tekneleri arasında bir araştırma yaptık. Fiyat aynıydı, 150 TL (2020). Tüm tekneler ortalama saat 10.00-18.00 arasında tamamlıyorlar gezilerini. “Peki o zaman neden Serdar SS?” derseniz korona nedeniyle kişi sayısı önceliğimizdi. Tekne büyük ve sadece 35 kişi alıyordu. Bir de yemeklerini çok övmüşlerdi. Bizim katıldığımız gün de 28 kişi vardı ve oldukça rahat ettik. Diğer teknelerin sık gitmediği koyları tercih etmeleri de ayrıca tercih sebebimiz oldu. Bu sayede çoğunluk biz bize yüzdük. Denizin ve doğanın tadını çıkarmamızı sağladı bu durum. Yemekler de övüldüğü kadar vardı, özellikle de balık sosu.

Turdaki koylar sırası ile şöyleydi Domuz Adası, Aşk Mağarası, Binlik Koyu, Hamam (Kleopatra) Koyu, Bedri Rahmi Koyu. Her bir yerin denizi ayrı güzel diyebiliriz. Mağara içinde veya suda kalmış hamam kalıntıları arasında yüzmek ve yürümek güzel deneyimler. Bedri Rahmi Koyu da doğası ve denizi gereği turun en güzellerinden.

Eğer ki bu kadarı bize yetmez, daha çok koy gezmek isteriz ve konaklamalı olabilir derseniz Göcek’te Bir Güneş’i önerebiliriz.

Gün sonunda akşam yemeği için de aklımızda Can veya Özcan Restorant vardı. Göcek’in en eskileri. Can Restorant’ı tercih ettik ama eskilerden olmasına rağmen bizi biraz üzdü. Ana yemekleri beğenmedik. Mezeler fena değildi. Ortamı güzel. Belki meze-balık yapanlar daha memnun kalıyordur bilemedik.

Yemek sonrası çıktığımız bisiklet turunda da Göcek Dondurmacısı’nda mola verdik. Dondurmaları gayet güzel, keçi sütlü. Aklınızda bulunsun 🍦

3.GÜN

Çıralı’ya geçme günümüzdü ve önce İztuzu Plajı’na gitmeye karar verdik. Araçla 1 saat mesafede ve yolu çok keyifli.

Plaja gidişin diğer yolu ise Dalyan’dan kalkan tekneler. Plaj ücretsiz ancak araçla giderseniz cüzi bir miktar alınıyor. 22.00-08.00 arası Carettaların yumurtlama alanı olduğu için plaja giriş yasak.

Deniz her zamanki gibi dalgalı ama tertemizdi. Sahilin genişliği avantaj, rahat oturabiliyor ve yüzebiliyorsunuz. Duş, WC, kabin, şezlong, şemsiye ve yemek alanı mevcut.

Plaj sonrası vaktiniz olursa Kaunos Antik Kenti ve Kral Mezarlarını gezebilir veya Radar Tepesi’ne manzarayı görmek için çıkabilirsiniz. Vaktimiz olmadığı için biz gidemedik. Her ikisine de araçla ulaşım sağlayabilirsiniz. Antik kent için diğer bir ulaşım şekli tekne, Dalyan’da tekne turu keyifli oluyor, o yüzden tercih edebilirsiniz. Antik kente giriş ücreti 14 TL (2020); Müzekart geçerli.

Plajdan sonra istikamet Çıralı. Dalyan-Çıralı arası yol ise muhteşem manzaralar eşliğinde yapacağınız 4 saatlik bir yolculuğu kapsıyor. Çıralı’da buluşmak üzere bu yazımızı sonlandırıyoruz🖐

Çıralı gezi yazımız için buraya tıklayınız.

Dalyan ve diğer gezilecek yerlerin içinde bulunduğu Fethiye Gezi Rehberi için buraya tıklayınız.

Keyifli geziler 🎈

Sevgiler,

H&E

Fethiye Gezi Rehberi

Fethiye’ye 3 kez yolum düştü; bir yaz ailecek, bir yaz 3 kız arkadaş ve en son da Enesle oldu. Enesle oturduk, konuştuk ve bu 3 geziden küçük bir özet çıkardık 😇

Fethiye (eski ismiyle Meğri), Muğla’nın güzel mi güzel bir ilçesi. Merkezi ayrı, Ölüdeniz’i ayrı, koyları ayrı güzel diyip başlayalım yazımıza🌞

ULAŞIM

Birçok yere olduğu gibi Fethiye’ye de özel araç, otobüs ve uçakla ulaşım mümkün.

Uçak ile ulaşımda Antalya ve Dalaman tercih ediliyor; ancak en yakın havalimanı Dalaman. Dalaman Havalimanı’ndan Fethiye otogara gitmek için ise Muttaş veya Havaş kullanabilirsiniz. Aynı yerden kalkıyorlar ve ücretleri de aynı.

Otogara ulaştıktan sonra merkez, Kabak, Ölüdeniz vb yerlere gitmek için otogarın dışındaki duraktan dolmuşa binebilirsiniz.

KONAKLAMA

FETHİYE’DE OTEL ARAYIN :))

Fethiye’nin çeşitli yerlerinde konaklayabilirsiniz. Yanıklar, Çalış, Fethiye merkez, Ölüdeniz, Kabak başlıcaları.

Fethiye merkezde konaklarsanız farklı yerlerde plaja gitmeniz gerekiyor. Diğer saydığım yerlerin kendi plajları mevcut. Özellikle Yanıklar ve Kabak’ta deniz dalgalı. Otel seçiminde bunları da göz önünde bulundurmak isteyebilirsiniz 😊

Lykia Botanika Beach & Fun Club: Otel, Yanıklar mevkiinde. “Ultra her şey dahil” konaklama yapabilirsiniz. Denize giden çok güzel ormanlık bir yolu var. Plajı geniş, ferah. Otel temiz. Yemekler lezzetli. Eskiden çeşit kısıtlılığı sorunu vardı ancak yorumlardan anladığımız kadarıyla çözülmüş gibi. Denizi dalgalı 🙈

Tonoz Beach Hotel: Otel, Ölüdeniz merkezde. “Oda kahvaltı” veya “yarım pansiyon” konaklama yapabilirsiniz. Konumu, çalışanları, temizliği gayet iyi. Yemekler oldukça başarılı. Her gece otelde yiyesiniz geliyor. Otelden çıktığınız anda da tüm restoranlar, cafeler, barlar civarınızda. Ölüdeniz Tabiat Parkı’na 10 dk.lık yürüyüş mesafesinde. Bazı odalarda balkon olmadığı için havlu, mayo vb asmakta zorlanılıyor ama diğer olumlu özelliklerinin yanında pek dert etmeye gerek yok bu durumu.

Lilith Camping: Camping Kabak’ta, sahilde. “Yarım pansiyon” konaklama yapabilirsiniz. Bungalov, Vardo, tek kişilik oda ve çadır alanı mevcut. Biz Vardo’da kalmıştık. Küçük bir çingene arabası, oldukça rahat ettik. Klima yok ancak pencere açmanız yeterli oluyor; hava çok ferah. Tuvalet ve duşlar ortak. Kendi barı mevcut, gece uzun uzun oturma şansınız oluyor. Kahvaltısı ve akşam yemekleri açık büfe ve çok güzel. Doğayla iç içe olmak ve biraz daha samimi bir ortamda tatil yapmak için ideal. Aynı zamanda da evcil hayvan dostu. Son olarak Kabak’ta da deniz güzel olsa da dalgalı diye belirtmek isteriz 🙈

Monta Verde Hotel&Villas: “Yeri çok fark etmez; her yere araba ile ulaşım sağlayabiliriz” derseniz, uygun fiyatlı bir konaklama yapmak isterseniz tercih edebilirsiniz. Otel iç dizaynı, bahçesi güzel. İşletme sahibi cana yakın, odalar güzel. Yemekler ortalama ama çeşitli. Otelin havuzu mevcut; boyutu otel misafir sayısına uygun. Gece etkinlikleri çeşitli.

