Yasaklar sonrası covid ile ilk tatilimizi Safranbolu’da yapmış ve UNESCO Dünya Mirası Listesi’ndeki görülecek yerler listemize bir tik daha atmıştık. Cumartesi iş çıkışı koyulduk yola ve ver elini Safranbolu. 4 saatlik bir araba yolculuğu sonunda Karadeniz sınırları içindeydik 🌲 Her ne kadar Karadeniz sınırları da olsa yaz döneminde oldukça sıcak. 42 derece gördük. O yüzden bahar aylarını tercih edebilirsiniz, aklınızda bulunsun 😉
ULAŞIM
Özel aracınız yoksa tercihiniz Safranbolu’ya ulaşım sağlayan otobüs şirketleri olabilir.
Bizim tercihimiz kısmen merkezi sayılabilecek konumu (araçla 5 dk), covidden dolayı zincir otel arayışımız ve fiyat uygunluğu sebebiyle Hilton Garden Inn oldu. Kahvaltı dahil değildi. Otel her zamanki kalitede, temiz ve rahattı. Şehrin mimari yapısına uygun yapılmış olması çok hoş bir detaydı.
😴 Diğer popüler konaklama önerilerimiz:
– Hanedan Konak
– Safranbolu Seyir Konak
– Yorgancıoğlu Konak
YEME – İÇME
Önce Safranbolu’nun tatlarından bahsedelim 🙋🏻♀️🙋🏻♂️
– Peruhi: İçi yoğurtlu bir çeşit mantı. Çevremizde kimse (yerlisi dahil) önermedi ne yazık ki 🙈 Onun yerine Rum Mantısı yedirdiler.
– Rum Mantısı: Kuşbaşı et ile yapılan, yoğurtsuz servis edilen bir mantı. Et severler için güzel bir tat.
– Bükme: Yöresel bir pide çeşidi. Kavrulmuş soğan, kıyma ve ıspanakla yapılıyor.
– Kuyu Kebabı
– Yaprak Dolması: Mini mini oluyor ve güveçte yapılıyor.
– Cevizli Yayım: Cevizli erişte 😉
– Safranlı Zerde
– Susamsız Simit: Cimitsiz simit veya kel simit olarak da anılan simit çeşidi.
– Bağlar Gazozu: Safranbolu’nun yöresel gazozu. Çook lezzetli.
– Safranlı Lokum: En meşhuru İmren. Biz çarşıda denediğimiz Şekerci Hamzazade’den aldık, o da oldukça güzel.
😋 Restoran – cafe önerilerimize gelecek olursak da;
– Atiş Butik Restorant
Yemek için tercihimizdi. Yaprak sarma, Rum mantısı (yöresel mantıları olan Peruhi yerine onu önerdiler) ve bükme yedik. Bir de olmazsa olmaz Bağlar Gazozu içtik. Yiyip içtiğimiz her şeyi çok beğendik.
– Tarihi Safranbolu Fırını (Çarşının girişinde)
Susamsız simit için adresiniz burası olmalı.
– Topçuoğlu Et Restoran
Çok önerildi ama Atiş’i tercih etmiş bulunduk.
– Kadıoğlu Şehzade Sofrası
Gideceğimiz şubesinde yangın çıkmıştı maalesef, kapalıydı. Çarşı tarafında bir tane daha var.
– Cezve Kahve
Canlı müzik eşliğinde içebilirsiniz kahvenizi. Sunumları güzel, kahvenin yanında şerbet ve lokum da veriyorlar.
– Saraçoğlu Kahve
Safranbolu’nun en meşhur kahvecisi. Biz Cezve’yi daha çok sevdik sanki ama gitmişken ikisine de uğrayın.
Yemek için vaktimizin kalmadığı Safranbolu baklavası, kavurmalı keşkek, safranlı pilavda da aklımız kaldı 😎
GEZİLECEK YERLER
1. Eski Çarşı ve Tarihi Safranbolu Evleri
2. Hıdırlık Tepesi
Safranbolu’ya ilk gelen Türklerin yerleştiği, yağmur duası ile Hıdırellez kutlamaları yaptığı yer burası. Tüm Safranbolu’yu, tarihi evleri çeşitli açılardan görebileceğiniz bir seyir terası.
3. Kristal Teras ve Tokatlı Kanyonu
Kristal Cam Teras, hemen aşağısındaki Tokatlı Kanyonu ve İncekaya Su Kemeri de Safranbolu’ya yolunuz düştüğünde mutlaka uğramanız gereken yerlerden.
· Ulaşımı özel araç veya taksiyle sağlayabilirsiniz.Terasa geçiş 7 TL/kişi (2021). Kanyon için ücret yok. Özel araçla giderseniz hemen terasın karşısındaki otopark 5 TL. İleride ücretsiz otopark tabelası da vardı.
· Terasta manzarayı izleyip, cafede bir şeyler yiyip içebilir, kanyonda yürüyüş veya zipline gibi aktiviteler yapabilirsiniz.
· Terasın zemini ne yazık ki hiç korunmamış ve bozulmuş. Buna rağmen otoparka ve terasa istenen para biraz can sıkıyor. Hizmet olarak karşılığı yok gibi çünkü.
Yine de farklı bir deneyim ve kanyonun doğası, manzarası, kaya oluşumları harika. Gidip görmekte fayda var. Hava aşırı sıcak olduğu için kanyona inip çıkmayı gözümüz yemedi, vaktimiz de azalmıştı ama bahar döneminde giderseniz oraları da turlayın.,
4. Bulak Mencilis Mağarası
Mağara, Safranbolu merkezinden araçla 20 dk mesafede. Belli bir yerden sonra yemyeşil doğanın içinden dağa tırmana tırmana gidiyorsunuz. Yol düzgün. Ücretsiz park alanına arabayı bırakıp girişe geliyorsunuz. Müzekart geçerli değil. Tam 7.5 TL, öğrenci ise 5 TL (2020). Ödemenizi yaptıktan sonra sizi merdivenli hafif dik bir tırmanış bekliyor. Bu nedenle kıyafet, ayakkabı ve çanta ağırlığı konusunda hazırlıklı olun. Tırmanış sonunda bir cafe var 🍵 Bu alanda üniversite öğrencisi gönüllü rehberler belli sayıdaki grubu toplayıp mağaranın 200 metrelik kısmında anlatımları ile eşlik ediyorlar. Kalan 200 metre için de serbest zaman veriyorlar. Dönüş yolu fotoğraf çekimi için yeterli 📸 İçerisi 15 derece, deli dehşet bir sıcaktan sonra çok güzel gelse de üşütüyor, ona da hazırlıklı olun 🥶 Mağaranın tamamı geziye açık değil ve açılmayacakmış. Ancaaaak tamamını gezmek isterseniz – ki bu gezide sizi şelaleler, göller karşılayacak – özel olarak başvuruda bulunup 6-8 saat süren özel turlara katılabiliyorsunuz 🎡
5. Sırçalı Kanyonu
Biz kısıtlı zamanda tercihimizi Kristal Teras’tan yana kullandık. Ancak Sırçalı Kanyonu’nda da taş teras var. Vaktiniz olursa gitmenizi öneririz.
6. Ters Ev
Özellikle çocuklu ailelerin ilgisini çekebilir.
7. Yörük Köyü
Safranbolu’ya 11 km uzaklıktaki köy “Müze Köy” olarak da adlandırılıyor ve Safranbolu’nun küçük bir maketi olarak görülüyor.
8. Safran Tarlaları
Safranbolu’ya adını veren, dünya üzerindeki en kıymetli bitkilerden biri olan safran, Ekim-Kasım aylarında hasat ediliyor. Bu aylara yakın zamanlarda tarlaları ziyaret edebilirsiniz.
.
.
.
Safranbolu’nun ve yaklaşık 1.5 günlük gezimizin detayları bu şekilde🎈
Çıralı, meşhur Olympos’un komşu sahili. Konaklama yerleri ve aslında plajları ayrı olsa da genelde bir olarak anılıyorlar.
Çıralı sahili, Olympos Antik Kent’e kadar olan geniş sahil kesimi. Çıralı ise bu sahilin arkasında kalan, Olympos’a göre biraz daha pahalı konaklama alternatiflerinin bulunduğu bölge. Olympos, camping ve bungalov ağırlıklı iken Çıralı benzer yerlerin biraz daha lüks versiyonlarını içeriyor. Yine de her iki bölgede de uygun fiyatlı tatil yapmak çok kolay 😎
Çıralı ve Olympos’tan lüks beklentiniz olması. Çok güzel bir denizi var; ancak hem çakıllı hem de genelde öğleden sonra dalgalanıyor. Şezlong, şemsiye yok; sadece bazı otellerin kendine özel alanı var. Duş ve kabin yok. Giderken bunlara hazırlıklı olmakta fayda var. Deniz ayakkabısı, konaklama yerinizin plajı yoksa şezlong, şemsiye vb..
Bir de carettaların yumurtlama alanı olduğu için plaj 20.00-20.30 arası boşaltılıyor ve gece sahilde hiç ışık olmuyor. Restorantlarda da sadece loş ışık kullanılıyor 🐢
ULAŞIM
Olympos-Çıralı bölgesine gelmek için özel araç veya Antalya otogardan dolmuşları kullanabilirsiniz. Hava yolu ile de gelseniz dolmuşlar için ilk önce otogara geçmeniz gerekiyor.
Biz San Simon Hotel’de konakladık. Denize de merkeze de yaklaşık 10 dk yürüme mesafesinde. Bizim beklentilerimizi çok karşılamadı; ancak uygun fiyatlı konaklama için düşünülebilir. Sahilde özel alanı ve şezlongu var, bu bir artı. Oda beklediğimiz gibi çıkmadı, sıcak sudan yana biraz sıkıntı yaşadık ve işletmeci çok kibar da olsa bilgilendirme kısmını biraz zayıf bulduk. Bahçesi güzel ama kesinlikle daha da güzelleştirilebilir. Kahvaltı da tatmin edici.
– Blue&White Hotel
– Hera Hotel ise bildiğimiz ve ilk önereceklerimiz olabilir.
Glamping isterseniz tek seçenek var; Campo Portakal Eco Glamping.
YEME – İÇME
Merkezde ve sahilde her bütçeye uygun yemek yerleri mevcut. Ağırlıklı salaş mekanlar var. Bizim denediklerimiz ve görüşlerimiz şu şekilde:
– Çıralı Restaurant: Ev yemeği gibi yiyebileceğiniz bir yer. Ortamı aslında çay bahçesi gibi ancak yemekler çook lezzetli. Mezeler, ikramlar, ana yemekler…Tam eski usul, bol zeytinyağlı ve lezzeti yerinde. Sebzeli makarna, pilav, imambayıldı, mücver tercihlerimizdi.
– Salih Pansiyon: Deniz molamızda gözleme yemeye gittik. Bahçede, ağaçlar altında güzel bir gözleme yiyebilirsiniz.
– Karakuş Restaurant: Lüks kategoriye sokabileceğimiz bir yer. Mezeler günlük yapılıyor. Lezzetler iyi. Cunda ezmesi, Girit babağı, et schnitzel, Çökertme kebabı ve San Sebastian tercihlerimiz oldu. Ana yemeklerin tuzu bize az geldi ama hepsi geçer not aldı.
– San Simon RestoBar: Lüks kategoriye sokabileceğimiz bir diğer yer. Konakladığımız otele bağlı, dolayısıyla indirim uygulanıyor. Hamburgeri de pizzayı da çok beğendik. Ortamı da güzel.
– The Beaver Coffee Shop: Panda Coffee (beyaz ve bitter çikolatalı kahve) içtik, güzeldi. İzmir bomba ortalama lezzetteydi. Ortamı güzel.
– İkiz Restaurant: Deniz börülcesi, şiş balık ve chef’s special fırın beyti yedik. Şiş balık aslında güzeldi; ancak porsiyonu küçüktü. Fırın beyti ise çok karışık lezzetler içeriyordu, çok sevemedik. Deniz börülcesi içimize sinerek beğendiğimiz tek şey olabilir.
GEZİLECEK YERLER
Antalya’da herhangi bir yere yolunuz düştüyse gezecek çokça yeriniz var demektir.
– Olympos Antik Kenti: Çıralı sahilden veya içerideki yoldan yürüyerek ulaşabilirsiniz antik kente. Giriş ücreti 30 TL (2020), Müzekart geçerli. İçeride kilise, lahitler, soyluların oturduğu evlerin olduğu alan vb gezilecek bölümler var. Gezmesi 45-50 dk sürüyor, son giriş ise 19.00. Mutlaka görün deriz. Yeşil ve grinin uyumu karşılayacak sizi.
– Yanartaş: Ulaşımı araçla/bisikletle, tepeye son 1 km kalaya kadar giderek yapabilirsiniz; buradan sonrası tırmanış. O yüzden ayağınızda rahat bir ayakkabı olması önemli. Son çıkış saati 20.00 olarak söyleniyor; ancak 20.00dan sonra da çıkılabiliyormuş. 20.00’ye kadar giriş ücreti 9 TL (2020). Sonrasında kontrol yok. Geç çıkmanın sıkıntısı çok karanlık olması. Hiç ışık yok. Daha erken gidecek bile olsanız dönüş için yanınızda mutlaka fener bulunsun. Çok beklentiniz olmasın. Özellikle kalabalık dönemde her ateşin başını birisi kapladığı için hayal ettiğiniz manzarayı göremiyorsunuz. Ama dünya üzerinde nadir yerlerden olduğu için gitmekte fayda var.
– Göynük Kanyonu: Likya yolunun başlangıç noktası.Ulaşım için en iyisi özel araç. Aracınız yoksa dolmuşla Göynük tabelasında inip yürüyebilirsiniz. Giriş ücreti 11 TL (2020); ama body rafting ve/veya zipline yapacaksanız sizden bu ücret alınmıyor. Onun yerine body rafting (kanyon turu) için 80 TL (2020), 70 TL zipline veya her ikisini de yapacaksanız 130 TL ödeme yapıyorsunuz. Body rafting kesinlikle önerimiz, yapmazsanız kanyonu gezmiş sayılmazsınız, bizden söylemesi 😎 Girişten 15 dk mesafede yemek yerleri ve sizi asıl kanyon girişine götürecek jeepler var. 80 TL içine bu ulaşım ve koruyucu malzemeler dahil. Jeepler sizi kanyon girişine bırakıyor, giyiniyor ve kendinizi buzzzzzz gibi sulara bırakıyorsunuz. Yer yer yüzerek, yürüyerek ve tırmanarak kanyonun sonundaki şelaleye ulaşıyorsunuz. Dönüşte jeeple geldiğiniz yolu yürüyerek dönüyorsunuz, mesafe uzun ancak o kadar soğumuş oluyorsunuz ki yolun yokuş aşağı olması ile de rahatlıkla yürüyorsunuz. Fotoğraf için ise kanyon içinde fotoğrafçı var, 25 TL’ye tanesini veya 150 TL’ye (2020) tamamını alabilirsiniz çekilen fotoğraflarınızın.
– Koylar Turu: Çıralı veya Adrasan’dan çıkışlı olarak yapabilirsiniz. Gidilen koyların bir kısmı farklı oluyor aradaki mesafeden dolayı.
– Adrasan ve Suluada Turu: Suluada’ya sadece Adrasan’dan gidiliyor. Adrasan’a da dolmuş veya özel araçla ulaşım sağlayabilirsiniz. Biz Adrasan Ali Kaptan ile 110 TL’ye (2020) yapmıştık turu. 10.00-17.00 arası sürüyor genelde. Adadaki 4 koya, 1 mağaraya (akıntı uygun olursa gidiliyor) ve dönüş yolunda Adrasan’a yakın bir koya uğradık. Yemekler çok güzeldi. Tur keyifliydi. Adadaki koylar birbirinin aynısı gibi aslında ama deniz çok güzel; o yüzden her anı keyifli geliyor. Mağarayı ve yakınındaki yarığı gezmek ise turun ilgi çekici kısmı.
– Phaselis Antik Kenti: Araç kuyruğu nedeniyle bu tatilde girme şansımız olmayan ama önceden bildiğimiz ve sevdiğimiz bir yer. Denize de girebileceğiniz nadir antik kentlerden. Liman, agora, tiyatro gibi gezebileceğiniz alanları bulunuyor. Giriş ücreti 45 TL (2020), Müzekart geçerli.
– Tahtalı Teleferik
– Kaleiçi
– Düden Şelalesi
– Kurşunlu Şelalesi
– Köprülü Kanyon (Tazı Kanyonu)
Dönüş/gidiş yolunda ise Myra Antik Kenti, Patara Antik Kenti, Aspendos Antik Kenti, Salda ve Sagalassos Antik Kenti gibi ilgi çekici duraklara uğrayabilirsiniz 🚗
Bizim gezi özetimiz ise şu şekilde diyerek toparlayalım, size de bir rota çizmiş oluruz belki 🎈
1. GÜN
🚗Göcek – İztuzu sonrası en güzel manzaralı yolculuğu yaparak Çıralı’ya vardık. Plaj kapanmadan denize girip yemeğe çıktık. İlk yemeği Çıralı Restaurant’ta yedik. Kahve için ise Beaver’a gittik.
2. GÜN
⛵Sabah erkenden Adrasan’a yola çıktık. Çıralı – Adrasan arası araçla 1 saat. Keyifli bir tur sonrası dönüş yapıp akşam yemeği için San Simon RestoBar’a gittik.
3. GÜN
🌺Günü Çıralı plajda geçirdik. Öğlen yemeğini Salih Pansiyon’da yedik. Kapanışı Olympos Antik Kenti ve Karakuş Restaurant ile yaptık.
4. GÜN
🌄İstikamet Göynük Kanyonu. Günün neredeyse yarısını orada geçirdik. Dönüşte denize girmek ve gezmek için Phaselis Antik Kenti’ne uğradık; ancak araç kuyruğu nedeniyle giremedik. Denizi güzeldir, aklınızda bulunsun. O yüzden korona nedeniyle kapalı olan Robinson Çamyuva’nın plajına gittik dönüşte. Otel de denizi de çok güzeldir, ağırlıklı olarak Alman turistlere hizmet verir ama 5 yıldızlı otel konaklaması isteyenlere rahatlıkla önerebiliriz, belirtelim. Akşam yemek için ise İkiz Restaurant’a, tatlı için Asmaaltı’na gittik.
5. GÜN
🏛 Dönüş yolu öncesi küçük bir deniz keyfi yapıp yola çıktık. En görülesi antik kentlerin başında gelen büyüleyici Sagalassos’a gittik. Özel araçla ulaşabileceğiniz muhteşem bir antik kent. Girişi ücretli, Müzekart geçerli. Çok iyi korunmuş eserlerle dolu, kafanızda çok rahat eski günlerini canlandırabileceğiniz bir yer. Mutlaka gezin! Akşam yemeği için ise Afyon İkbal’de enfes bir sucuk molası verip evimize döndük.
2020 senesi, iyi mi kötü mü olduğu belli olmayan ama kötüye yakın bir sene olarak devam ederken en büyük ihtiyacımız hayalimizdeki yaz tatilini yaşayabilmekti ✈ Biraz daha izole bir tatil ihtiyacı bu senenin olmazsa olmazıydı; ama ev kiralayıp o şekilde tatil yapacak gibi de değildik. Hal böyle olunca en sakin tatil yapabileceğimiz yerleri düşünüp Göcek – İztuzu (Dalyan) – Çıralı – Sagalassos (Burdur) şeklinde bir rota izlemeye karar verdik.
DURAK 1: GÖCEK
Göcek, öyle 5 yıldızlı otellerle dolu bir yer değil. Bir Rixos bir de D-Resort mevcut büyük otel zinciri olarak. Onun dışında butik otel ve apartlarla dolu. Yazlıkçılık kavramına oldukça yakın bir yer.
“Otelden çık, denize gir” yeri de değil aslında Göcek; o nedenle günübirlik veya konaklamalı tekne turlarının merkezi denebilir burası için. Denize girebileceğiniz merkezde sadece Lime Beach Göcek ve D-Resort var, bunun dışında biraz daha uzakta İnlice Halk plajı ve tekne ile ulaşabileceğiniz Göcek Adası mevcut. Ana seçenek ise tekne kiralamak.
ULAŞIM
Göcek’e özel araç dışında otobüs ve uçakla ulaşım mümkün.
Otobüsle gelecekseniz önce Muğla ya da Fethiye merkeze ulaşarak oradan minibüs veya otobüslerle Göcek’e gelebilirsiniz.
Uçak ile ise en yakın havalimanı Dalaman. Buradan Havaş ile Fethiye yönüne, 23 TL (2020) ödeyerek gelebilir, yine minibüs veya otobüslerle Göcek’e geçebilirsiniz.
Başta da bahsettiğimiz gibi 5 yıldızlı otel 2 tane, bunlara bütçeniz yetmiyorsa veya hayaliniz ye-iç-yat tatili değilse butik otel ve apartları tercih edebilirsiniz.
Çevredeki çoğu butik otel güzel görünüyordu. Puanları ve merkeze mesafeleri üzerinden seçim yapabilirsiniz. Bizim tercihimiz Olive Garden Apart Otel oldu. Merkeze yürüyerek 5-7 dk mesafede. Yani bizim otel ve çevresini tercih edebilirsiniz 🖐
Ortamı çok güzel. Bir baba ve 2 oğlu tarafından işletiliyor. Temizlik ve sosyal mesafe açısından içimize sindi. Merkeze yürüyerek 5 dk. Kahvaltı yeterli. Bahçesi çok güzel. Havuzda biri olduğunda biraz da gürültücü ise odalara çok ses geliyor; ancak bu durum dışında çok sakin, horoz ve kuzu sesi dışında ses yok. Otelin bir diğer imkanı ise bisiklet. Uygunluk olduğu sürece alıp dolaşabiliyorsunuz. Göcek’te bir yere gitmek isterseniz de yardımcı oluyorlar. Gittiğiniz yerde indirim sağlanabiliyor 😍 Bizim için keyifli bir konaklama idi, yine gitsek tercihimiz olabilir.
GÖCEK’TE YAPILACAKLAR
Tekne, tekne yine tekne 😬
Arabanız ve Göcek’te ikiden fazla gününüz var ise Dalyan ve Akyaka tarafına da günübirlik geziler yapabilirsiniz.
Bir gün Dalyan, İztuzu Plajı, Kaunos Antik kenti gezisi, bir gün Akyaka-Azmak gezisi, bir gün de tekne turu planlaması yapabilirsiniz. Ya da konaklama şansınız varsa Akyaka, Dalyan konaklamaları ve gezileri yaparak Göcek’e inebilirsiniz. Tercih sizin 😏😏
Bizim gibi 2 gece 2 gününüz var ise şimdi okuyacağınız gezimizi uygulayabilirsiniz 😍
1.GÜN
Sabah erkenden çıktığımız yolculukta öğleden sonra 3-4 gibi otelimize yerleşmiş olduk. İlk hedef tabi ki denize girmekti. Otelden destek aldığımızda 4 seçeneğimiz olduğunu öğrendik.
– Göcek Adası (ancak sadece belli saatlerde tekne gittiği için seçemedik),
– İnlice Halk Plajı (kalabalık olur dendi),
– D-Resort plajı (aşırı pahalı dendi) ve
– Lime Beach Göcek. Tercihimiz son opsiyon oldu ve yola koyulduk 🚗
Lime Beach Göcek araçla 15 dk mesafedeydi, Rixos’tan sonraki marinaların sonunda sakin bir denize sahip olan beach. Giriş ücreti 100 TL/kişi başı (2020). Denizi güzel, hizmet güzel, erken gölgede kalıyor ve denize girişler iskeleden. Sadece müzik biraz yüksek geldi bize 🙈 Akşamları da restorant olarak hizmet veriyor, aklınızda bulunsun.
Akşam yemekten önce çarşıyı turlayıp yemek için ara sokakta, limon ağaçları ile dolu bir bahçede hizmet veren Köfteci Dursun Usta’ya gittik. Göcek’in en eskilerindenmiş. Porsiyonlar ve lezzet oldukça iyi. Hizmet ve çalışanlardan da memnun kaldık. Fiyatlar başta ortalama üstü gibi görünse de yemek geldiğinde hakkını veriyor. Mutlu mideler ile geceyi bitiriyoruz biz de ❤
2.GÜN
İstikamet tekne turu ⛵
Serdar SS Yatching ile çıktık tura. Gitmeden önce en çok tercih edilen tur tekneleri arasında bir araştırma yaptık. Fiyat aynıydı, 150 TL (2020). Tüm tekneler ortalama saat 10.00-18.00 arasında tamamlıyorlar gezilerini. “Peki o zaman neden Serdar SS?” derseniz korona nedeniyle kişi sayısı önceliğimizdi. Tekne büyük ve sadece 35 kişi alıyordu. Bir de yemeklerini çok övmüşlerdi. Bizim katıldığımız gün de 28 kişi vardı ve oldukça rahat ettik. Diğer teknelerin sık gitmediği koyları tercih etmeleri de ayrıca tercih sebebimiz oldu. Bu sayede çoğunluk biz bize yüzdük. Denizin ve doğanın tadını çıkarmamızı sağladı bu durum. Yemekler de övüldüğü kadar vardı, özellikle de balık sosu.
Turdaki koylar sırası ile şöyleydi Domuz Adası, Aşk Mağarası, Binlik Koyu, Hamam (Kleopatra) Koyu, Bedri Rahmi Koyu. Her bir yerin denizi ayrı güzel diyebiliriz. Mağara içinde veya suda kalmış hamam kalıntıları arasında yüzmek ve yürümek güzel deneyimler. Bedri Rahmi Koyu da doğası ve denizi gereği turun en güzellerinden.
Eğer ki bu kadarı bize yetmez, daha çok koy gezmek isteriz ve konaklamalı olabilir derseniz Göcek’te Bir Güneş’i önerebiliriz.
Gün sonunda akşam yemeği için de aklımızda Can veya Özcan Restorant vardı. Göcek’in en eskileri. Can Restorant’ı tercih ettik ama eskilerden olmasına rağmen bizi biraz üzdü. Ana yemekleri beğenmedik. Mezeler fena değildi. Ortamı güzel. Belki meze-balık yapanlar daha memnun kalıyordur bilemedik.
Yemek sonrası çıktığımız bisiklet turunda da Göcek Dondurmacısı’nda mola verdik. Dondurmaları gayet güzel, keçi sütlü. Aklınızda bulunsun 🍦
3.GÜN
Çıralı’ya geçme günümüzdü ve önce İztuzu Plajı’na gitmeye karar verdik. Araçla 1 saat mesafede ve yolu çok keyifli.
Plaja gidişin diğer yolu ise Dalyan’dan kalkan tekneler. Plaj ücretsiz ancak araçla giderseniz cüzi bir miktar alınıyor. 22.00-08.00 arası Carettaların yumurtlama alanı olduğu için plaja giriş yasak.
Deniz her zamanki gibi dalgalı ama tertemizdi. Sahilin genişliği avantaj, rahat oturabiliyor ve yüzebiliyorsunuz. Duş, WC, kabin, şezlong, şemsiye ve yemek alanı mevcut.
Plaj sonrası vaktiniz olursa Kaunos Antik Kenti ve Kral Mezarlarını gezebilir veya Radar Tepesi’ne manzarayı görmek için çıkabilirsiniz. Vaktimiz olmadığı için biz gidemedik. Her ikisine de araçla ulaşım sağlayabilirsiniz. Antik kent için diğer bir ulaşım şekli tekne, Dalyan’da tekne turu keyifli oluyor, o yüzden tercih edebilirsiniz. Antik kente giriş ücreti 14 TL (2020); Müzekart geçerli.