GEZİLECEK YERLER

– Ölüdeniz Tabiat Parkı: Dolmuşla veya özel araçla ulaşım sağlayabilirsiniz. Ölüdeniz merkezde konaklıyorsanız da yürüyebilirsiniz. Giriş ücret 7 tl (2019). Öğrenciye indirim mevcut.

Şezlong-şemsiye ücretli. Ücret ödemek istemezseniz boş alanlar da var havlu serip oturabileceğiniz. İçeride tuvalet, duş, yemek yerleri mevcut. Çok kalabalık olsa da bizim Fethiye’de denize girmeyi en çok sevdiğimiz yer. Kumlu tarafında deniz daha sıcak oluyor sadece 😅 Erken saatlerde giderseniz önlerden şezlong bulabilir ve daha ferah oturabilirsiniz. Bütün gün üstünüzde uçan paraşütleri izlemek ve güneşi burada batırmak güzel oluyor.

– Babadağ: Akşam manzara için veya uygun saatlerde paraşüte binmek için çıkabilirsiniz. Dolmuş veya özel araçla gidebilirsiniz. Yemek yiyebileceğiniz bir restoran da var yukarıda.

– Kayaköy: Yamaca kurulmuş, birbirinin güneşini kesmeyecek şekilde inşa edilmiş evlerin olduğu eski bir Rum köyü. Şuan az sayıda kişinin yaşadığı köyde terk edilmiş evler o günkü haliyle koruma altında. Dolmuş veya özel araçla ulaşabilirsiniz. Müzekart ile ücretsiz gezebileceğiniz Kayaköy’ün normal giriş ücreti 10 tl (2020).

– Kabak: Burası denize girmek için gidebileceğiniz, Likya Yolu üzerinde ilerleyenlerin de uğrak noktalarından biri. Fethiye’den de dolmuşla gelebilirsiniz. Sonrasında aşağı yürüyebilir veya servis dolmuşuna binebilirsiniz. Konaklamayı Kabak’ta yapacaksanız bu servisler otele de bırakıyor.

– Kelebekler Vadisi – Faralya: Kelebekler Vadisi yıllar önce festivallere de ev sahipliği yapmış bir yer. Ölüdeniz’den tekne ile veya Faralya’dan zorlu ve halat kullanarak yapacağınız bir yürüyüş ile ulaşabilirsiniz. Kelebekler Vadisi ve Faralya’da konaklama seçenekleri mevcut. Kelebekler Vadisi’ne günübirlik giderseniz vadinin derinliklerine yürüyüş yapıp, eğer uygun ayakkabıyı yanınıza aldıysanız ve merakınız da var ise biraz tırmanış ile şelaleye de ulaşabilirsiniz. Vadide sessiz olmak gerekiyor, böylece şansınız varsa belki 1-2 kelebek görebilirsiniz.

– Tekne Turu: Soğuk su, Akvaryum Koyu, Mavi Mağara, Kelebekler Vadisi, Deve Plajı gibi koylara götüren bir turdu bizim tercihimiz; ama başka çeşitleri de var. Biz küçük bir tekne tercih etmiştik. Yemek, kahve vb servis mevcut bu teknelerde. Keyifli geçiyor turlar. Özellikle araç olmadan gittiğiniz tatillerde koyları gezmek için çok iyi bir seçenek.

– 12 Adalar Turu: Diğer tekne turları gibi Ölüdeniz’den kalkıyor ve 12 Adalar’ı gezdiriyor. 12 Adalar turunu Fethiye’den deneyimleme şansımız olmadı ama Göcek’ten oldu. Göcek gezi yazımıza buraya tıklayarak ulaşabilirsiniz 😎

– Fethiye Kalesi ve Amintas Kaya Mezarları: Fethiye merkezde gidebileceğiniz yerlerden. Telmessos Antik Kenti’ne ait kalıntılar. Yürüyerek veya toplu taşıma ile gidebilirsiniz. Müzekart geçerli.

– Tlos Ören Yeri: Fethiye’ye araçla 45 dk mesafede. Unesco Dünya Mirası Geçici Listesi’nde bulunan ve kanatlı at Pegasus’un yaşadığı yer olarak bilinen antik kent, Likya’nın en eski yerleşim alanlarından biri. Stadyum, tiyatro, hamam kalıntılarının yanı sıra kaya mezarları da bulunmaktadır. Toplu taşıma yok; özel araç veya günübirlik turlar ile gidebilirsiniz. Giriş ücreti 10 TL (2020); Müzekart geçerli.

– Yaka Park: Fethiye’ye araçla 45 dk mesafede. Şelalesi, kademeli terasları, yemek yerleri mevcut. Özel araçla, turlarla veya jeep safarilerle gidebilirsiniz.

– Saklıkent Milli Parkı: Fethiye’ye araçla 50 dk mesafede. Güneş ışınlarının kolayca giremeyeceği kadar dar ve yüksek bir kanyon burası. Yaz ortasında bile rahatlıkla gezilebiliyor o nedenle. İlk girdiğiniz anda ve 18 km.lik yürüyüşün birçok yerinde buz gibi bir su size eşlik ediyor; ilk giriş bu yüzden biraz zorlu 🙈 Derinliklerinde bir şelale mevcut. Kanyonda çamur banyosu ve rafting yapmak mümkün. Özel araçla veya turlarla gidebilirsiniz. Giriş ücreti 8 TL (2020), öğrenci indirimli. Müzekart geçmiyor. Bir şey düşme ihtimaline karşı baret takmanız öneriliyor, teminini oradan sağlıyorsunuz. Yanınızda da deniz ayakkabısı olsun mutlaka; taşlık yerlerde ve suda yürümek daha kolay oluyor 😇

– Yuvarlakçay: Fethiye’ye araçla 1 saat mesafede. Fotoğraflarda sık sık gördüğünüz nehrin üzerinde insanların salıncağa bindiği yer burası. Kahvaltı mekanları ve restoranlar mevcut. Buz gibi suda yüzmeyi deneyebilir, doğanın tadını çıkarabilirsiniz.

– Dalyan – İztuzu – Kaunos Antik Kenti ve Kaya Mezarları: Dalyan, Fethiye’ye araçla 1 saat mesafede. Dalyan’a gitmek için asıl neden İztuzu Plajı, Kaunos Antik Kenti ve Kral Mezarları’nı görmektir.

Kral Mezarları Dalyan’da nehir kenarındaki pek çok otelden kolaylıkla görülebilmekte.

Antik kenti ve mezarları gidip görmek isterseniz ise Dalyan’dan kalkan tekneleri kullanabilir veya araçla ulaşım sağlayabilirsiniz. Giriş ücretli; Müzekart geçerli. Birçok ödül almış ve Carettaların doğal yaşam alanı olan İztuzu’na da Dalyan’dan kalkan tekne ve dolmuşlarla veya özel aracınızla ulaşabilirsiniz. Tekne oldukça zevkli oluyor (2008’den önceki fotolarımı bulamadığım için görsel ekleme yapamıyorum😬). Plaja giriş ücretsiz, otopark ücretli. 22.00-08.00 saatleri arasında plaja giriş yasak. İztuzu Viewpoint’e de gidip bölgeye kuşbakışı bakabilirsiniz.

– Kaputaş Plajı: Kaş Gezi Rehberi’nde de yer verdiğimiz plaja dolmuşla veya özel araçla gidebilirsiniz. Fethiye’ye araçla 1 saat mesafede. Denizin sakin halini yakalamak, plaj çok kalabalık olmadan tadını çıkarmak veya arabayı rahatça park edebilmek için sabah 9 civarında gitmenizi öneririz. Plaja giriş ücretsiz ancak şezlong-şemsiye ücretli.

– Patara Antik Kenti ve Plajı: Fethiye’ye araçla 1 saat 5 dk mesafede. Noel Baba olarak anılan Saint Nikolaos’ın doğum yeri olarak bilinen bir diğer yer de burası. Dünyanın bilinen en eski deniz fenerine de Patara Plajı ev sahipliği yapıyor. Ulaşım için özel araç olması en iyisi. Antik kente giriş ücreti 30 TL; Müzekart geçerli.