Plajdan sonra istikamet Çıralı. Dalyan-Çıralı arası yol ise muhteşem manzaralar eşliğinde yapacağınız 4 saatlik bir yolculuğu kapsıyor. Çıralı’da buluşmak üzere bu yazımızı sonlandırıyoruz🖐
Fethiye’ye 3 kez yolum düştü; bir yaz ailecek, bir yaz 3 kız arkadaş ve en son da Enesle oldu. Enesle oturduk, konuştuk ve bu 3 geziden küçük bir özet çıkardık 😇
Fethiye (eski ismiyle Meğri), Muğla’nın güzel mi güzel bir ilçesi. Merkezi ayrı, Ölüdeniz’i ayrı, koyları ayrı güzel diyip başlayalım yazımıza🌞
ULAŞIM
Birçok yere olduğu gibi Fethiye’ye de özel araç, otobüs ve uçakla ulaşım mümkün.
Uçak ile ulaşımda Antalya ve Dalaman tercih ediliyor; ancak en yakın havalimanı Dalaman. Dalaman Havalimanı’ndan Fethiye otogara gitmek için ise Muttaş veya Havaş kullanabilirsiniz. Aynı yerden kalkıyorlar ve ücretleri de aynı.
Otogara ulaştıktan sonra merkez, Kabak, Ölüdeniz vb yerlere gitmek için otogarın dışındaki duraktan dolmuşa binebilirsiniz.
Fethiye merkezde konaklarsanız farklı yerlerde plaja gitmeniz gerekiyor. Diğer saydığım yerlerin kendi plajları mevcut. Özellikle Yanıklar ve Kabak’ta deniz dalgalı. Otel seçiminde bunları da göz önünde bulundurmak isteyebilirsiniz 😊
– Lykia Botanika Beach & Fun Club: Otel, Yanıklar mevkiinde. “Ultra her şey dahil” konaklama yapabilirsiniz. Denize giden çok güzel ormanlık bir yolu var. Plajı geniş, ferah. Otel temiz. Yemekler lezzetli. Eskiden çeşit kısıtlılığı sorunu vardı ancak yorumlardan anladığımız kadarıyla çözülmüş gibi. Denizi dalgalı 🙈
– Tonoz Beach Hotel: Otel, Ölüdeniz merkezde. “Oda kahvaltı” veya “yarım pansiyon” konaklama yapabilirsiniz. Konumu, çalışanları, temizliği gayet iyi. Yemekler oldukça başarılı. Her gece otelde yiyesiniz geliyor. Otelden çıktığınız anda da tüm restoranlar, cafeler, barlar civarınızda. Ölüdeniz Tabiat Parkı’na 10 dk.lık yürüyüş mesafesinde. Bazı odalarda balkon olmadığı için havlu, mayo vb asmakta zorlanılıyor ama diğer olumlu özelliklerinin yanında pek dert etmeye gerek yok bu durumu.
– Lilith Camping: Camping Kabak’ta, sahilde. “Yarım pansiyon” konaklama yapabilirsiniz. Bungalov, Vardo, tek kişilik oda ve çadır alanı mevcut. Biz Vardo’da kalmıştık. Küçük bir çingene arabası, oldukça rahat ettik. Klima yok ancak pencere açmanız yeterli oluyor; hava çok ferah. Tuvalet ve duşlar ortak. Kendi barı mevcut, gece uzun uzun oturma şansınız oluyor. Kahvaltısı ve akşam yemekleri açık büfe ve çok güzel. Doğayla iç içe olmak ve biraz daha samimi bir ortamda tatil yapmak için ideal. Aynı zamanda da evcil hayvan dostu. Son olarak Kabak’ta da deniz güzel olsa da dalgalı diye belirtmek isteriz 🙈
– Monta Verde Hotel&Villas: “Yeri çok fark etmez; her yere araba ile ulaşım sağlayabiliriz” derseniz, uygun fiyatlı bir konaklama yapmak isterseniz tercih edebilirsiniz. Otel iç dizaynı, bahçesi güzel. İşletme sahibi cana yakın, odalar güzel. Yemekler ortalama ama çeşitli. Otelin havuzu mevcut; boyutu otel misafir sayısına uygun. Gece etkinlikleri çeşitli.
GEZİLECEK YERLER
– Ölüdeniz Tabiat Parkı: Dolmuşla veya özel araçla ulaşım sağlayabilirsiniz. Ölüdeniz merkezde konaklıyorsanız da yürüyebilirsiniz. Giriş ücret 7 tl (2019). Öğrenciye indirim mevcut.
Şezlong-şemsiye ücretli. Ücret ödemek istemezseniz boş alanlar da var havlu serip oturabileceğiniz. İçeride tuvalet, duş, yemek yerleri mevcut. Çok kalabalık olsa da bizim Fethiye’de denize girmeyi en çok sevdiğimiz yer. Kumlu tarafında deniz daha sıcak oluyor sadece 😅 Erken saatlerde giderseniz önlerden şezlong bulabilir ve daha ferah oturabilirsiniz. Bütün gün üstünüzde uçan paraşütleri izlemek ve güneşi burada batırmak güzel oluyor.
– Babadağ: Akşam manzara için veya uygun saatlerde paraşüte binmek için çıkabilirsiniz. Dolmuş veya özel araçla gidebilirsiniz. Yemek yiyebileceğiniz bir restoran da var yukarıda.
– Kayaköy: Yamaca kurulmuş, birbirinin güneşini kesmeyecek şekilde inşa edilmiş evlerin olduğu eski bir Rum köyü. Şuan az sayıda kişinin yaşadığı köyde terk edilmiş evler o günkü haliyle koruma altında. Dolmuş veya özel araçla ulaşabilirsiniz. Müzekart ile ücretsiz gezebileceğiniz Kayaköy’ün normal giriş ücreti 10 tl (2020).
– Kabak: Burası denize girmek için gidebileceğiniz, Likya Yolu üzerinde ilerleyenlerin de uğrak noktalarından biri. Fethiye’den de dolmuşla gelebilirsiniz. Sonrasında aşağı yürüyebilir veya servis dolmuşuna binebilirsiniz. Konaklamayı Kabak’ta yapacaksanız bu servisler otele de bırakıyor.
– Kelebekler Vadisi – Faralya: Kelebekler Vadisi yıllar önce festivallere de ev sahipliği yapmış bir yer. Ölüdeniz’den tekne ile veya Faralya’dan zorlu ve halat kullanarak yapacağınız bir yürüyüş ile ulaşabilirsiniz. Kelebekler Vadisi ve Faralya’da konaklama seçenekleri mevcut. Kelebekler Vadisi’ne günübirlik giderseniz vadinin derinliklerine yürüyüş yapıp, eğer uygun ayakkabıyı yanınıza aldıysanız ve merakınız da var ise biraz tırmanış ile şelaleye de ulaşabilirsiniz. Vadide sessiz olmak gerekiyor, böylece şansınız varsa belki 1-2 kelebek görebilirsiniz.
– Tekne Turu: Soğuk su, Akvaryum Koyu, Mavi Mağara, Kelebekler Vadisi, Deve Plajı gibi koylara götüren bir turdu bizim tercihimiz; ama başka çeşitleri de var. Biz küçük bir tekne tercih etmiştik. Yemek, kahve vb servis mevcut bu teknelerde. Keyifli geçiyor turlar. Özellikle araç olmadan gittiğiniz tatillerde koyları gezmek için çok iyi bir seçenek.
– 12 Adalar Turu: Diğer tekne turları gibi Ölüdeniz’den kalkıyor ve 12 Adalar’ı gezdiriyor. 12 Adalar turunu Fethiye’den deneyimleme şansımız olmadı ama Göcek’ten oldu. Göcek gezi yazımıza buraya tıklayarak ulaşabilirsiniz 😎
– Fethiye Kalesi ve Amintas Kaya Mezarları: Fethiye merkezde gidebileceğiniz yerlerden. Telmessos Antik Kenti’ne ait kalıntılar. Yürüyerek veya toplu taşıma ile gidebilirsiniz. Müzekart geçerli.
– Tlos Ören Yeri: Fethiye’ye araçla 45 dk mesafede.Unesco Dünya Mirası Geçici Listesi’nde bulunan ve kanatlı at Pegasus’un yaşadığı yer olarak bilinen antik kent, Likya’nın en eski yerleşim alanlarından biri. Stadyum, tiyatro, hamam kalıntılarının yanı sıra kaya mezarları da bulunmaktadır. Toplu taşıma yok; özel araç veya günübirlik turlar ile gidebilirsiniz. Giriş ücreti 10 TL (2020); Müzekart geçerli.
– Yaka Park: Fethiye’ye araçla 45 dk mesafede. Şelalesi, kademeli terasları, yemek yerleri mevcut. Özel araçla, turlarla veya jeep safarilerle gidebilirsiniz.
– Saklıkent Milli Parkı: Fethiye’ye araçla 50 dk mesafede. Güneş ışınlarının kolayca giremeyeceği kadar dar ve yüksek bir kanyon burası. Yaz ortasında bile rahatlıkla gezilebiliyor o nedenle. İlk girdiğiniz anda ve 18 km.lik yürüyüşün birçok yerinde buz gibi bir su size eşlik ediyor; ilk giriş bu yüzden biraz zorlu 🙈 Derinliklerinde bir şelale mevcut. Kanyonda çamur banyosu ve rafting yapmak mümkün. Özel araçla veya turlarla gidebilirsiniz. Giriş ücreti 8 TL (2020), öğrenci indirimli. Müzekart geçmiyor. Bir şey düşme ihtimaline karşı baret takmanız öneriliyor, teminini oradan sağlıyorsunuz. Yanınızda da deniz ayakkabısı olsun mutlaka; taşlık yerlerde ve suda yürümek daha kolay oluyor 😇
– Yuvarlakçay: Fethiye’ye araçla 1 saat mesafede. Fotoğraflarda sık sık gördüğünüz nehrin üzerinde insanların salıncağa bindiği yer burası. Kahvaltı mekanları ve restoranlar mevcut. Buz gibi suda yüzmeyi deneyebilir, doğanın tadını çıkarabilirsiniz.
– Dalyan – İztuzu – Kaunos Antik Kenti ve Kaya Mezarları: Dalyan, Fethiye’ye araçla 1 saat mesafede.Dalyan’a gitmek için asıl neden İztuzu Plajı, Kaunos Antik Kenti ve Kral Mezarları’nı görmektir.
Kral Mezarları Dalyan’da nehir kenarındaki pek çok otelden kolaylıkla görülebilmekte.
Antik kenti ve mezarları gidip görmek isterseniz ise Dalyan’dan kalkan tekneleri kullanabilir veya araçla ulaşım sağlayabilirsiniz. Giriş ücretli; Müzekart geçerli. Birçok ödül almış ve Carettaların doğal yaşam alanı olan İztuzu’na da Dalyan’dan kalkan tekne ve dolmuşlarla veya özel aracınızla ulaşabilirsiniz. Tekne oldukça zevkli oluyor (2008’den önceki fotolarımı bulamadığım için görsel ekleme yapamıyorum😬). Plaja giriş ücretsiz, otopark ücretli. 22.00-08.00 saatleri arasında plaja giriş yasak. İztuzu Viewpoint’e de gidip bölgeye kuşbakışı bakabilirsiniz.
– Kaputaş Plajı: Kaş Gezi Rehberi’nde de yer verdiğimiz plaja dolmuşla veya özel araçla gidebilirsiniz. Fethiye’ye araçla 1 saat mesafede. Denizin sakin halini yakalamak, plaj çok kalabalık olmadan tadını çıkarmak veya arabayı rahatça park edebilmek için sabah 9 civarında gitmenizi öneririz. Plaja giriş ücretsiz ancak şezlong-şemsiye ücretli.
– Patara Antik Kenti ve Plajı:Fethiye’ye araçla 1 saat 5 dk mesafede. Noel Baba olarak anılan Saint Nikolaos’ın doğum yeri olarak bilinen bir diğer yer de burası. Dünyanın bilinen en eski deniz fenerine de Patara Plajı ev sahipliği yapıyor. Ulaşım için özel araç olması en iyisi. Antik kente giriş ücreti 30 TL; Müzekart geçerli.
DİPNOTLAR
** Fethiye içinde birçok noktaya dolmuş var. Otogarın dışı ve Ölüdeniz ana duraklar.
** Araçla koyları gezme şansınız var ise Boncuklu Koyu ve Kuleli Plajı’nın da denizi çok güzel.
** Ölüdeniz merkezde bulunan Belcekız plajı, gezi teknelerinin kalkış noktası. Aynı zamanda oldukça geniş, ferah, ağırlıklı olarak da kum içerikli bir plaj. Güzel bir denize sahip ancak çoğunluk dalgalı oluyor ve çabuk derinleşiyor. Güncelleme: Galiba buraya da işletme geldi.
** Yemekle ilgili öneri veremedik çünkü çok az yer denedik ve baya da zaman geçti üzerinden. Şansımıza kaldığımız yerlerde yemekler hep güzeldi 🥳
** Bayramlar dışındaki zamanlarda daha rahat edersiniz; bayram zamanında hem çok kalabalık hem de çok trafikli oluyor.
** Tekne turuna 1 gün, Saklıkent – Tlos – Yakapark’a 1 gün (biz turla gitmiştik; oldukça verimli oluyor), Kaputaş – Patara’ya 1 gün, Dalyan bölgesine 1 gün ayırabilirsiniz. Özel aracınız yoksa turları araştırmayı unutmayın.
Kapadokya’ya 2 havalimanı üzerinden ulaşabilirsiniz.
1. Nevşehir Kapadokya Havalimanı: Kapadokya merkezi Göreme’ye araçla 35-40 dk.lık mesafede bulunan havalimanı. Havalimanından Kapadokya’ya ulaşımda Türk Hava Yolları ve Anadolu Jet’in kendi yolcuları için transferi olabiliyor; otelinizin transfer hizmeti olabiliyor veya araç kiralayabiliyorsunuz.
2. Kayseri Erkilet Havalimanı: Kapadokya merkezi Göreme’ye araçla 60-70 dk.lık mesafede bulunan havalimanı. Daha fazla uçuş olması nedeniyle buraya olan uçak bileti fiyatları daha makul oluyor. Havalimanından Kapadokya’ya ulaşım için otelinizin transfer hizmetini kullanabilirsiniz; Havaş ile otogara giderek ulaşım sağlayabilir veya araç kiralayabilirsiniz.
Biz, uçak biletini erken saatte bir uçuşla Kayseri Erkilet Havalimanına aldık. Tercihimiz tatilimiz boyunca da rahatça gezebilmek açısından araç kiralama oldu; gitmeden önce ayarladık ve Hertz’ten otomatik vites bir Nissan Micra kiraladık (2 yolcunun da aracı kullanabilmesi için “ek yolcu hizmeti” ile birlikte). Havalimanına vardığımızda ofis ile görüşmemizin ardından aracı aldık. Dolu depo alıp dolu depo teslim etmek gerekiyor. Bir depo ile 3 gün boyunca rahatlıkla gezdik ve depo bitmedi bile 🥳
Konaklama için en iyi yerler Göreme ve Uçhisar. Hem gezilecek yerlere yakınlar hem oteller oldukça düzgün hem de çok güzel manzaralar sunuyorlar. Ama merkezi olmalarından dolayı fiyatlar biraz daha yüksek olabiliyor. Tabii ki istisnalar da mevcut.
Olağanüstü güzellikte otellerin yer aldığı bir yer Kapadokya. Seçim yapmak zor olabiliyor. Bütçeniz kısıtlı değilse çok fazla seçeneğiniz var.
Merkezde kalayım ama bütçeyi de çok aşmayayım derseniz bu gidişimizde kaldığımız Cappadocia Cave Land Hotel’i gönül rahatlığı ile öneririz.
Otopark için ayrı bir yeri olmaması dezavantaj (etrafta boş alanlar var ancak o sıra yeni tesisler yapılıyordu; dolayısıyla ilerleyen dönemde park zorlaşabilir). Masaj-spa vb hizmetleri yok ama bazı odalarda jakuzi mevcut. Merkezi, sakin, temiz bir konaklama için çok uygun. Taş konak olmasına karşın kış döneminde ısınma ile ilgili hiçbir sıkıntı yok. Kahvaltısı güzel, personeli cana yakın. Odalar çok güzel döşenmiş. Göreme içerisinde de ücretsiz ulaşım hizmetleri sağlıyorlar; balon, ATV gibi etkinliklerin ayarlanmasında da yönlendirme yapıyorlar.
Biz 2 gecelik konaklamamızdan çok memnun kaldık. ATV ayarlamasını da otel ile yaptık; aynı şekilde o da çok güzel geçti.
Diğer konaklama önerilerimiz;
Elegance Cave Suites
Cappadocia Caves
Goreme Inn Hotel
Goreme Cave Rooms
Traveller’s Cave
Millstone Cave Suites
YEME-İÇME
Yine gezmekten yeme içmeye vakit ayıramadığımız bir tatil daha diyebiliriz 😅 Ama tabii ki var yine bazı öneriler..
– Millocal Restaurant: İlk günümüzde kahvaltı için tercih ettik. Çok çeşitli ve lezzetli bir serpme kahvaltısı var. Manzara çok güzel, ortam çok ferah. Uçhisar’da bulunması sayesinde çook geniş bir manzarası var; çoğunlukla da cam ile döşenmiş bir yer olması sayesinde bu manzaraya hakim olabiliyorsunuz. Hem sabah hem akşam tercih edilebilir bir mekan.
– Cappadocian Cuisine: İlk akşam yemeği için tercih ettik. Sedirli, otantik, hafif de esnaf lokantası benzeri bir yer. Sac kavurma ve kiremitte kaşarlı köfte yedik. İkisi de lezzetliydi.
– Uranos Sarıkaya: Akşamları fiks menü ve gösteriler ile planlanmış bir programları var. Dışı da içi de oldukça güzel bir yer. Şatafat yok; sade, tarihi ve etkileyici bir atmosferi var. Gösteriler güzel, lezzetler de başarılı.
– Kaşık-la: Kayserili bir arkadaşımızdan onay alıp havalimanına gitmeden önce Kayseri’de gidip mantımızı yediğimiz yer. Kaşık-la Kayseri mantısı, kağıtta pastırma ve Necmiye Hanım tatlısı yedik. Ah şimdi olsa da yesek diyelim, siz anlayın 😍
– Seten Restaurant – Gitmedik ama methini çok duyduk.
GEZİLECEK YERLER
Kapadokya ve çevresi de uzun uzun, sindire sindire gezilesi yerlerden. Önce bakalım listede nereler var gezilecek; sonra da bakalım biz neler yaptık 😇 Gezilecek yerleri de ilçe ilçe gruplandıralım ki günü planlamak kolay olsun. (Konaklama ve yeme-içme detaylarına buraya tıklayarak bakabilirsiniz.)
(*** ile belirttiklerimiz gitmediklerimiz)
Uçhisar
– Uçhisar Kalesi
– Güvercinlik Vadisi
– O Ağacın Altı Seyir Terası
– Kocabağ Şarapçılık
Göreme
– Aydın Kırağı (Aşıklar Tepesi)
– Göreme Açıkhava Müzesi
– Zemi Vadisi *** — Adını içinden geçen Zemi Deresi’nden alan ve meyve ağaçları ile süslü vadiyi yürümek ortalama 4 saat. Detaylı bilgi için tıklayınız.
– Rose Valley = Kızıl Vadi = Kızılçukur Vadisi (Güllüdere Vadisi)
– Gomeda Vadisi *** — Özellikle çok katlı güvercinliklerinin oluşturduğu gizemli yapılarla dikkat çekiyor. Ortalama 4 saatte gezilebilen bir diğer vadi. Detaylı bilgi için tıklayınız.
Yakın Çevre
– Ihlara Vadisi
– Selime Manastırı
– Derinkuyu Yeraltı Şehri
– Kaymaklı Yeraltı Şehri ***
– Narlıgöl Krater Gölü ***
Turunuzu planlarken size birkaç öneri verebiliriz:
Ürgüp’ü dönüş yolunda havalimanı öncesine bırakabilirsiniz.
Uçhisar, Göreme ve Çavuşin’i bir tam günde gezebilirsiniz.
Yakın çevreyi gezecekseniz 1 tam gün ayırmanız gerekli.
Biz bir yarım günümüzü ATV turuna ayırmıştık. Paradise aracılığı ile 2 saatlik tur ayarlamıştık, adam başı 150 tl idi ücreti (2018). Göreme Milli Parkı dahilindeki Kılıçlar Vadisi, Kızıl Vadi, Çavuşin ve Aşk Vadisi vardı içeriğinde. Vadide serbest zaman, kilise gezmek için vakit, fotoğraf molası gibi aralar veriliyor.
Gün doğumu ve ATV turunu aynı güne koyabilirsiniz.
Balayı rotamızdaki en uyguna konakladığımız oteli önereceğiz size hem rotamızdaki en pahalı ülkede hem de 5 yıldızlı 😅
Fleming’s Selection Hotel Wien-City bizim tercihimiz olmuştu. Konumu oldukça iyi, Rathaus tarafında. Metro istasyonuna (U2 hattı) 250 mt mesafede. Otel ve Stephansplatz arası yürüyerek 20, metro ile (U2+U3) 10 dk.
Otel oldukça temiz ve sakin, odalar yüksek tavanlı ve çok ferah. Ütü ve ütü masası da mevcut. Kahvaltı dahil olmadığı için yorum yapamayacağız ancak genelde konaklayanların yorumları memnun kaldıkları yönünde.
Diğer konaklama önerilerimiz:
Ibis Budget Wien Messe
Meininger Hotel Wien Downtown Franz
Christopher’s Inn
Leonardo Hotel Wien Hauptbahnhof
a&o Wien Hauptbahnhof
YEME – İÇME
Az vaktimiz olduğu için az yer denedik ama öz yer denedik diyebiliriz 😄
– Figlmüller: Viyana’nın en meşhurlarından, kapısındaki kuyruğu görünce de anlayabiliyorsunuz. Enes “Schnitzelwirt”te de yemişti önceden, bu nedenle kendisinin de onayıyla hala en iyi Figlmüller bizim için 🎉
Schnitzeli dana eti, tavuk eti veya domuz etiyle hazırlanmış olarak isteyebilirsiniz. Wiener Schnitzel’in asıl çıkışı dana eti ile yapılarak olmuş ⬆️ Vee gerçekten de bu hali baya iyi 😎
Bildiğimiz kadarıyla Wollzeile’deki asıl mekana rezervasyonsuz almıyorlar. Ancak sonradan açılan Bäckerstraße’deki mekana kapıda sıra bekleyerek girebiliyorsunuz. Bäckerstraße’ye de rezervasyon kabul ediyorlar. Yolunuz Viyana’ya düştüğünde Figlmüller’in çok katlı olan şubesine (Bäckerstraße) giderseniz daha kolay yer bulabilirsiniz yani🎈
– Cafe Sperl: 1880 yılında yapılmış ve 1995’te Before Sunrise filminde de yer almış ödüllü bir cafe. Tarihi ve şık. Sakin bir bölgede. Sperl adında özel bir tatlıları da var.
Kahvaltı için peynirli omlet, kruvasan, elmalı strudel ve latte istedik. Hepsi lezzetliydi.
– Cafe Sacher Wien: Hotel Sacher’in girişinde bulunan bu cafede meşhur sachertorte’yi deneyebilirsiniz. Burada hala Franz Sacher’in 16 yaşında yazdığı tarif ile yapılıyor.
– Schnitzelwirt: Schnitzel için önerebileceğimiz diğer adres. Her ne kadar bir Figlmüller olmasa da birkaç gün Viyana’da olacaklar için bir alternatif olabilir.
GEZİLECEK YERLER
(*** işaretli olanlar gezmediklerimiz)
– Stephansplatz
– Karlsplatz
– Museumsquartier
– Innere Stadt
– Aziz Stephan Katedrali
– St. Peter Kilisesi
– Karl Kilisesi
– Belvedere Sarayı
– Schönbrunn Sarayı ***
– Hofburg İmparatorluk Sarayı
– Albertina Müzesi ***
– Viyana Belediye Binası (Rathaus)
– Hundertwasser Evi
– Mariahilfer Caddesi (Viyana’nın en büyük alışveriş caddelerinden)
– Naschmarkt (Viyana’nın meşhur pazarı) ***
– Prater (Viyana’nın dev dönme dolabının bulunduğu park) ***
– Stadtpark (65bin metrekarelik park) ***
Viyana turumuzu 36 saatte yaptığımız için örnek olması adına buyrunuz rotamız;
Prag’tan tren ile Wien Hauptbahnhof’a vardık. Önce U1 metro ile Stephansplatz, U3 ile Volkstheater ve U2 ile Rathaus’a ulaşım sağladık. Otele (Fleming’s Selection Hotel Wien-City) yürüyüş 5 dk civarında. Odamıza yerleştikten sonra kendimizi dışarı attık.
İlk durak yemek için Figlmüller oldu. Musmutlu midelerimizi alıp Landstraßer Hauptstraße üzerinden Hundertwasser Evi‘ne devam ettik. Yürüyüş süresi 20-25 dk.
Hundertwasser Evi, tasarımı Avusturyalı sanatçı Friedensreich Hundertwasser tarafından yapılmış olan bir apartman aslında ama mimarisi oldukça ilgi çekici. Apartman halen kullanılmakta bu nedenle girip gezilebilen bir yapı değil ancak dışarıdan bol bol inceleyip fotoğraf çekmek mümkün. Rengarenk halini yakalamak ve fotoğraflamak istiyorsanız güneşin daha dik konumdaki halini tercih edebilirsiniz. Binanın etrafı tahmininizden daha dar, bu nedenle açı yakalamak için hareket alanı kısıtlı, en iyisi güneşin açısını yakalamak ☀️ Biz akşamüstü oradaydık biraz zorlandık 🙈 Hemen karşıdaki Hundertwasser Village‘ın da içini gezip, hediyelik eşyalara bir göz atıp Albertina Müzesine doğru yürüyüşe geçtik. Yürüyüş 30 dk civarı sürüyor.
Albertina Müzesi içerisinde 65.000’den fazla çizim, farklı tekniklerle yapılmış bir milyondan fazla baskı eseri ve grafik çalışmalarından oluşan bir koleksiyon barındıran yaklaşık 250 yıldır hizmet veren bir müze.16 Euro (2019 fiyatı) giriş ücretli. 3 bölümden oluşan büyükçe bir müze olduğu için vakit kısıtlılığımız nedeniyle gezmedik. Albertinaplatz‘ı ve Burggarten‘ı gezip Stephansplatz’a gittik. İlk durak St. Stephan Katedrali. Oldukça eski (1147 yılında yapılmış) ve etkileyici bir yapı özellikle de çatı kısmı. Içerisi de bir o kadar güzel ve Duomo di Milano’ya benziyor. Buradan St. Peter Kilisesini gezmeye gittik. Yol üzerinde ve kilise içerisinde müzik bizi karşıladı 😍 Yürüyüşümüze devam edip Hofburg Imparatorluk Sarayı’nın olduğu meydanda küçük bir mola veriyoruz. In Der Burg üzerinden yani sarayın iç bahçesi üzerinden geçerek sarayın devamının ve Viyana Kongre Merkezi‘nin olduğu meydana çıkıp Volksgarten‘a gittik. Günü Säulenhalle‘de gitar dinletisi ile batırdık. Rathaus‘ta “Film Festivali”ne denk geldik. (25 yıldan fazladır Rathaus’ta yaz aylarında yapılıyor festival, gün batımı ile etkinlikler başlıyor, gece yarısına kadar devam ediyor. Yüksek kalitedeki müzikallere yer verilen festivalde dünya mutfağının olduğu yemek standları da gece yarısına kadar hizmet veriyor. Festivale katılım ise ücretsiz.) Biraz da orada vakit geçirip dinlenmek üzere otele geçtik.