DİPNOTLAR

** Fethiye içinde birçok noktaya dolmuş var. Otogarın dışı ve Ölüdeniz ana duraklar.

** Araçla koyları gezme şansınız var ise Boncuklu Koyu ve Kuleli Plajı’nın da denizi çok güzel.

** Ölüdeniz merkezde bulunan Belcekız plajı, gezi teknelerinin kalkış noktası. Aynı zamanda oldukça geniş, ferah, ağırlıklı olarak da kum içerikli bir plaj. Güzel bir denize sahip ancak çoğunluk dalgalı oluyor ve çabuk derinleşiyor. Güncelleme: Galiba buraya da işletme geldi.

** Yemekle ilgili öneri veremedik çünkü çok az yer denedik ve baya da zaman geçti üzerinden. Şansımıza kaldığımız yerlerde yemekler hep güzeldi 🥳

** Bayramlar dışındaki zamanlarda daha rahat edersiniz; bayram zamanında hem çok kalabalık hem de çok trafikli oluyor.

** Tekne turuna 1 gün, Saklıkent – Tlos – Yakapark’a 1 gün (biz turla gitmiştik; oldukça verimli oluyor), Kaputaş – Patara’ya 1 gün, Dalyan bölgesine 1 gün ayırabilirsiniz. Özel aracınız yoksa turları araştırmayı unutmayın.

Bizi buraya tıklayarak instagramdan da takip etmeyi unutmayın😍

Keyifli geziler 🎈

Sevgiler,

H&E

Selimiye Gezi Rehberi

Yaz yaklaşırken bir yaz tatili rotası olarak Selimiye vakti 🎈

ULAŞIM

Hava yolu ile gidecekseniz Dalaman veya İzmir üzerinden Marmaris-Selimiye’ye ulaşmak mümkün. İzmir’den araçla 3 saate yakın, Dalaman’dan araç ile 2 buçuk saate yakın sürüyor. Aracınız yoksa servisler ile ilk olarak Marmaris’e gitmeniz gerekli.

En kolay ulaşım yolu Dalaman Havalimanı’na uçup, oradan servisler ile Marmaris otogara ve otogardan da Selimiye dolmuşuna binerek gitmek😇

Havalimanından Havaş veya Muttaş servislerine binebilirsiniz. Aynı yerden kalkıyorlar ve ücretleri de aynı. 90 dk kadar süren bir yolculuk sonunda Marmaris Otogar’a varıyorsunuz. Bozburun-Selimiye dolmuşları ile de yaklaşık 1 saatlik yolculuk sonunda Selimiye’de oluyorsunuz. Dolmuşlar sizi sahil şeridindeki otellere bırakıyorlar.

KONAKLAMA

SELİMİYE’DE OTEL ARAYIN :))

Çok güzel otellerle dolu bir yer Selimiye. Kocaman oteller yok; çoğu küçük, butik…Her bir otel sessiz sakin; çünkü ses kargaşası olmaması için müzik çalınması yasak 🙈 Çalan oteller de çok kısık sesli ve sakin parçalar çalıyorlar. Tepede olan otellerin inanılmaz güzel manzaraları var; ancak sahilde yerleri yok genelde, kendi alanlarında havuzları mevcut. Sahildeki otellerden de merkeze yakın olanların daha kısıtlı plaj alanları var veya yat limanına yakınlar. Bunları göz önünde bulundurunca geliyor otel önerileri:

Mavi Deniz Selimiye: Merkeze yürüyerek 20 dk. Kendi plajı, iskelesi var. Hatta akşamları iskeleyi meyhane yapıyorlar; ah o manzara, o tatlı yaz akşamı ve o lezzetler 💖 Temiz, şezlonglarda köşe kapmaca oynamayacağınız, kendinizi oldukça rahat hissedeceğiniz ve öğlen-akşam güzel lezzetler ile karın doyuracağınız bir yer. Sabah kahvaltıları da “serpme kahvaltı” şeklinde.

(NOT: Az önce 2019 senesine ait birkaç olumsuz yorum okudum, önceden de gitmiş olanların yorumlarını hesaba kattım, temizlik vb değil ama hizmet anlayışı konusunda biraz değişim varmış, onu da belirtmiş olayım.)

Selimiye Mavisi: Merkeze yürüyerek 15 dk. Kendi plajı, iskelesi var. Yine temiz, şezlonglarda köşe kapmaca oynamayacağınız ve kendinizi rahat hissedeceğiniz bir yer. Kahvaltı “açık büfe”, oldukça iyi; ancak yemek kısmında biraz zayıf kalıyorlar. Bir diğer belirtmek istediğim nokta ise (özellikle güneşlenmeyi sevenlere) güneş batmaya başladığında koyun ilerisindeki otellere göre daha çabuk gölgede kalıyor.

Delice Selimiye: Merkeze daha yakın ve kendi plajı var. Plaj kısmı dar ve limana yakın. Üst üste birkaç sene gidip, çok seven arkadaşlarımız var. Ortamından, işletmeden ve tatlarından çok memnun kaldılar.

Narlı Pansiyon: “Deniz kenarı mühim değil; bahçesi olsun, yeşili olsun, kafa dinleyeyim” diyorsanız o zaman adresiniz burası. Temiz, rahat, sakin bir ortamı var ve güleryüzlü bir aile tarafından işletiliyor. Kahvaltısı güzel. Merkeze yakın. Burada kalırsanız sahildeki diğer plajlardan yararlanabilirsiniz.

– Salkım Sahil Evi

– Yazıcı Apart & Otel

Loca Hotel: “Deniz kenarı mühim değil; manzaralı olsun, romantik olsun, havuz da yeter” diyorsanız direk adres. Çevremizde gidenlerin de hep övgüyle bahsettiği sahipleri, tatları ve ortamı var. Burada kalırsanız sahildeki diğer plajlardan yararlanabilirsiniz; gün içinde birkaç kez servisleri oluyor sahil kısmına.

Beyaz Güvercin: Deniz kenarı otellerden, biraz daha 5 yıldızlı otel havasında. Bizzat giden tanımamakla birlikte, yorum ve fotoğrafları insanın aklını çelen bir yer. Ancak biraz daha bütçe ayırmanız gerekiyor konaklama için.

YEME – İÇME

– Mavi Deniz Restorant: Rakı, balık, meze için tercih edebilirsiniz. Manzara harika, ortam sakin, lezzetler de oldukça iyiydi. Güncelleme: Hala bu hizmetleri var mı gitmeden sormayı unutmayın.

– Beyaz Ev: Selimiye’nin meze, sulu yemek bulabileceğiniz neredeyse tek yeri. Küçük tatlı bir bahçesi, pembe-beyaz döşenmiş ev gibi ortamı ve lezzetleri ile öne çıkıyor. Fiyatlar da şişirilmiş değil. Ciğeri, vişneli sarması, kabak çiçeği dolması oldukça lezzetli. Bir de dondurmacısı var, orası da yorumlarda övülmüş.

– Mavi Pide: Selimiye’nin en meşhurlarından. Hakkını da veriyor. Ortam çok güzel, çalışanlar düzgün. Pideleri de oldukça lezzetli; tatlı pideleri de öyle. Bir ballı tahinli pidesi var kiii, inanılmaz!

– Badem Mantı: Oldukça meşhur Selimiye’de. Yemek şart mı derseniz değil. Ne çok harika ne de vasat. Normal lezzette bir mantı.

– Losta Tatlıcısı: Meşhur “losta tatlısı”nın adresi. Losta, Selimiye’nin eski adı; tatlının adı da buradan geliyor. İçinde keçi peyniri olan, tarçın ve fıstıkla servis edilen bir baklava aslında Losta tatlısı. Ama oldukça lezzetli.

– Paprika: Tatlııı ❤ Çeşit çeşit ve lezzetli. “Pişmaniyeli tiramisu” ve “Guinness” yemiştim. Özellikle Guinness bir muhallebi için oldukça enteresan, içeriğini adından da tahmin edebilirsiniz 🍺 Bir de meşhur “çilekli limonata”sı var; onu deneme şansım olmadı.

– Okyanus Pastanesi: Bozburun’un meşhur bir pastanesi. Gerçekten de lezzetli unlu mamuller için bir uğrayın derim.

GEZİLECEK YERLER

– Tekne turu: Marmaris bölgesindeki koyların güzelliği malum, bu turlar da sizi o güzelliklerin birkaçına götürüyor. Merkezdeki tekne turu stantlarına uğrayıp birini seçebilirsiniz. Sığ liman, Manastır (Kamelya/Kameriye Adası), Dişlice (Aşk Adası), Bencik Koyu, Akvaryum koyu, Perili Ev’i kapsayan çok güzel bir tur yapabilirsiniz. Yemek ve kahve servisi de olan bu turlar ile çok güzel koyları gezebilirsiniz.

– Kız Kumu: Denizdeki 3 metre genişliğinde 600 metre uzunluğundaki sığlık alan sayesinde denizin ortasında yürüyebilirsiniz. Tabi ki bu plajın da efsanesi bir aşk hikayesi; fakir balıkçı ile kralın kızının. Özel aracınız yoksa Selimiye’den Marmaris’e giden dolmuşlar buradan geçiyor, onları kullanabilirsiniz.

– Turgut Şelalesi: Yaz sıcağında serinlemek ve biraz doğanın içine girmek için iyi bir alternatif. Ancak ulaşım için özel araç gerekiyor.

– Bozburun: Marmaris’in Selimiye’ye çok benzeyen bir mahallesi. Selimiye’den daha da sakin bir yer. Bir akşam yemek için uğranabilir.

Özetle Selimiye’de sizi çokça huzur, harika bir deniz bekliyor. Hareketli tatilleri seviyorsanız Selimiye’de 1 hafta size çok durgun gelebilir ama biraz kafa dinleyeyim, romantik bir tatil geçireyim derseniz ise doğru adres!

Bizi buraya tıklayarak instagramdan da takip etmeyi unutmayın😍

Keyifli geziler 🎈

Sevgiler,

H&E

Budapeşte Gezi Rehberi

Budin ve Peşte..Buda ve Peşt..Bir nehrin ayırdığı 2 şehir..Meşhur Zincir Köprü ile birbirine bağlanan bu 2 şehrin tamamı, 1873 yılında Budapeşte olarak anılmaya başlanıyor.

Bizim Budapeşte ile yolumuz balayındaki Sziget planımız ile kesişti. Öncesinde Prag Viyana rotasını tamamlayıp buraya geldik.

ULAŞIM

Havalimanından:

1. Minibud ile: Havalimanının kendi özel servis hizmeti. Ücreti 17.5 Euro’dan başlayıp 6 Euro’ya kadar değişebiliyor kişi sayısına göre (2019).

2. Toplu taşıma ile: 200E ve 100E olarak 2 seçenek mevcut. 200E’ye normal toplu taşıma bileti vb ile binerken; 100E için shuttle bileti almanız gerekiyor. 200E çok merkezi bir noktaya götürmediği için 100E’yi seçebilirsiniz. Sizi şehir merkezindeki 3 merkezi noktadaki metro duraklarına götürüyor: Kalvin Ter (M3, M4), Deak Ferenc Ter (M1, M2, M3) ve Astoria M (M2).

3. Tren ile: Önce 200E ile en yakındaki Ferihegy tren istasyonuna geçmek gerekiyor. Bu nedenle şehir merkezine ulaşım için kullanışlı bir yol değil.

Keleti Tren İstasyonundan:

M2 ile Deak Ferenc Ter’e ulaşıp buradan hareket edebilirsiniz.

Nepliget Otobüs Durağından:

10 dk.lık bir yürüyüş sonrası M3 ile Deak Ferenc Ter’e ulaşıp buradan hareket edebilirsiniz.

Kelenföld Tren İstasyonundan:

M4 ile Kalvin Ter’e ulaşıp buradan hareket edebilirsiniz.

KONAKLAMA

BUDAPEŞTE’DE OTEL ARAYIN :))

Bizim konaklama yerimiz Sziget Festival alanıydı, detaylı Sziget yazımıza da buraya tıklayarak ulaşabilirsiniz🧐

Araştırmalarımız sonucu konaklama önerilerimiz;

Baroque Hostel

Ibis Centrum

Ibıs Styles

Mercure Hotel

Netizen Hotel/Hostel

Meininger Budapest Great Market Hall

YEME – İÇME

Yeme içme ihtiyaçlarımızın çoğunu festival alanında karşıladığımız için şehir içinde nadiren bir şeyler yedik.

– Zoo Cafe: Bir kahve, bir tatlı, birkaç küçük dost eşliğinde vakit geçirebileceğiniz bir ortam. Bu küçük dostlar isterseniz tavşan, isterseniz kaplumbağa isterseniz de iguana olur. Kediler her yerde zaten. Tatlı bir ortam mevcut ama küçük dostlarımızı yormamak için kısa kısa oynamakta fayda var.

– Szimpla Kert: Adı Macarcada “Harabe Pub” anlamına gelen bu mekan turistlerin geceleri en çok geldiği yer. İlk olarak rahat bir ortamda uygun fiyata içki bulunabilmesi için açılmış. Şimdi hem etkinliklere hem yeme-içmeye hizmet ediyor. Pazarları çiftçilerin ve yerel satıcıların getirdikleri taze ürünlerle brunch da veriliyor, kişi başı 5000 HUF (2020 için).

– Kollazs: Four Seasons Hotel’deki pastane ve bar. Lüks ve güzel bir hizmet sunuyorlar. Kahve ve tatlı için seçilebilir.

– For Sale Pub: Dünyanın yer fıstığını gönül rahatlığıyla yiyip üstüne de çooook lezzetli bir gulaşı mideye indirebileceğiniz pub. Salaş bir ortamı var. Naschmarkt’ın hemen karşısında.

Langosh ve körtöskalacs de gulaş dışındaki diğer yerel tatları. Langosh, büyük boy pişi aslında, malzemeler ise kumpir mantığında çeşit çeşit 😬 Körtöskalacs ise trdelnik gibi, hamur tatlısı. Bu tatları da dönmeden denemeyi unutmayın 🎈

Gündüzleri şehirde, geceleri festivalde geçen çılgın bir 5 gündü 😬🥳

Gelelim 5 günün detaylarına..

Gezilecek Yerler

(*** Görmeye vaktimiz olmayanlar)

(Şehri gezmek için Budapest Card kullanabilirsiniz.)

– Buda Kalesi – Füniküler için çıkış çok keyifli, en son SADECE HUF olarak ödeme kabul ediliyordu.

(((Kaledeki tüm yerlerle ilgili tarih ve fiyat bilgilerine buraya tıklayarak ve sonrasında “Buildings” kısmından tek tek binaları seçerek ulaşabilirsiniz.)))

– Balıkçı Tabyası – Ek ücretli ancak akşam 8 ve sabah 9 arasında giriş ücretsiz!

– Matthias Kilisesi

– Parlamento Binası

– Zincir Köprü

– Budapeşte Merkez Hali

– Kahramanlar Meydanı

– Citadella, Gellert Tepesi ve mağarası

– Dohany Sokağı Sinagogu *** – Avrupa’nın en büyük sinagogu ve Neolog Yahudiliği’nin merkezi.

– Şehir parkı ve Vajdahunyad Kalesi – Kale, Dracula efsanesinin ve filmlerinin temeli olarak da düşünülüyor. Avluyu gezmek ücretsiz, müze kısmı ücretli. Aralık ayında kalede Christmas Market kuruluyor.

– Szechenyi Termal

– Tuna kıyısındaki ayakkabılar

– Terör Evi Müzesi *** – Macaristan’daki faşist ve komünist dönemle ilgili sergiler ve o dönemin kurbanlarıyla ilgili bir anıt var.

– Aziz Stefan Bazilikası ***

– Vaci Utca – Budapeşte’nin en ünlü caddesi

– Budapest Eye *** – London Eye’in Budapeşte versiyonu.