Budapeşte’ye geçeceğimiz ertesi sabah ise kahvaltı için soluğu Cafe Sperl’de aldık. Museumsquartier ve Mariahilfer Caddesi’ni de bu arada görme şansımız oldu. Kahvaltımızı yapıp yine mutlu midelerle gezmeye koyulduk. İlk durak Karl Kilisesi, ikinci durak ise Belvedere Sarayı oldu. Karlsplatz’tan D Wien Absberggasse tramvayı ile Belvedere Sarayı’na gidebilirsiniz. Quartier Belvedere’de inip yürüyerek saraya ulaşılıyor. Ya da 71 no.lu Zinnergasse otobüsü ile Untere Belvedere’de inip yürüyebilirsiniz. Saray ve özellikle bahçesi oldukça güzel. Sadece Upper Belvedere (sarayın kendisi) için 16 Euro, Upper ve Lower Belvedere birlikte 22 Euro (2019 fiyatı) giriş ücretli.
Burayı da bitirdikten sonra koşarak valizleri alıp Flixbus’a yetiştik ve Budapeşte’ye doğru yola çıktık. Bir daha yolumuz düşer mi bilinmez tabi ki ama şimdilik Viyana’da soluduğumuz hava, gezdiğimiz sokaklar yeterli oldu 😇
Bizim için en özel şehirlerden birinde sıra. İlk 2016 yılı Nisan’ında gittik, ikinci kez ise 2018 yılı Ağustos’unda balayı rotamızın ilk durağıydı 🤗
Prag, Orta Avrupa’nın en büyüleyici şehirlerinden bize göre. İlkbaharda ve yazın görme şansımız oldu, bu iki tatilimizin derlemesi olarak gezi rehberimizi sunacağız size, keyifli okumalar 🎈
Gotik mimarisinin içinde sıcak bir şehir Prag. Siyasi tarihi ve gelişimi kısmen yeni olan bu ülkenin güzel şehri, gerek tarihi gerek doğası gerekse de yakın çevresi ile bizlere güzel manzaralar sunuyor.
ULAŞIM
Prag gezimize Vaclav Havel Havalimanına vararak başlıyoruz. Merkeze ulaşım için otobüs veya tren kullanabilirsiniz.
Belediye otobüsü ile (daha ekonomik) : Terminalden çıktığınızda hemen önünden kalkan 119 numaralı otobüse binebilirsiniz. Veleslavin Tren İstasyonu’nun orada Metro A girişinde indiriyor otobüs. Kalış noktanıza göre Metro A’dan rahatlıkla B ve C’ye geçiş yapabilirsiniz. 90 dakikalık bilet almanız yeterli olacaktır otobüse binerken.
Havalimanı Shuttle’ı ile: Terminalden çıktığınızda hemen önünden kalkan shuttle’a da binebilirsiniz. Shuttle, şehirle bağlantınızı Metro C üzerinden sağlayacak. Metro için ayrı bilet almanız gerekeceğini unutmayın.
Metroya yakın olduğunuz sürece birçok noktada konaklayabilirsiniz. Nehrin eski şehre ev sahipliği yapan tarafında kalmanız daha merkezi bir konaklama sağlayacaktır. Yürüyüş mesafesinde de olabilmek açısından yakınında konaklayabileceğiniz duraklar (her iki yaka için) Malostranska, Mustek, Namesti Republiky, Florenc, Hlavni Nadrazi, Muzeum ve I.P.Pavlova.
Biz iki gidişimizde de Royal Court Hotel’de kaldık. Çatı katı oda tercih ettik. Asansör mevcut, eşyaları taşırken sorun yaşamıyorsunuz. Personeli, temizliği, konumu, konforu hepsi geçer not alır 😍 Kahvaltısı çok tatmin edici. Küçük bir spa odaları da var. Ilk gittiğimizde kullanmıştık. Tüm gün yürüdükten sonra kendinizi şımartabilirsiniz, biz oldukça keyif almıştık.
Royal Court Hotel, merkeze yürüyerek 30 dk mesafede. Isterseniz bu ulaşımı Wenceslas Meydanı vb tarihi yerler üzerinden, isterseniz de nehir kenarından yürüyerek sağlayabilirsiniz. Metro da diğer opsiyon; biz gece geç saatte kullandık sadece.
Diğer konaklama önerilerimiz:
Ibis Praha Mala Strana
Hermitage Hotel
Antik Hotel Old Town
Ibis Praha Old Town
Hotel Leonardo
Czech Inn
GEZİLECEKYERLER
(Listede ** ile işaretlediklerimiz bizim de görmediklerimiz)
Gezilecek yerleri sıralamayı kolaylaştırmak açısından bölge bölge bölmek iyi oluyor 🤗
Bölge 1 – Eski şehir
◽Eski şehir merkezi
◽Astronomik saat kulesi
◽St Nicholas Kilisesi
◽St James Bazilikası
◽Klementinum
◽Church of Our Lady Before Tyn
◽Yahudi Müzesi
◽Yahudi Mezarlığı
◽Sinagoglar
◽Head of Kafka
◽Dans Eden Bina
◽Powder Tower ve Belediye Binası
◽Wenceslas Meydanı
◽Charles Köprüsü
Bölge 1’in ilgi çekici müzeleri:
◽Apple Müzesi – Doğuşundan bugüne Apple ve tüm detayları. (Güncelleme: 2020 Covid salgını zamanı kapatılıp bir daha açılmamıştır.)
◽Komünizm Müzesi ** – Komünizm rejiminin olduğu döneme ilgisi olanlar için listeye alınmalı.
◽Museum of Senses **– İstanbul’daki İllüzyon Müzesinin bir benzeri.
◽Seks Makineleri Müzesi – Adeta ufuk genişleten, zihin açan bir müze😅 “Seks Ölçer” koltuğu ile de dikkat çekiyor.
◽Işkence Aletleri Müzesi**– Tarih boyu kullanılan işkence aletlerini ve kullanım şekillerini bal mumu heykeller ile göreceğiniz bir müze. Benzeri Brugge’de de mevcut.
◽Illüzyon Sanatları Müzesi **– İstanbul’daki İllüzyon Müzesine benzemekle birlikte, yanılsamaları resim ve sanat üzerinden yaratıyor.
◽Strahov Kütüphanesi ** (Içinin etkileyiciliği hakkında o zaman bilgimiz olsaydı mutlaka listeye alırdık.)
Bölge 3 – Yeni Sehir
◽Vysehrad **(Efsanelere göre Çek prenslerinin eski yaşam alanı imiş. Şehrin güzel manzaralarından birini sunuyor.)
Yakındaki ilgi çekici noktalar
◽Terezin – Prag’a 1 saat uzaklıkta, 2. Dünya Savaşı sırasında Nazilerin Yahudileri tutmak için yaptıkları toplama kampının bulunduğu kasaba ve askeri kale. Geçmişin izlerini kasabanın sessizliğinde bile görebiliyorsunuz.
◽Karlovy Vary ** – Prag’a 2 saat uzaklıkta bir kaplıca şehri. Ayrıca rengarenk binaları ve mimarisi ile ön plana çıkıyor.
◽Cesky Krumlov ** – Prag’a 2.5 saat uzaklıkta bir ortaçağ şehri. Nehrin hemen yanıbaşındaki tepede yer alan kalesi ile dikkat çekiyor.
◽Kutna Hora ** – Prag’a 1.5 saat uzaklıkta bir maden şehri. Gümüş vb maden ocaklarını gezebileceğiniz gibi, iç dizaynında insan kemikleri kullanılmış olan Sedlec’in İskelet Kilisesi’ni de görebilirsiniz.
Biz 2 gidişimizde de farklı rotalar çizdik, o yüzden en makul nasıl gezilebilirden bahsetmek istiyoruz 💬
Öncelikle bölgeleri günlere ayırmak daha mantıklı, böylece çok dağılmadan kompakt bir şekilde gezebilirsiniz. İkinci bir nokta, çevreden seçim yapacaksanız önceliği Terezin’e ve Kutna Hora’ya vermek daha iyi olabilir. Cesky Krumlov ve Karlovy Vary mini Prag gibi duruyor. Ama gün sayınız çoksa neden olmasınlar 😉
Saat olarak erken gidişli ve geç dönüşlü bir tatil yapacağınızı varsayarsak;
1.bölge için 1 gün ayırmak doya doya gezmenizi sağlar. Genelde Yahudi Müzesi ve Mezarlığı için çılgın bir kuyruk oluyor. Müzeleri gezmek de zaman alacağı için, bir saat başına da Astronomik Saat Kulesinde denk gelmek için 1 gündüzü bu bölgeye ayırabilirsiniz.
Bizim tercihimiz Apple Müzesi (2019 giriş ücreti yetişkin 9 Euro) ve Seks Makineleri Müzesi (2019 giriş ücreti yetişkin 250 CZK – 18 yaş sınırı mevcut) olmuştu. Ikisi de en az birer saat alıyor. İkisinin de iyi seçim olduğunu düşünmekteyiz 👍 Aynı günün akşamını ise Petrin’de geçirmek iyi bir seçenek. Prag’ın ışıl ışıl gece manzarasını çok güzel görebileceğiniz bir nokta Petrin Gözetleme Kulesi (2019 yetişkin giriş ücreti 150 CZK). Petrin tepesine yürüyerek de füniküler ile de çıkılıyor. Gece manzara dışında çevreyi göremiyorsunuz çünkü park karanlık; bu nedenle füniküler (ücretli) mantıklı. Parkı ve çevreyi de görmek isterseniz gün batımı gibi yürüyerek de Petrin tepesine çıkabilirsiniz. Tramvay 9, 12, 15 ve 22 sizi Petrin’e en yakın durak olan Ujezd’e götürüyor.
Diğer gününüzü 2.bölge için ayırabilirsiniz ve gezmeye Kale’den başlayabilirsiniz. Kaleye çıkmak için bir gidişimizde toplu taşımayı kullandık, birinde de yürüdük. Yürüyüş yorucu da olsa Letna üzerinden yaptığınızda çok zevkli ve manzaralı oluyor. Dolayısıyla önerimiz kaleye yürüyerek ulaşmanız. Belli bölümlere girmediğiniz sürece kale sınırları içinde dolaşmak ücretsiz. Onun dışında tam tur yapmak isterseniz 350 CZK (2019 yetişkin giriş ücreti). Prag Kalesini gezerken Golden Lane isimli bir bölge göreceksiniz; burası kale sınırları içinde renkli evlerin olduğu ve Kafka’nın yaşadığı evin de bulunduğu sokak. Burası da turlara dahil ve ücretli; ancak mevsime göre saat değişmekle birlikte ziyaret saati bitimi itibari ile Golden Lane’e giriş ücretsiz. Kale sınırlarını bitirdikçe çokça basamaklı bir merdiven ile Mala Strana’ya doğru inişe geçiyorsunuz. Burada beyaz boyalı, kırmızı çatılı evlerin arasından ilerleyerek gezmeyi ve Malostranska’daki St Nicholas Kilisesi’ne de çıkmayı ihmal etmeyin, şehrin kırmızı çatılı kısmının manzarası da aşırı tatlı çünkü 😍 Buradan aşağı nehir kenarına doğru inerek Lennon Wall ve Kafka Müzesi’ni de gezebilir, Prag’ın en dar sokağından geçebilir ve akşamı da Kampa civarında geçirebilirsiniz. Oldukça hareketli oluyor.
3. günü de 3. bölge ve şehir dışı için ayırabilirsiniz.Biz şehir dışı olarak Terezin’i seçmiştik. İkimizin de ikinci dünya savaşı dönemine ilgisi var. Enes yakın zamanda da Auschwitz’i gezmiş ve çok etkilenmişti; hal böyle olunca rotamız Terezin oldu. Florenc veya Holesovice’den otobüs ile Terezin’e varabilirsiniz. Otobüsten park alanında inip biletinizi alarak gezmeye başlayabilirsiniz. Biz bireysel gezdik; turlar da mevcut. Girişte Türkçe de dahil olmak üzere kitapçıklar var. Toplama kampı bittikten sonra kasabayı ve Getto Müzesini gezebilirsiniz. Ölenlerin bir kısmının küllerinin durduğu bir alan (Columbarium) ve yeşillikler arasında kalmış yarım bir tren yolu da şehir içinde gözünüze çarpacak. Terezin’in merkezi de inanılmaz sakin; dışarıdaki insan sayısı bir elin parmaklarını geçmiyor. Kasabanın tarihine ve halkın bundan etkilenişine bağlıyorlar sosyal hayatın durgunluğunu. Bu etkileyici turu tamamlamak minimum yarım gününüzü alacaktır. Tüm bölümleri gezmek 220 CZK (2019 yetişkin giriş ücreti).
🍀 Prag’a gün ortası gibi giderseniz konaklama yerinizin yakınını gezip, kabaca önemli yerlere gidişin keşfini yaparsanız kalan günlerde gezme hızınıza katkı sağlar.
🍀Şehirde vaktiniz kalırsa nehirde bisiklete binebilirsiniz. Palladium’a geçip alışveriş yapabilir ve hemen yakınındaki meydanda kurulan pazara göz atabilirsiniz.