– Hospital in the rock *** – İkinci Dünya Savaşı’na hazırlanmak için 1930’larda Budapeşte’deki Buda Kalesi’nin altındaki mağaralarda oluşturulan bir hastane.

– Miniversum *** – Miniatürk gibi diyebiliriz.

Batthyany Ter durağı Parlamento Binası için en güzel manzara noktası 🙂

Gezinizi konaklama yerinize yakın bir noktadan başlatabilirsiniz. Budapeşte gezmesi kolay bir şehir. Gezinizin bir gününü Buda bir gününü Peşt tarafına ayırabilirsiniz. Szechenyi termali erken açılıyor, erkenden gidip yarım gününüzü oraya ayırmanızı öneririz 😎

Budapeşte ile ilgili anlatacaklarımız şimdilik bu kadar. Burada geçirdiğimiz 5 günü çok sevdik ve dolu dolu geçirmeye çalıştık. Yine de yeniden gidilecekler listemizde yerini aldı. Bir sonraki yazımızda görüşmek üzere.

Bizi buraya tıklayarak instagramdan da takip etmeyi unutmayın😍

Keyifli geziler🎈

Sevgiler,

H&E

Brugge Gezi Rehberi

Bu yazımızda size Avrupa’nın gerçek manada çikolata kokan şehrinden bahsedeceğiz 🍫

Mart ayında yaptığımız gezimizi aslında her mevsim ve kısa ya da uzun süreli yapmak mümkün. Sadece Brugge’e gidebileceğiniz gibi Brüksel – Brugge – Ghent turu da yapabilirsiniz.

ULAŞIM

Brugge’e ulaşım için en yakın havalimanı Brüksel’de bulunuyor. Uygun fiyatlı uçuşların olduğu Charlorie Havalimanı. Biletlerinizi aldıktan sonra “busradar” üzerinden de tüm otobüs ve tren biletlerinizi ayarlayabilirsiniz. Flibco ,Flixbus , Omio üzerinden de biletleri ayarlamak mümkün.Biz Charlorie Havalimanı’ndan Flibco ile Brugge’e geçtik. İstanbul-Brüksel arası uçuş 3 saat 30 dk sürüyor, Charlorie Havalimanı-Brugge arası otobüs de 2 saat 10 dk sürüyor direkt gidiş olursa. İkisi arasında bekleme payı olabilir. Biz 14.00 uçağı ile gitmiş 17.00 otobüsüne binmiştik.

KONAKLAMA

BRUGGE’DE OTEL ARAYIN :))

Konaklamak için oldukça merkezi olan Ibis Budget Brugge Centrum Station ’ı tercih ettik. Flixbus’ın indirme noktasına yürüme mesafesinde; Brugge merkez tren istasyonunun yanı başında. Standart odası tercihimiz oldu. Biraz küçük-orta karar bir oda; TV yok ama 1 gececik yatmaya gittiğimiz için pek takılmadık. Temizlik, ilgi alaka, konum oldukça iyi. Kahvaltı tercih etmedik.

Çift kişilik odasında yer bulabilseydik tercihimiz Snuffle Hostel olacaktı. Konumu Brugge’un gezilecek alanlarının içinde, Enes Erasmus’a gittiğinde burada konaklamış ve çok sevmişti. Sonrasında arkadaşlarımıza önerdik, onlar da çok memnun kaldılar.

Diğer önerilerimiz:

  • St Christopher’s Inn The Bauhaus
  • Charlie Rockets

GEZİLECEK YERLER

📷 Markt meydanı – Brugge’ün tam merkezi. Çan kulesi (Belfort), bölge mahkemesi binası, rengarenk binaları ve cafeleri ile turunuzu başlatabileceğiniz nokta. Faytonlar ile gezilerin de başlangıç noktası.

📷 Burg meydanı – Brugge’ün yönetim merkezi; Markt Meydanının hemen orada. Belediye binası, polis teşkilat binası, sanat müzesi ve Kutsal Kan Bazilikasına ev sahipliği yapıyor.

📷 Kutsal Kan Bazilikası – 2 kilise bir arada. Oldukça değerli eserlere de ev sahipliği yapıyor.

📷 Begijnhof – Brugge’ün açık ara en huzurlu yeri.

📷 St.Jan Hastanesi – Günümüzde sağlık müzesi olarak kullanılan 800 yıllık bir hastane.

📷 Yel değirmenleri (Sint-Janshuismolen) – 1770 yılında yapılan ve hala un üretiminde kullanılan tek değirmen.

📷 Minnewaterpark (Lake of Love) – Minna ve Stromberg’ün aşk efsanesiyle anılan park ve göl. Brugge’ün en güzel yerlerinden.

📷 ***Çikolata müzesi + Kızartma müzesi + Bira müzesi – Markt yakınlarında ünlü lezzetlerin müzelerini bulabilirsiniz. Bizim gezi planımızda yoktu.

📷 ***Koningin Astridpark – Burası bir manastır bahçesi ancak manastır artık yok. Genelde çocuklu aileler için önerilen bir park. Bizim gezi planımızda yoktu.

📷 ***St.James’ Kilisesi – Gothic mimarinin 1240’ta yapılmış bir örneği. St. Jacob’s Church olarak da biliniyor. Bizim gezi planımızda yoktu.

📷 Tüm sokakları – Gezin, her yerini gezin!

*** Daha fazla vakti olanlar için gezilmesini öneririz 😉

Küçücük bir şehir olması ve her yerin iç içe bulunması sayesinde tüm noktaları rahatlıkla gezebiliyorsunuz. Aralarda saklanmış güzel evler ve manzaralar için ise sokaklara bir dalıp çıkmak gerekiyor.

YEME – İÇME

Kriek Max içmeden, sokakta soslu patates yemeden ve midye-patates keyfi yapmadan dönmeyin mesela bizce 😎

🍴 House of Waffles: İlk waffle deneyimimizin oldukça lezzetli sonuçlandığı yer. Hemen Markt’a çıkan yol üzerinde.

🍴 Ginger Bread Cafe: Kahvaltı için tercihimiz oldu. Türk kahvaltısına oldukça yakın, çok tatlı ve lezzetli bir kahvaltı yapabilirsiniz.

🍴 Chez Albert: Brugge’ün en meşhurlarından. Meşhur olmanın da hakkını veriyor. Burada da yedikten sonra anlıyoruz ki bizim wafflelardan gerçekten farklı waffleları. Daha çıtır daha tatlı, ne bilelim bi güzel yani 🤩

🍴 EspressoBar: I Love Coffee – Kahve molasııı ❤

🍴 The Potato Bar: Midye, patates ve vişneli biranın ortak noktası. Patatesin üzerine istediğiniz malzeme ve sos ile siparişinizi verip keyifle yiyorsunuz.

🍴 Leonidas: En meşhur çikolatacıları.

🍴 Dumon: Çikolataları gerçekten çok lezzetli. Enes Erasmus’tan dönerken bana buradan almıştı çikolataları; hala tadı damağımdadır.

🍴 Stefs: Bizim bu gidişimizde denediğimiz çikolatacı. Galiba çikolatayı kötü yapan bir yer yok burada 😄

👫 Bizim gibi hafta sonu tatiline gideceklere bizimki gibi bir gezi planı önerebiliriz.

1. GÜN

İlk günümüz geç bir saatte başladı; otele varıp çıkmamız 19.30-20.00’i buldu. Hemen Markt Meydanına doğru yürüyüşe çıktık. Mevsim itibariyle biraz ıssız, biraz ıslak ama yine de güzeldi✨

Akşam yemeğimiz meşhur soslu patatesleri ve tabi ki waffle oldu 😉 Waffle’ı “House of Waffles”tan aldık. Oldukça iyi bir başlangıçtı. Sonrasında Markt meydanını turlayıp, nerelerde neler var diye bakıp alışveriş caddesi üzerinden otele döndük.