🍀 Prag’ta büyük mağazaların bulunduğu asıl alışveriş caddesi de hemen eski şehir merkezinde, “Parizska Caddesi”.
🍀Charles Köprüsünden bol bol geçin, güneşi batırın, nehri izleyin, müzik dinleyin, ressamları gezin. Mala Strana tarafına da geçtiğinizde aşağı nehir kenarına inip kilidinizi asın, aşkınızı mühürleyin ve Prag’a yeniden gelmeyi dileyin!
🍀Prag’tan ne alınır diye düşünürseniz de alabileceklerinizin başında çılgın şekilli çikolatalar ve kuklalar geliyor.
🍀Çek Kronunu da Prag’a gittiğinizde Wenceslas tarafında almanız daha karlı bir alışveriş olmasını sağlayacak. Tek tek sorun mutlaka; Powder Tower’a çıkan yol üzerindekilerle bu alışverişi daha iyi rakamlara halledebilirsiniz ✔
YEME – İÇME
Bizim damak tadımıza göre çok harika bir mutfakları olmasa da bir gulaş yemeden, bir svickova tatmadan, trdelnik denemeden ve siyah bira içmeden dönmeyin 😇 Başka yerel tatları da var ancak bizim denemeyi tercih ettiklerimiz özellikle bunlar oldu.
Malostranska Beseda – Gulaş ve svickovayı burada yedik. En iyi gulaşı kesinlikle Budapeşte’de yedik ama buradaki de ona yakındı en azından. Svickova ise ekşimsi tatlımsı tadı olan sulu bir et yemeği. Bizim ağız tadımıza çok uymadı ama ekşi-tatlı aromaları bir arada sevenler için ilgi çekebilir 🙈 Siyah birayı da yine burada denedik. Başarılı 😎
Hotel At the Three Ostriches Restaurant – Oldukça lezzetli makarnalar yedik burada. Biraz loş ve antika bir ortamı var ama oldukça keyifli bir yemekti bizim için. Fiyat olarak da makuldu.
Fresco Vento – Favori pizzacımız. 2 gidişimizde de ilk yemek için adresimiz oldu 😍
Cacao Prague – Sandwich aşkına diyoruz. Bir de yaz sıcağında gittiyseniz limonata ❤.
Cafe Savoy – 1893 yılından beri hizmet veren Fransız tarzı bir cafe. Ortamı çok güzel; dekoru şık ve ışıltılı. Tatlıları da başarılı diyebiliriz ancak lezzetleri üzerine çok büyük hayaller kurulmamalı.
Sweet Candy Prague – Arada bizim gibi jelibon aşkınız tutuyorsa kendinizi gönül rahatlığıyla kaybedebilirsiniz.
Karlovy Lazne – Prag’ın aşırı ünlü ve kuyruğu asla bitmeyen gece kulübü. Her katında farklı bir eğlence farklı bir müzik türü vaat ediyor. Içerisinde bir de Ice Pub mevcut; 30 dk.da bir müşteriler değişiyor. Online rezervasyon yaparak gidebilirsiniz.
Trdelnik için ise köprünün Mala Strana ayağındakilerden ve eski şehir tarafındakilerden hem dondurmalı hem çikolatalı yedik. Seviyoruz, hem de çok seviyoruz😬😬
Prag gezimizle ilgili anlatacaklarımız şimdilik bu kadar. Bir sonraki yazımızda görüşmek üzere 🎈
Belçika’nın Gotik ve Romanesk mimarili şehri Gent. Burayı ziyaret ettiğinizde kendinizi bir orta çağ şehrinde hissedecek ve gezerken UNESCO Dünya Mirası listesindeki birkaç yapıya da denk geleceksiniz.
ULAŞIM
Gent, Scheldt ve Leie nehirlerinin birleştiği noktada doğan bir şehir. İsim temeli Keltçe’de “birleşme” anlamına gelen Ganda’dan geliyor.
Gent’e ister Brüksel havalimanından isterseniz de Brugge’den tren veya otobüs ile ulaşabilirsiniz. Gent-Sint-Pieters veya Gent-Dampoort ‘tan birini varış noktası olarak seçebilirsiniz. Dampoort merkeze daha yakın.
Bizim tercihimiz uygunluğu ve hızı açısından trenden ve Gent-Sint-Pieters‘ten yana oldu. Brugge Merkez Tren Gar’ından 30-35 dk sonunda Ghent Sint Pieters’e vardığınızda tramvay ile merkeze varmak mümkün. Hava güzel olunca merkeze yürüyerek gittik. Bu yürüyüş yaklaşık 25-30 dk sürüyor. Tramvay kullanacak olanlar için 1 ve 2 numaralı tramvaylar sizi merkeze götürecektir.
Konaklama için tercihimiz ise tam merkezdeki Ibıs Gent Centrum St Baafs Kathedraal oldu. Kahvaltı tercih etmedik, “standart çift kişilik” oda tipini seçtik. Yarım saatlik yürüyüşümüzün sonunda otelin yerinin aşırı güzelliği ve odamızın kocaman bir katedral ve UNESCO Dünya Mirası listesindeki çan kulesinin de bulunduğu meydan manzarası ile karşılaştık. Temizlik, ilgi alaka, konum, rahatlık, manzara hepsi yüksek puan alır.
Konaklama için tercih edebileceğiniz diğer yerler:
Hostel Uppelink
B&B Hotel Gent Centrum
Ibis budget Gent Centrum Dampoort
Novotel Gent Centrum
Hotel Flandria – Centrum
GEZİLECEK YERLER
📷 Gravensteen – Flandre’de hendek ve büyük oranda sağlam savunma sistemi bulunan günümüze kalmış tek ortaçağ kalesi.
📷 St. Bavo Katedrali – Gent’in eski bölge kilisesi. Romanesk mimariden gotik mimariye dönüştürülmüş değerli parçalar taşıyan bir katedral. Sadece Gent şenliklerinde tepeye çıkmak mümkün oluyor.
📷 Ghent Çan Kulesi – Adeta Gent’in kalbi ve UNESCO Dünya Mirası listesinde.
📷 St. Nicholas’ Kilisesi – Gent’in mimari yapısı ve özellikleriyle öne çıkan kilisesi.
📷 Stadshal / City Pavillion – Merkezde oldukça modern bir yapı olarak karşınıza çıkıyor. Marketlere, konserlere, dans gösterilerine ev sahipliği yapıyor.
📷 Achtersikkel – Ismi aristokrat Sickelen ailesinden gelmektedir. Günümüzde zaman zaman Müzik akademisinden gelen güzel müziklerin eşlik ettiği huzurlu ortam için görülmesi tercih ediliyor.
📷 Graslei ve Korenlei – Leie nehrinin bir tarafı Graslei bir tarafı Korenlei. Korenmarkt Graslei tarafında kalıyor. Birinden diğerine geçerken çok güzel bir manzara sizi bekliyor.
📷 Korenmarkt – Gent’in tarihi merkezi. Her şeyi bulabileceğiniz ana noktası. Yemek yerleri, barlar, cafeler, kitapçılar ve daha fazlası hep bu bölge ve yakınında.
📷 Vrijdagmarkt – 1863’e kadar idamlar için kullanılan bu meydan şimdi eğlenceler ve pazarlar için kullanılıyor.
📷 St. Michael’s Köprüsü – Gent’in en güzel manzarası için, Graslei’den Korenlei’ye kısa bir yolculuk için yolunuzu düşürün. Hemen yanındaki 11.yüzyıldan kalma ST. MICHAEL’S KİLİSESİ de oldukça etkileyici bir mimaride.
📷 ***Kasteel Van Ooidonk – 2 kez yağmalanmış ve yok edilmiş olmasına rağmen restorasyonlarla Rönesans tarzı mimaride bir kale olarak varlığını sürdürüyor. Roodenbeke Kontu ve ailesi tarafından hala kullanılmakta. Giriş ücretli. 2019 yılı fiyatları yetişkin 10 Euro, 12 yaşa kadar 3 Euro.
📷 ***Citadelpark – Avrupa’nın en büyük, en modern ve en eski parklarından biri. Birçok etkinliğe de ev sahipliği yapıyor.
📷 ***Holy Corner – Gent’in Begijnhofu. 3 farklı Beguin yaşam alanından merkeze en yakın olanı.
📷 ***St. Bavo’s Abbey – 1540 yılında, Gent ayaklanmasının intikamı amacıyla İmparator Charles V manastırın yıkılmasını emretmiş. Çevredeki köy de korunmamış. Bu acımasız karar (“Concessio Carolina”), güvenlik için manastırın yerine bir İspanyol kalesinin inşa edilmesini zorunlu kılmış.
📷 ***House of Alijn – Istanbuldaki oyuncak müzesine benzer bir konsept. Özellikle çocuklu aileler için önerilmiş.
*** Daha fazla vakti olanlar için gezilmesini öneririz 😉
YEME-İÇME
Mutfaklarında yüksek oranda Fransız esintileri oldupu söyleniyor. Çok kısa kaldığımız için bizim pek deneyimleme şansımız olmadı.
Şuan bulamasak da Pick Nick Pizzeria diye bir yerde güzel bir pizza yemiş ve Gent’in en küçük kafesi olan ‘t Galgenhuisje ‘de kahve içmiştik. Kalan her şey patisserie 😅
Araştırıp bulduklarımızdan ise şunlar aklımızda kaldı:
Souplounge
Bridge
‘t Vosken
Du Progres
Osteria Delicati
Gent’i 24 saat bile olmayan bir sürede gezdiğimiz için rotamızı özetleyelim istedik 🙋♀️🙋♂️
Minik bir şehir olduğu için neredeyse her yeri ilk geceden gördük 😅 Gece manzarasında en etkileyici olanlar tabi ki oda manzaramızı da oluşturan katedraller, çan kulesi ve gece turumuz sırasında gittiğimiz Gravensteen Kalesiydi.
Aynı akşam Stadshal’u da gördük ve mini bir konserle bizi karşıladı.
Stadshal ve Korenmarkt civarında sokaklar çeşit çeşit mekanlarla dolu. Bir ona bir ona bakarken zaman akıp geçiyor. Yemek ve kahve gibi aktiviteler için bakınmanız gereken alan da burası ama tabi ki erken saatte kapatan çok fazla yer var, aklınızda bulunsun.Ertesi günün sabahı çan sesleri ile uyanıp kahvaltı için kendimizi dışarı attık ama bir Avrupa klasiği olarak pazar erken saatte hiçbir yer açmıyor🙈 Vakit geçsin diye günlük turumuza başladık. St. Nicholas’ Kilisesi, çan kulesi ve St. Bavo Kathedrali sonrası Reep’e doğru yürüdük. Oradan Sint-Jacobskerk, Vrijdagmarkt , Graffiti Sokağı, Stadshal ve Korenmarkt rotasını izledik. Gördüğümüz her yapı birbirinden güzeldi. Özellikle gotik mimarilere her zaman hayran olmuşuzdur. Graffiti Sokağı ise olmazsa olmaz değil, çizimler fazlasıyla karışmış, birçok noktada karalama halini almış ne yazık ki.
Kilise-katedraller dahil beklediğimiz cafe-pastaneler de açılmadığından Korenlei tarafına geçmeye karar verdik Korenmarkt’a vardığımızda. St. Michael’s Köprüsüne geldik ve dört bir yanımız Gent mirasları ile doldu. Gravensteen, Eski Balık Pazarı, kilise ve katedrallerin kuleleri..Hepsini aynı anda görebileceğiniz tek nokta burası 📷 Veee dolanırken St. Michael’s Kilisesinin önündeki küçük pazar alanında seyyar bir manav, peynirci ve pastane bulduk. Pastaneden yiyeceklerimizi aldık ve Korenmarkt’a geçip kahvaltı kısmını da hallettik. Pastanede tatlılar tuzlular ekmekler hepsi birbirinden güzeldi 😋🤩
Gent’ten ayrılmadan önce marketten Belçika peynirimizi de alıp 2 numaralı tramvay ile dönüşe geçtik. Bilet makineleri meydanda mevcut, sadece bozuk para ile alabiliyorsunuz.
Brugge ve Gent’te geçirdiğimiz hafta sonunun böylece sonuna geldik. Brugge yazımıza da buraya tıklayarak göz atabilirsiniz.
Türlü efsaneleri var Kaş’ın. Meis’in asıl anlamı göz olduğu için onun tam üstünde duran bu yerin Kaş adını aldığı veya Kaş’ın dağlarında Uyuyan Dev’in Meis’teki aşkıyla sular yükseldiğinde kavuşacağı gibi..Efsaneleri güzel, kendisi bir doğa harikası olan ve bizim ilk gidişimizde “ne olabilir ki bu kadar” dediğimiz Kaş’tan 2 gidişimizde de aklımız kalarak döndük biz de ❤
ULAŞIM
Kaş, Antalya’nın bir ilçesi. Ulaşımı biraz meşakkatli. Kullandığınız ulaşım çeşidine göre değişmekle beraber Antalya’dan 3-5 saat, Dalaman’dan 2.5-4 saat. Yolları virajlı. Her güzel şey gibi emek istiyor yani 😉
Kaş’a otobüsle direk ulaşım mümkünken, havayolu ile ulaşımda 2 seçenek mevcut. Dalaman üzerinden veya Antalya üzerinden.
✔Kaş’a en yakın havalimanı Dalaman, ulaşım alternatifleri de daha fazla.
1. Shuttle: 2019 fiyatı 80 tl kişi başı.
2. Vip transfer: Özel karşılama hizmeti sunuyorlar, 350 tl 2019 fiyatları.
3. Otobüs: Havaş ile önce Fethiye otogara gidiyorsunuz. Buradan da Batı Antalya minibüsleri ile Kaş’a geçiyorsunuz.
** Taksi ve araç kiralama opsiyonları da mevcut.
✔Kaş’a gitmek için biraz daha uzun ama hesaplı yol ise Antalya Havalimanı üzerinden gitmek.
Bunun için Antalya Havalimanından otogara Havaş veya tramvay ile geçmeniz gerekiyor, otogardan da Batı Antalya minibüsleri ile 4 saatlik bir yolculuk sonunda Kaş’ta oluyorsunuz.
🌄 Denize girilmeyecek, daha sezon dışı bir zamanda gittiyseniz veya amacınız bol bol çevreyi gezmekse/kültür turuysa tepedeki otellerde kalmayı tercih edebilirsiniz. Merkeze daha uzak olacaksınız ancak uyandığınızda müthiş bir manzara sizi bekliyor olacak.
🌅Yaz döneminde gidiyor ve plaj plaj gezmeyi tercih etmiyorsanız, daha dinlenme üzerine kurulu bir tatil planı yapacaksanız Andifli mahallesi Hükümet Caddesi üzerindeki denize sıfır otelleri veya Çukurbağ Yarımadası’ndaki otelleri tercih edebilirsiniz. Bu bölgelerde denize yakın ama kıyısı olmayan bazı otellerin de beachlerle anlaşması oluyor. Özellikle Hükümet Caddesi merkeze, çarşıya ve Limanağzı tarafına giden teknelerin kalkış noktasına yakın bir konaklama noktası.
Tüm bölgeleri göz önünde bulundurunca bizim önerilerimiz:
1. Medusa Hotel – Andifli mahallesi Hükümet Caddesi üzerindeki denize sıfır otellerden biri. Kendi iskelesi ve havuzu var. Tüm odaları manzaralı. Sessiz sakin ve tertemiz. Kaş’ın eskilerinden. Oda kahvaltı konaklayabiliyorsunuz. Kahvaltı açık büfe, çeşit yeterli. Plaj kısmında bar mevcut, isterseniz öğlen yemeğini burada salata, makarna, hamburger ve benzerleri ile geçirebilirsiniz. Denizi müthiş. Bizim ilk gidişimizde kaldığımız otel, yine olsa yine gidebiliriz. 505 numaralı odayı isteyebilirsiniz mesela, çatı katı, 1+1, manzarası ise ❤😇
2. Arpia Hotel – Otel yarımadada. Özellikle özel araçla giderseniz gönül rahatlığıyla tercih edebilirsiniz. Yetişkin oteli. Oda kahvaltı konaklama sunuyorlar. Kahvaltı gayet güzel. Otelin manzarası, plajı ve denizi harika. Denizi Medusa Hotel’in olduğu tarafa göre daha sıcak. Sahil otel arası biraz merdivenli aklınızda bulunsun 🙃 Biz 2021 yılı konaklamamızı burada yaptık ve çok memnun kaldık.
3. Carruba Hotel – Tepedeki otellerden. Yepyeni grubuna girebilecek bir otel. Aile işletmesi olan otelin mimarisi de tasarıma da kendilerine ait. Her odası farklı, manzarası efsane. Bahçe kullanımlı ve bahçesinde mini jakuzi olan odaları da mevcut. Kahvaltısı oldukça çeşitli ve lezzetli. Burada konaklayan arkadaşlarımız çok güzel yorumlar yaptılar.
4. Club Barbarossa – Kaş’ın popüler ve güzel manzaralı otellerinden. Kendi iskelesi ve havuzu var. Romantik bir tatil düşünenler için biçilmiş kaftan gibi duruyor sitelerini incelediğinizde.
5. Kale Hotel– Kale Hotel, Kale Pansiyon, Kale Lodge ve Selim Pansiyon aynı grup bünyesinde bulunuyor. Bizim önerildiğini duyduğumuz Kale Pansiyon. Misafirleri için Lemonya Beach ile anlaşmaları mevcut.
6. Campingler/Glampingler – En sevilenleri Kaş Camping, Can Mocamp, Nuri’s Beach and Bungalows ve Kaş Joy Camp/Aparts. Doğayla iç içe, daha doğal, daha uygun bir konaklama isteyenler için uygun seçenekler. Kaş Camping ve Nuri’s Beach and Bungalows’un kendi plajları var.
7. Airbnb vb uygulamalar üzerinden daire/villa kiralama – Özellikle kalabalık gruplar için villalar gecelik konaklama fiyatı olarak ucuza gelebiliyor. Gitmeden önce bir araştırmakta fayda var. Özel havuzlu villalar kalabalıktan uzak kalmak istendiğinde zamanlarda imdada yetişiyor.
GEZİLECEK YERLER
Kaş ve civarında yapabileceğiniz aktiviteler:
🏊Dalış
🎡Jeep safari
🎈Paraşüt
⛵Tekne turu
🛶Kano
🏛Kültür turları
Kaş ve civarında gezebileceğiniz yerler:
🏘Kaş sokakları ve Uzun Çarşı
🏘Kaş pazarı (cuma günleri)
🌊Kaputaş Plajı
🌊Limanağzı Plajları
🌊Büyülçakıl – Küçükçakıl Plajları
🌊Akçagerme Plajı – Kaputaş yolu üzerinde gördük, denizi çok güzel olunca aklımız kaldı 🤩
🌊🏛Patara plajı ve antik kenti
🌊🏛🌄Kekova-Kaleköy-Batık şehir
🏛Antiphellos Antik Kenti
🏛Phellos Antik Kenti
🏛Xanthos Antik Kenti
🏛Kandyba Antik Kenti – tabelalarını göreceksiniz ancak içerik olarak uğramanızı gerektirmiyor.
🏛Kyaneai Antik Kenti
🏛Sidyma Antik Kenti
🏛Aperlai Antik Kenti
🏛Tlos Antik Kenti
🏞Saklıkent Kanyonu
⛰Gömbe Yaylası – Yeşilgöl
🏝Meis turu
**Xanthos-Patara-Kaputaş gezisini aynı gün yapabilirsiniz. Sabah erken çıkıp aksamüstü dönecek şekilde ayarlarsanız daha verimli vakitler ayırabilirsiniz.
**Çevredeki antik kentler içinde Likya’nın başkenti ve UNESCO Dünya Miraslarından biri olan Xanthos, Likya’nın en önemli yerleşim birimlerinden biri olan ve Pegasus’un yaşadığı yer olarak geçen Tlos ve deniz kenarında bir antik kent olan Aperlai’yi ziyaret etmenizi öneririz. Tlos’u ben birkaç yıl önce gezmiştim, diğerlerini de Kaş’ın yerlilerinden çok duyduk. Patara turları ile Xanthos’a, Saklıkent turları ile de Tlos’a gitmek çok kolay 🤗 Aperlai için Kaş ve Üçağız’dan Sıçak İskelesi’ne denizden gidişin en iyisi olduğu belirtilmekte.
**Antik kentleri yaz mevsimi dışında gezmeniz daha kolay olacaktır. Baharda Kaş’a yolunuzu düşürüp tepedeki otellerden birinde manzaranın tadını çıkarıp gündüz de kültür turu yapmak zevkli olacaktır.
**Kekova-Kaleköy-Batık şehiri görmek için de tekne turlarına katılmanız yeterli. Çünkü Kaleköy’e araç yolu kapalı. Likya yolundan yürüyerek veya teknelerle ulaşım mümkün sadece.
**Meis‘e giriş için Schengen vizeniz yoksa kapıda vize uygulamasından yararlanabilirsiniz (Güncelleme: Pandemi ile kalkan kapıda vize uygulaması hala başlamadı, beklemedeyiz.) ve gündüz/gece günübirlik turlara veya konaklamalı turlara katılabilirsiniz.
Biz Kaş tatilimizde ek olarak Kaputaş gezisine ve Kekova tekne turuna yer verdik (Güncelleme: 2021 tatilimizde Jeep Safari turuna katılarak Kaputaş – Saklıkent Kanyonu – Gizlikent Şelalesi – Patara turu yaptık.)
2 gidişimizde de otellerin kendi iskelesi olduğu ve denizi de bizi çok tatmin ettiği için farklı plajları deneme ihtiyacımız olmadı. Bir kez belediyenin plajına gittik, orası da kalabalık olmasına rağmen güzeldi. Bu yaz Kaş’ta olan diğer arkadaşlarımızdan Bilal’in Yeri (Buraya gitmek için Limanağzı’na gitmek gerekiyor. Kaş merkezden kalkan motorlar ile buraya ulaşım tüm gün mümkün) ve Akçagerme’nin methini duyduk. Özellikle çocuklu aileler ve kıyıdan denize girmek isteyenlere öneriliyor.
Küçükçakıl ve Büyükçakıl plajları da merkeze 10-15 dk yürüme mesafesinde. Bizim ilk sene konakladığımı otel (Medusa) Küçükçakıl’ın dibinde olduğu için ayrıca gitmedik, plaja yüzerek ulaştık 😄
** İlk gidişimizde;
İlk gittiğimiz gün Kaş’ın yerel pazarının günüydü. Denizden biraz erken çıkıp pazara gittik. Taptaze ve lezzetli meyve-sebzelerden alıp, meşhur kar şerbetlerinin tadına baktık. Soslu buz aslında Kar Şerbeti. Ufalanmış buzun üzerine pekmez, limon suyu, nar şerbeti vb koydurabiliyorsunuz. Birimiz pekmezli birimiz narlı denedik. Sıcakta oldukça iyi geliyor 😎
Otelden ilk ayrılışımız Kaputaş için oldu. Kaş otogardan dolmuşlar ile 20-25 dk.lık bir yolculuk sonunda Kaputaş’a varabiliyorsunuz. Arabayla da gitmek mümkün ama özellikle günün ilerleyen saatlerinde park sıkıntısı oluyor. Sabah 9-10 gibi gitmek hem kendinize hem de arabaya yer bulmak ve sakin bir plajla deniz yakalamak için iyi bir saat aralığı. Giriş ücreti yok ancak şezlong şemsiye kullanımı ücretli. 2019 yılı 1 şezlong + şemsiye fiyatı 20 tl. Hiçbir şey ödemek istemezseniz havlunuzu yere sermekte, sandalyenizi götürmekte özgürsünüz. Dönüş için de yine aynı dolmuşlar mevcut. Aynı zamanda taksileri paylaşımlı da kullanabiliyorsunuz. Biz taksiyle 4 kişi 50 tl.ye döndük. Taksiciyle küçük bir pazarlık sonucu bu tarz makul rakamlar yakalayabiliyorsunuz. Ortalama kişi başı 10 tl.ye ayarlıyorlar, dolmuş fiyatı da 7 tl tek yön (2019).
Kaputaş deneyimimize gelirsek..Kaputaş bir kanyon ağzı plajı. Arkanıza baktığınızda sivrilerek devam eden kanyonu görebiliyorsunuz. Genişleyerek devam eden sarı-beyaz kumlu bir plaj. Şezlong aralıkları ferah. Belediye güzel bir tesis yapmış. Yemek alanı, duş-tuvalet ve soyunma odaları plajın üst kısmında. Yemek alanı geniş, yemek alternatifleri çokça mevcut. Duş ve tuvaletler genel olarak temiz. Asıl konuya gelecek olursak denizin girişi çakıllı ve çabuk derinleşiyor. 3 farklı rengi aynı anda görebileceğiniz tek deniz olabilir, beyaz-turkuaz-mavi. Suyun berraklığı için ise gerçekten “havuz gibi” diyebiliriz. Ayağınızdaki bene kadar görebiliyorsunuz 🤩 Yanınızda deniz gözlüğü, şnorkel, palet mutlaka götürün. Kıpır kıpır bir denizaltı sizi bekliyor olacak. Adını mutlaka duyacağınız Mavi Mağara burada. Kanolarla gitmek mümkün ancak tehlikeli olabileceğini belirttiler. Kaputaş turları sizi götürüyor buraya. Suyun dibindeki yosunlara güneş ışığının gelmesi ile mağara masmavi oluyormuş.
Otelden ikinci ayrılışımız ise Kekova Tekne Turu içindi. Seçebileceğiniz çok fazla tur mevcut. Hepsi Kaleköy’e götürüyor en son, başta götürdükleri koylar değişiklik gösterebiliyor. Özellikle Kaş’tan kalkanlarla Üçağız’dan kalkanlar arasında Kaş’ın yerlileri Üçağız’dan kalkan turları önerdiler. Biz de bu nedenle Xanthos turun Kekova turunu seçtik. Max 35 kişi alıyorlar, müzik yok, yemek ve çay saati mevcut. Yemek saatindeki içecekler ve çay hariç alınan kahve vb içecekler ücretli.
Tur Kaş’tan minibüslerle Kekova’ya geçiş ile başlıyor, buradan teknelere geçiliyor. Buraya Üçağız denmesinin nedeni Kekova’ya olan 3 girişin birleşim noktası olması. Buradan ayrılarak ilk durak olan Akvaryum Koyu‘na gidiyoruz. Denizi güzel ancak hayalimizdeki Akvaryum koyu hala değil :)))
Bir sonraki durak Tersane koyu. Eski bir tersane kalıntısı ve kıyıya çıkarsanız bir Ortodoks kilisesinden kalma olduğu tahmin edilen yıkıntılar görebilirsiniz. Bize kalırsa buranın denizi ilk durağa göre daha güzeldi. İsterseniz yüzüyor isterseniz kıyıya çıkıyor isterseniz de küçük teknelerinde gözleme yapan amcayla teyzeden gözleme yiyebiliyorsunuz.
Buradan Batık Şehir’e ilerliyor tekne, yüzmek yasak olduğu için yavaş yavaş seyir halinde ve rehberin anlatımı eşliğinde ilerliyoruz. Likya, Roma ve Bizans’a ev sahipliği yapmış bir ticaret limanı burası. Nekropolis olmadığı için bir yerleşim alanı olmadığı sadece ticaret için kullanıldığı düşünülüyor. Suyu inanılmaz güzel. Bu bölgeye sadece tekne turu ile gelmek zorunlu değil, kano ile yapılan turlar da var.