2. GÜN

Uzun bir gün olacağı için ilk işimiz güzel bir kahvaltı oldu. Ginger Bread Cafe’de içimize aşırı sinen kahvaltımızı yapıp hemen turlamaya başladık.

Yine ilk adres Markt Meydanı ve Belfort Tower oldu. Çan Kulesi (Belfort) Brugge’e kuşbakışı bakabileceğiniz nokta, bu keyif için 366 basamak çıkmak ve bir ücret ödemek gerekiyor. Belfort’tan çıktığınızda sizi at arabalı bir meydan, Brugge’un klasik mimari yapısı ve kalabalık karşılıyor.

Burg ise sıradaki meydanımız. Markt’ın kardeş meydanı gibi hemen yanıbaşında. Bu küçük meydanda Kutsal Kan Bazilikası ziyaret noktamız oldu. Küçük ama gösterişli. Gezmesi çok vakit almıyor; listeye alınmalı. Meydandaki kemerli yoldan geçerek gezintimize devam ettik. Yol üzerinde küçük dükkanlar, vitrinlerinde çeşit çeşit el işleri ve danteller var. Brugge’ün diğer meşhur parçaları.

Yürüyüşümüze Meestraad Köprüsü ile devam edip nehri boydan boya turladık. Meestraad Köprüsü kanal manzarasının en güzel olduğu noktalardan biri 📷 Fotoğraf kısmını halledip meşhur Quay of the Rosary’nin orada küçük başka bir fotoğraf molası verdik. Burası da Brugge’ün en çok fotoğraflanan noktalarından. Eskiden bir “tuz ticareti limanı” olan bu yer şimdi birçok tekne turunun başlangıç noktası. Hem sabah hem akşam fotoğraflama şansımız oldu. 2 nehrin birleştiği ve Brugge’ün klasik binalarını sıra sıra barındıran bu nokta fotoğraflamak için gerçekten uygun.

Rotamız Onze Lieve Vrouw (Our Lady Church) ve Sint-Jan Hastanesi. Sint-Janshospitaal 800 yıllık bir geçmişe sahip. Eski dönemlerde seyyahları, gezginleri ve fakirleri tedavi amacıyla kullanılmış. Bugün ise hastanenin bahçesinde turlayabilir ve içerisindeki sağlık müzesini, eczanesini, şapelini gezebilirsiniz. 2019 yılı fiyatı 12 Euro.

Buradan sonra da Enes’in beni en çok götürmek istediği yere Begijnhof’a doğru yürüyüşe çıktık. Stadsbestuur van Brugge ve Malpertuske’nin oradan geçip Zonnekemeers – Walplein – Wijngaardplein rotası üzerinden bir sürü tatlış dükkan eşliğinde kuğularla dolu bir parka ve oradan da Begijnhof’un girişi olan Sashuis’e vardık. Begijnhof bambaşka bir dünya. Brugge içinde huzurdan daha huzurlu bir bahçe, bembeyaz evler ve çiçekler, uzun uzun ağaçlar ile karşılıyor sizi burası. Begijnhof 1245 yılında “Beguin”lerin yani manastır dışında yaşamak isteyen bekar veya dul dindar kadınların/rahibelerin yaşam alanı olarak kurulmuş. Günümüzde artık beguin kalmamış olsa da St. Benedict Tarikatına bağlı kadınların yaşadığı bir alan burası. Dolayısıyla gezerken sessiz olunması gerekiyor, şehirde bulabileceğiniz en huzurlu yer olmasının sebebi de bu 💕 Alan içinde bir kilise, müze olarak beguin evlerinin bir örneği ve hediyelik eşya alabileceğiniz bir yer var.

Minnewaterpark hemen yanıbaşında isterseniz hemen oraya geçebilirsiniz, biz sona bırakmayı tercih ettik. Küçük bir ara öğün molası verip sokaklarda dolanmaya başladık. Espresso Lab’da kahve molası sonrası Kruispoort’a gittik. Buranın devamı sizi daha modern bir şehre bağlıyor. 2 defa yok edilen bu kapıdan 3.kez yapılan günümüze kalan🙈

Hemen yanında ise 3 adet değirmen var. Hollanda – Belçika gibi ülkelerin simgesi adeta değirmenler. Sint-Janshuismolen halen kullanılmakta olan. Diğerleri ise ona benzer inşa edilmiş ancak kullanılmıyor ve gezilemiyorlar. Buradaki fotoğraf molamızdan sonra sokaklarda kaybola kaybola merkeze yemeğe geçtik. En son Minnewaterpark’a yürüdük. Böylesi güzel manzaralı park da zor bulunur gerçekten, kendinden romantik bir oluşum 😍 Aşırı romantizm yüklenip Gent’e gidecek trenimize yetişmek üzere adımlarımızı hızlandırıyoruz.

Gezinizin tüm detayları için https://www.visitbruges.be/en sitesi de oldukça faydalı olacaktır.

Brugge’den ayrılma vakti geldiyse buraya tıklayarak Ghent gezi rehberimizi okuyabilirsiniz.

Bizi buraya tıklayarak instagramdan da takip etmeyi unutmayın😍

Keyifli geziler🎈

Sevgiler,

H&E

Ghent Gezi Rehberi

Belçika’nın Gotik ve Romanesk mimarili şehri Gent. Burayı ziyaret ettiğinizde kendinizi bir orta çağ şehrinde hissedecek ve gezerken UNESCO Dünya Mirası listesindeki birkaç yapıya da denk geleceksiniz.

ULAŞIM

Gent, Scheldt ve Leie nehirlerinin birleştiği noktada doğan bir şehir. İsim temeli Keltçe’de “birleşme” anlamına gelen Ganda’dan geliyor.

Gent’e ister Brüksel havalimanından isterseniz de Brugge’den tren veya otobüs ile ulaşabilirsiniz. Gent-Sint-Pieters veya Gent-Dampoort ‘tan birini varış noktası olarak seçebilirsiniz. Dampoort merkeze daha yakın.

Bizim tercihimiz uygunluğu ve hızı açısından trenden ve Gent-Sint-Pieters‘ten yana oldu. Brugge Merkez Tren Gar’ından 30-35 dk sonunda Ghent Sint Pieters’e vardığınızda tramvay ile merkeze varmak mümkün. Hava güzel olunca merkeze yürüyerek gittik. Bu yürüyüş yaklaşık 25-30 dk sürüyor. Tramvay kullanacak olanlar için 1 ve 2 numaralı tramvaylar sizi merkeze götürecektir.

KONAKLAMA

GHENT’TE OTEL ARAYIN :))

Konaklama için tercihimiz ise tam merkezdeki Ibıs Gent Centrum St Baafs Kathedraal oldu. Kahvaltı tercih etmedik, “standart çift kişilik” oda tipini seçtik. Yarım saatlik yürüyüşümüzün sonunda otelin yerinin aşırı güzelliği ve odamızın kocaman bir katedral ve UNESCO Dünya Mirası listesindeki çan kulesinin de bulunduğu meydan manzarası ile karşılaştık. Temizlik, ilgi alaka, konum, rahatlık, manzara hepsi yüksek puan alır.

Konaklama için tercih edebileceğiniz diğer yerler:

  • Hostel Uppelink
  • B&B Hotel Gent Centrum
  • Ibis budget Gent Centrum Dampoort
  • Novotel Gent Centrum
  • Hotel Flandria – Centrum

GEZİLECEK YERLER

📷 Gravensteen – Flandre’de hendek ve büyük oranda sağlam savunma sistemi bulunan günümüze kalmış tek ortaçağ kalesi.

📷 St. Bavo Katedrali – Gent’in eski bölge kilisesi. Romanesk mimariden gotik mimariye dönüştürülmüş değerli parçalar taşıyan bir katedral. Sadece Gent şenliklerinde tepeye çıkmak mümkün oluyor.

📷 Ghent Çan Kulesi – Adeta Gent’in kalbi ve UNESCO Dünya Mirası listesinde.

📷 St. Nicholas’ Kilisesi – Gent’in mimari yapısı ve özellikleriyle öne çıkan kilisesi.

📷 Graffiti Sokağı – Gent’in özgür yanını yansıtan sokağı. Vaktiniz varsa gezilir 🙂

📷 Stadshal / City Pavillion – Merkezde oldukça modern bir yapı olarak karşınıza çıkıyor. Marketlere, konserlere, dans gösterilerine ev sahipliği yapıyor.

📷 Achtersikkel – Ismi aristokrat Sickelen ailesinden gelmektedir. Günümüzde zaman zaman Müzik akademisinden gelen güzel müziklerin eşlik ettiği huzurlu ortam için görülmesi tercih ediliyor.

📷 Graslei ve Korenlei – Leie nehrinin bir tarafı Graslei bir tarafı Korenlei. Korenmarkt Graslei tarafında kalıyor. Birinden diğerine geçerken çok güzel bir manzara sizi bekliyor.

📷 Korenmarkt – Gent’in tarihi merkezi. Her şeyi bulabileceğiniz ana noktası. Yemek yerleri, barlar, cafeler, kitapçılar ve daha fazlası hep bu bölge ve yakınında.

📷 Vrijdagmarkt – 1863’e kadar idamlar için kullanılan bu meydan şimdi eğlenceler ve pazarlar için kullanılıyor.

📷 St. Michael’s Köprüsü – Gent’in en güzel manzarası için, Graslei’den Korenlei’ye kısa bir yolculuk için yolunuzu düşürün. Hemen yanındaki 11.yüzyıldan kalma ST. MICHAEL’S KİLİSESİ de oldukça etkileyici bir mimaride.

📷 ***Kasteel Van Ooidonk – 2 kez yağmalanmış ve yok edilmiş olmasına rağmen restorasyonlarla Rönesans tarzı mimaride bir kale olarak varlığını sürdürüyor. Roodenbeke Kontu ve ailesi tarafından hala kullanılmakta. Giriş ücretli. 2019 yılı fiyatları yetişkin 10 Euro, 12 yaşa kadar 3 Euro.

📷 ***Citadelpark – Avrupa’nın en büyük, en modern ve en eski parklarından biri. Birçok etkinliğe de ev sahipliği yapıyor.

📷 ***Holy Corner – Gent’in Begijnhofu. 3 farklı Beguin yaşam alanından merkeze en yakın olanı.

📷 ***St. Bavo’s Abbey – 1540 yılında, Gent ayaklanmasının intikamı amacıyla İmparator Charles V manastırın yıkılmasını emretmiş. Çevredeki köy de korunmamış. Bu acımasız karar (“Concessio Carolina”), güvenlik için manastırın yerine bir İspanyol kalesinin inşa edilmesini zorunlu kılmış.

📷 ***House of Alijn – Istanbuldaki oyuncak müzesine benzer bir konsept. Özellikle çocuklu aileler için önerilmiş.

*** Daha fazla vakti olanlar için gezilmesini öneririz 😉

YEME-İÇME

Mutfaklarında yüksek oranda Fransız esintileri oldupu söyleniyor. Çok kısa kaldığımız için bizim pek deneyimleme şansımız olmadı.

Şuan bulamasak da Pick Nick Pizzeria diye bir yerde güzel bir pizza yemiş ve Gent’in en küçük kafesi olan ‘t Galgenhuisje ‘de kahve içmiştik. Kalan her şey patisserie 😅

Araştırıp bulduklarımızdan ise şunlar aklımızda kaldı:

  • Souplounge
  • Bridge
  • ‘t Vosken
  • Du Progres
  • Osteria Delicati

Gent’i 24 saat bile olmayan bir sürede gezdiğimiz için rotamızı özetleyelim istedik 🙋‍♀️🙋‍♂️

Minik bir şehir olduğu için neredeyse her yeri ilk geceden gördük 😅 Gece manzarasında en etkileyici olanlar tabi ki oda manzaramızı da oluşturan katedraller, çan kulesi ve gece turumuz sırasında gittiğimiz Gravensteen Kalesiydi.

Aynı akşam Stadshal’u da gördük ve mini bir konserle bizi karşıladı.

Stadshal ve Korenmarkt civarında sokaklar çeşit çeşit mekanlarla dolu. Bir ona bir ona bakarken zaman akıp geçiyor. Yemek ve kahve gibi aktiviteler için bakınmanız gereken alan da burası ama tabi ki erken saatte kapatan çok fazla yer var, aklınızda bulunsun.Ertesi günün sabahı çan sesleri ile uyanıp kahvaltı için kendimizi dışarı attık ama bir Avrupa klasiği olarak pazar erken saatte hiçbir yer açmıyor🙈 Vakit geçsin diye günlük turumuza başladık. St. Nicholas’ Kilisesi, çan kulesi ve St. Bavo Kathedrali sonrası Reep’e doğru yürüdük. Oradan Sint-Jacobskerk, Vrijdagmarkt , Graffiti Sokağı, Stadshal ve Korenmarkt rotasını izledik. Gördüğümüz her yapı birbirinden güzeldi. Özellikle gotik mimarilere her zaman hayran olmuşuzdur. Graffiti Sokağı ise olmazsa olmaz değil, çizimler fazlasıyla karışmış, birçok noktada karalama halini almış ne yazık ki.

Kilise-katedraller dahil beklediğimiz cafe-pastaneler de açılmadığından Korenlei tarafına geçmeye karar verdik Korenmarkt’a vardığımızda. St. Michael’s Köprüsüne geldik ve dört bir yanımız Gent mirasları ile doldu. Gravensteen, Eski Balık Pazarı, kilise ve katedrallerin kuleleri..Hepsini aynı anda görebileceğiniz tek nokta burası 📷 Veee dolanırken St. Michael’s Kilisesinin önündeki küçük pazar alanında seyyar bir manav, peynirci ve pastane bulduk. Pastaneden yiyeceklerimizi aldık ve Korenmarkt’a geçip kahvaltı kısmını da hallettik. Pastanede tatlılar tuzlular ekmekler hepsi birbirinden güzeldi 😋🤩

Gent’ten ayrılmadan önce marketten Belçika peynirimizi de alıp 2 numaralı tramvay ile dönüşe geçtik. Bilet makineleri meydanda mevcut, sadece bozuk para ile alabiliyorsunuz.

Brugge ve Gent’te geçirdiğimiz hafta sonunun böylece sonuna geldik. Brugge yazımıza da buraya tıklayarak göz atabilirsiniz.

Gezinizin tüm detayları için https://visit.gent.be/en sitesi de oldukça faydalı olacaktır.

Bizi buraya tıklayarak instagramdan da takip etmeyi unutmayın😍

Keyifli geziler 🎈

Sevgiler,

H&E

Atina Gezi Rehberi: Bayramda Komşuya Davetliydik

Kalimera!

Hadi Atina tatilimizi başa saralım 😉

Süresi dolmadan Belçika tatilimizden kalan vizemizi değerlendirmek istedik ve arayışa girdik. Birkaç kriterimiz vardı:

1- Yakın olmalıydı.

2- Çok fazla vaktimizi almamalıydı.

3- Bütçemizi çok zorlamamalıydı.

Sonuç komşumuza çıktı. Uçak biletimizi Skyscanner üzerinden giderek Aegean Airlines’tan aldık. 2 Haziran 16.00 gidiş ve 5 Haziran 19.00 dönüş olarak, İstanbul Havalimanından. Konaklama AIRBNB’yi kullandık. En büyük odak noktamız Meteora’ya gitmek olduğu için onun gününü netleştirip biletini TRAINOSE’den ayarladık, 100 Euro civarı tutmasını hesapladığımız biletler 58 Euro tuttu, sanıyoruz ki gidiş-dönüş aynı anda aldığınızda indirim yapıyorlar 😊

Hazırlıklar tamam olduğuna göre yola çıkabilirdik.

ATİNA’DA OTEL ARAYIN :)) – BOOKING

ATİNA’DA EV ARAYIN :)) – AIRBNB

1.GÜN

İstanbul Havalimanından 1,5 saatlik uçuşun sonunda Atina Eleftherios Venizelos Havalimanına vardık. Konaklama yerimiz Exarchia’da Tasos’un evi. Merkezden (Syntagma) yürüyerek 20 dk. Havalimanından merkeze gitmek için metro, yerel tren, otobüs veya KTEL servislerini kullanabilirsiniz. En uygunu otobüs (X95) olduğu için onu seçtik.

Akşam yemeği için Plaka bölgesindeydik. Kaldığımız evden yürüyerek 30 dk civarı.. Küçük bir tur atıp Yasemia isimli bir cafeye oturduk. Aynı sokak üzerinde sıralı cafe ve tavernalar var. Biz öneri üzerine gitmiştik, oldukça da memnun kaldık. Greek salad, Beetroot salad, sangria ve güzel hava..Ve gecenin sonu..

Gün sonu 22342 adım..

2. GÜN

Evin altındaki süpermarketten kahvaltılıkları alıp kahvaltımızı ettikten sonra o günü Atina’yı keşfe ayırdık.

İlk durağımız Arkeoloji Müzesi oldu. Gezimiz 2 saat sürdü. İçeride tarih içinden tarih çıkıyor. 5.yüzyıldan 16.-17.yüzyıla uzanan bir uygarlık gelişimi..Hayranlıkla her detayını inceleyeceğiniz heykeller bizim en çok vakit geçirdiğimiz bölüm oldu..Kısacası ilk durağımız oldukça büyük ve etkileyiciydi 🙂

Sonrasında Monastraki’ye doğru çıkarken Nancy’s Sweethome’da tatlı molası verdik, tercihlerimiz Nancy’s Sweethome cake ve Nest of wild cherries oldu. Kek tam bir efsane ancak tek başına yemek için ağır bir tatlı, denemeye değer..Diğeri ise biraz fazla şerbetli geldi, diğer seçeneklere yöneliniz!

Sıra güzel Monastraki meydanına geldi… Akropolis’e karşı bir fotoğraf, Hadrianus Kütüphanesi, Roma Agorası; Pantainos Kütüphanesi ve Akropolis tabelasını takip ederek yukarı tırmanış..Tam öğle vaktine denk geldiğimiz için Akropolis’i akşamüstüne bıraktık.

Rotayı National Gardens’a çevirdik, oturup bir nefes almak ve yeşilin tadını çıkarmak için mutlaka turlayın. Hemen çıkışında Panathenaic Stadium’a uğrayıp en son 2004 yılı olimpiyatlarına ev sahipliği yapmış bu yeri de görüp Zeus tapınağına ve Hadrian kemerine geçebilirsiniz. Biz bu rotanın tamamını gezerken gözlemledik, alanların içerisinde gezmedik ancak vaktiniz varsa ve özel ilgi alanınız ise stadyuma veya arkeolojik alana girmek ilginizi çekebilir.

Sıra tekrar Akropolis’e geldiğinde içerdeki hiçbir yönlendirme tabelasını es geçmeyin, doğu-batı kısmı gibi tabelalar var hepsi sizi manzaranın başka açılarına yönlendirecek, en tepede ise Atina’ya 360 derece bakacak ve doyamayacaksınız 😍

Gün sonunu tavernada getirdik, Plaka bölgesinde Eski Stamatopoulos Tavernası..Kesinlikle listeye yazın, ortamı çok güzel, arkada canlı çalan Yunan şarkıları ise keyfe keyif katıyor..Fiyatları da tl’ye çevirmezseniz makul 😁 1er bardak ouzo, greek salad, souvlaki ve kuzu tandır oldu tercihlerimiz. Souvlaki biraz standarttı ancak kuzu on numaraydı diyebiliriz.

Gün sonu 32636 adım..

3.GÜN

Bu günümüzü tamamen Meteora’ya ayırdık. Gezimizin detaylarına Meteora yazımızdan ulaşabilirsiniz 😊

Gün sonunda şehre vardığımızda Monastraki’ye gittik, gyros ve souvlaki arayışındayız. Avrupa’da domuz dışı et bulmak daha kolay ancak bizim gördüğümüz kadarıyla Yunanistan’da bu durum biraz daha farklı. İkimize de tek başına ağır gelen bir et olduğundan sadece domuz etinden yapılmış bir şeyi rahat yiyemiyoruz. Neyse ki Quick Pitta isimli mekan imdadımıza yetişti. Lezzeti ise bizimkiler dönere neden yoğurt koymuyor sorusunu düşündürtecek cinstendi 😍

Geceyi ise Six Dogs isimli saklı bir bahçede kokteyl (Flower Dance) ve İtalyan birası ile tamamladık. Romantik ve sakin olarak niteleyebiliceğimiz bu mekana da bir uğrayıp yorgunluk atın deriz.

Gün sonu 22446 adım..

4.GÜN

Veeee yüzme günü 😎 Kahvaltımızı evde yapıp, Exarchia’yı turlayıp, Berkin Elvan anıtına bakıp biraz gözlerimiz dolu dolu Glyfada tarafında Bolivar Beach’e yola çıktık. Yere karar verişimiz biraz zahmetli oldu. Atina yüzmeye çok elverişli değil bizim gözümüzde, klasik Yunanistan fotoğraflarındaki sahiller çünkü hayalimiz..Kum istiyoruz, mavi su istiyoruz, dalga istemiyoruz vs..Kendimize uygun 4 şıkka indirmiştik konuyu, ilki feribot ile Pireus’tan geçilen Agistri, ikincisi yaklaşık 45-50 dk toplu taşıma ile gidilen Vouliagmeni plajı, üçüncüsü yine aynı mesafedeki Vouliagmeni gölü ve dördüncüsü Glyfada plajlarıydı. Vakit kısıtlılığı, araba kiralamakla uğraşmama isteği ve ulaşım kolaylığı bizi Glyfada Kalamaki’deki Bolivar’a yöneltti. Syntagma’dan Tram 5 ile direk olarak gidebiliyorsunuz. Kalamaki’de inip 100 metre kadar yürüdüğünüzde keyif sizin 👍 Yaklaşık 35-40 dk civarı ulaşım süresi. Giriş 6 euro, şezlong + şemsiye 2 euro..Giriş ücreti zorunlu diğerleri değil..Tam beklentimizi karşılayan yeri bulduk keyfini çıkardık ve uçağımız için dönüşe geçtik. Yine X95 ile yaklaşık 1 saatlik yolculuk sonunda havalimanındaydık. Non-EU kısmı biz dönerken oldukça kalabalıktı bu nedenle özellikle yoğun sezonlarda kesin 2 saat önceden orada olmanızı öneririz..

Gün sonu 18002 adım + 45 dk yüzme..

Not 1: Ermou caddesi alışveriş yapmak isterseniz uygun, biz boydan boya bir kez yürüdük yolumuzun üstüne denk getirip. Not 2: Flea Market (Monastraki) vakit yaratıp gidemedik ama aklımız kaldı. Not 3: Atina’da çeşmelerden su içilebiliyor. Zaten her yerde de ikram ediliyor, su arama derdine çok girmeyin. Marketlerdeki suları da bizimkiler gibi, gazsız. Not 4: Atina’da gezilecek yerlerin çoğu ücretli ancak Athens City Pass ile bu yerlerin çoğuna daha uygun fiyata ve ekstra bir ücret ödemeden girebiliyorsunuz. Not 5: Biz Tasos’un ev sahipliğine bayıldık. Konakladığımız bölge Atina’nın genelinden biraz farklı kabul ediliyor, insan profili açısından karışık. Merkeze ise ne çok yakın ne de çok uzak. Evin rahatlığı, ev sahiplerinin ilgisi ve sıcaklığı size evinizde gibi hissettiriyor. Atina’da konaklama listenizde ilk sıralara koyabilirsiniz.

Diyetisyen Notu: Tüm tatil sonunda ortalama 3700 kalori harcamış oluyorsunuz, bu da normal bir beslenme düzeniyle gezinizi tamamladığınızda vereceğiniz 500-550 grama denk geliyor 😬

Bizi buraya tıklayarak instagramdan da takip etmeyi unutmayın😍

Sevgiler,

H&E