Batık Şehir’den sonra Gökkaya Koyunda yemek molası veriliyor. Mini bir açık büfe. Ana yemek tek, salata ve zeytinyağlılar çeşitli. Yemekten sonra eskiden Akdeniz foklarının da yaşam alanı olduğu düşünülen (tekne vb yoğunluktan dolayı artık gelmedikleri varsayılıyor) Korsan Mağarasına uğrayıp yine yüzmek yasak olduğu için fotoğraf çekip devam ediyoruz. Gezide yüzmenin yasak olduğu Batık Şehir ve Korsan Mağarası insanın en çok yüzesini getiren yerler 😄 Yol üstünde bir kıyıya yanaşıp keçilere arta kalan yemeklerimizi verdikten sonra daha sakin buldukları bir koyda yeniden yüzme molası veriliyor. Buradaki yüzme molasından sonra Kaleköy’e geçiyoruz.
Diğer adı Simena olan bu küçük köye ulaşım için ya Likya yolunu yürümek ya da tekne bulmak gerekiyor. Araç ulaşımı yok. Köy zaten çok minik ve merdivenlerle tepeye doğru uzanıyor. En üstte kale, kral mezarları ve çok güzel bir manzara var. Kıyıda ise otelleri, dükkanları veee ev yapımı dondurmacıları. Neşeli Dondurma’dan yedik dondurmalarımızı, frenk inciri, portakal ve frambuaz aromalı. Oldukça başarılılar, özellikle de portakallı dondurma, böylesi zor bulunur. Buradan 5 dk yürüdüğünüzde su içinde bir kral mezarına ulaşıyorsunuz. Bizim gibi en tepeye çıkamayanlar için gidilebilecek noktalardan biri. Biz sadece köyün yarısına kadar çıktık, manzarayı kısmen de olsa görebileceğimiz noktaya, o manzara bile çok güzeldi.
Kaleköy’den ayrılırken hemen çıkışında Demirören koyunda meyve yüzme molası veriliyor ve dönüşe geçiliyor. Turdaki tek sevemediğimiz koy Demirören Koyu oldu. Su sıcaklığı bizi biraz bunalttı🙈
Dönüşte yine dolmuşlarla Kaş’a bırakıyorlar, oteli daha dışta olanları da otellerinden alıp bırakıyorlar yine. 9-18 arası sürüyor tur. Biz memnun kaldık turdan da şirketten de👍
Hem tur dönüşü hem de son akşamımızda Antiphellos Antik Tiyatro’da günü batırdık. Manzara 360 derece Kaş ve çok güzel. Birçok yerde günbatımı izleyebilirsiniz ama bunlardan biri mutlaka tiyatro olsun. Anadolu’nun denize dönük tek tiyatrosu olan Antiphellos merkezden 10 dk yürüme mesafesinde.
Kalan günlerimizi yine Kaş’ın sokaklarında, çarşısında ve restoranlarında geçirdik.
Kaş sokakları demek Arnavut kaldırımı taşlı yollar, begonviller ve cıvıl cıvıl mekanlar demek bizim için. Uzun çarşı kıyafetler, el işçilikleri, takılarla dolu şirin mi şirin bir yokuş. En sonunda meşhur kral mezarı var. Alışveriş için gelebileceğiniz yerlerden biri. Bir diğeri ise Uzun çarşıya dönmeden dümdüz devam ederseniz karşınıza çıkıyor. Hediyelikler, el işçilikleri, çantacılar, havlucular vb…Terra isimli dükkanı özellikle çok sevdik, yok yok..Kendinizi tutmazsanız alınacak çoook şey var, her yerden ve özellikle de gümüşçülerden 😍 Tüm yemek yerleri de aşağı yukarı bu yollar üzerinde ve hepsi birbirine çok yakın. Aralarında seçim yapmaksa bir hayli zor..
** 2.gidişimizde;
Tatilimizi Dalyan ile birleştirdiğimiz için 3-4 gece konakladık Kaş’ta. Genelde gündüzleri oteldeydik, 1 gün Jeep Safari turuna katılmak için otelden çıktık.
Turu yine önceki gidişimizde tur ayarladığımız Xanthos ile ayarladık. Kişi başı 250 TL (yemek ve kahvaltı dahil) (2021 fiyatı). Önce erken saatlerde Kaputaş’ta bir yüzme molası veriliyor sonrasında bir at çiftliğinde (Palamut Köyü Doğapark) kahvaltıya gidiliyor. Sonraki duraklar sırası ile Saklıkent Kanyonu, Gizlikent Şelalesi (burada yemek saati oluyor ve zipline vb aktivitelere de katılabiliyorsunuz) ve Patara Antik Kenti + plajı oluyor. Özel aracınız yoksa buralara gitmek için en mantıklı seçenek tura katılmak 😉
YEME-İÇME
Kaş restaurantlar, cafeler, dondurmacılar açısından özene bezene yaratılmış bir yer adeta 🎉Bir yediğiniz yerde bir daha yemek istediğiniz, yemediğiniz yerlerde de aklınızın kaldığı bir yer burası. Özellikle sezonda pek çok restoranta rezervasyon gerekli. Ünlü olanların çoğu boşuna ünlü olmamış.
Kaş’ta sık sık karşınıza çıkacak bazı tatlar var. Öncelikle onlardan bahsetmek istiyoruz.
1. Frenk inciri – Dikenli incir, kaktüs inciri gibi farklı isimlerle de görebilirsiniz. Soğuk olarak satılıyor ve yeniyor. Çekirdekleri taş gibi ama ayıklanmıyor direk yutuyorsunuz. Tadı neye benziyor deseniz çıkaramayız ama tatlış tatlış bir meyve.
2. Waffle dondurma – Görünüşte dikkat çekse de aslında çok bir numarası yok. Kornet zaten waffle benzeri bir yiyecek, normal kornet şeklini vermiyorlar da daha yayvan katlıyorlar. Şekil değişik lezzet aynı. Farklılık arıyorduk, sevdik 😊
3. Yanıksı dondurma – Kaş’ın meşhur dondurması. Keçi sütünden dondurma yaparlarken özellikle yakıyorlarmış. İsli bir tadı var dondurmanın. Biz çok ısınamadık ama denemek şarttı tabi kiiii.
5. Buzlu badem – Çok farklı bir lezzet değil evet ama Kaş’ta çok yaygın. Meydanda sürekli satılıyor ve bademler Datça’dan geliyor. Yediğiniz zaman lezzetinden anlaşılıyor zaten.
6. Midye – Mavi Bar’ın oradaki midyecinin kuyruğundan lezzetini tahmin ediyoruz. Biz denemedik ama siz deneyebilirsiniz, her yerde olduğu gibi burada da midye favori lezzetlerden.
Biz de 6 gece boyunca farklı yerleri ve bahsettiğimiz tatları hatta daha fazlasını denemeye çalıştık vaktimiz yettiğince. Bunları da kendimizce puanlayıp size fikir vermesi için buraya bırakıyoruz 😉 Göreceğiniz listede lezzetler hep 4.5 – 5 puan tutar ama biz puanlarımızı ortam-manzara, yemek, personel vb toplu değerlendirerek verdik. Genel görüşlerimizi de yazdığımızda puanlar nereden gitti belli olacak 😄
>>RESTORANTLAR
Zaika 5⭐ – Rezervasyonsuz gittiğimiz halde yer ayarlayıp, hiç güler yüz eksik etmeyen bir işletme. Yemekler gerçekten efsane ve etlerinin yumuşaklığı, lezzeti inanılmaz. Kocaman bir menü yerine daha sınırlı ancak yeterli çeşitleri var, özen ve lezzetin sebebi bu da olabilir. Fiyatlar çok normal (2019). Küçük bir bahçede meyve ağaçları altında, güzel müzikler eşliğinde, keyifli bir akşam geçirmek istiyorsanız 2 ay önceden rezervasyon yaptırmayı unutmayın. Biz erken gittiğimiz için biraz da sezon sonu olmasının ekmeğini yedik gibi, o yüzden siz rezervasyonu ihmal etmeyin 😄😅
Zaika’da tercihlerimiz Hatay usulü mütebbel, Antakya usulü zeytinleme, çıtır beyti, şaşlık kebabı, rakı ve şalgam oldu. İkram olarak gelen biberli ekmek dahil hepsi 5 yıldız.
Müpptela 4.5 ⭐- Malum Zaika aylar önceden doluyor, ona gidemeyenler de burayı dolduruyor. Biz de denemek istedik. Fette, acılı Cunda, mütebbel, şaşlık ve küşleme yedik. Mezeler daha lezzetli olabilir ama etler, ortam ve ilgi alaka çok güzeldi.
Nereid Meyhanesi 3.5 ⭐ – Yıl dönümü yemeğimiz için gittik. Manzarası bir harika ama maalesef lezzetler ve ortam ortalama. Köpoğlu, avokadolu patlıcan, Yunan cacığı, Atatürk mezesi, hardallı enginar (favorimiz), Akdeniz topu (yengeç), levrek simidi (asla Cunda’da yediğimizle yarışamaz), paçanga ve güveçte kaşarlı mantar yedik. Pişman değiliz ama bizi diğer yerler kadar mutlu etmedi.
Butka Sokak Lezzetleri 4⭐ – Ev yemekleri için Kaş’ta ikinci adresimiz. Çeşit ve lezzetler iyi.
Bay Rıza 5⭐ – Hiçbir yerde yer bulamayınca tesadüfen oturduk aslında ama iyi ki de oturmuşuz. Güneşi batırmak için çok uygun keyifli bir terasları var. Birkaç katlı olduğu yeri fazla, yine de özellikle teras için rezervasyon yaptırmakta fayda var. Sadece meze, ara sıcak, alkol ile bir akşam geçirirseniz buranın da fiyatları normal. Lezzetler de 5 yıldız. Çalışanlar güler yüzlü ve hoş sohbet.
Biz 2 çift olarak gittik. 5 çeşit meze (girit ezmesi, kaya koruğu, ahtapot salatası, avokado salatası , bir de adını bilmediğim bir meze -çünkü ben seçmedim, Enes de hatırlamıyor 😅), ortaya ızgara ahtapot ve şarap söyledik. Hepsinden de memnun kaldık.
Kaş’ım Ev yemekleri 4.5⭐ – Rakı-balık yapmaktan bıkınca ev yemeği arar oluyor insan. Fiyatları birçok yere oranla daha uygun. Küçük ama ferah bir yer. Sahipleri güler yüzlü ve cana yakın.
Favorimiz Yunan musakkası. Mutlaka yiyin. Zeytinyağlılardan da gönül rahatlığıyla seçim yapabilirsiniz. Pişman olmazsınız.
Çınarlar Pide 4.5⭐ – Çok sevilesi çalışanları olan ve mutlaka uğramak isteyeceğiniz bir pideci. Otantik dekorasyonlu bahçesinde bir yanda Yeşilçam yıldızlarının fotoğrafları bir yanda dünyanın dört bir yanından ülke isimleri arasında oturup yemeğinizi yiyorsunuz. Fiyatlar normal (2019), hele de ikram göz önünde bulundurulunca. Lezzet olarak ortalama ile güzel arasında.
İkram olarak sigara böreği getirip gönülleri fethediyorlar. Sonrasında da pidelerin yanında acı sos ve haydari getiriyorlar ki kesinlikle çok güzel bir hareket. Pidenin hem tadını hafifletiyor hem de farklı bir lezzet katıyor. Yemeğin yanında içtiğimiz açık ayranları da çok güzel.
Sardelaki 4⭐ – Kaş’a giderken rezervasyon yaptığımız tek yerdi. İyi ki de yaptırmışız diyoruz masamızın yerine bakınca. Üst üste birkaç platformdan oluşuyor Sardelaki. Ne kadar erken rezervasyon yaptırırsanız denizin hemen üstündeki platforma denk gelme ihtimaliniz o kadar yüksek. Fiyatlardan ve lezzetten yana bir sorun gözlemlemesek de ilgi ve güleryüz çok az. Kibar olmayan bir havaları da var. Böyle güzel ortamı ve lezzetleri olan bir işletmeden daha iyi çalışanlar beklerdik.
Kabak çiçeği dolması, havuç tarator, köpoğlu, havuçlu cevizli kabaklı, sardelaki ezme, kaşarlı mantar ve kalamar ızgara söyledik. Porsiyonlar fena değil, lezzet güzel, ortam çok güzel. Daha güzel bir başlangıç yapsaydık daha çok sevebilirdik. Yine de romantik ve sakin bir akşam geçirmek isterseniz tercihiniz olabilir.
Bay Köfte 3.5⭐ – Antalya’ya gelip de piyazını yemeden olmaz dedik. Esnaf lokantası her zaman lezzetlidir mantığı ve ufak araştırmalar sonucunda Bay Köfte’ye geldik. Lezzet 5 yıldız gerçekten. Ancak ortam ve personel orta karar. Fiyat normal (2019-2021).
Porsiyon ızgara köfte ve Antalya piyazı istedik. Kabak tatlısı da çok güzel oluyormuş ancak biz yemedik.
>> CAFELER
Kaş Tava Dondurma (Marina Restaurant) 5⭐ – Kaş meydanda en çok kuyruk göreceğiniz tava dondurmacı. Yapılışı küçük bir şov, tadı ise çok güzel. Buz kaplı tepsilerde seçtiğiniz 3 meyve, süt+sahlep karışımı ve 1-2 yardımcı ögenin iyice karıştırılması ile yapılıyor. Önerimiz nutellayı ve cici bebeyi mutlaka ekletmeniz 😋
Biiisstt Sandwich 4.5⭐ – Dönerken yolluk olarak aldık sandviçlerini. İçerisine sürdükleri cevizli sos ile ezineli sandviç bile ilgi çekici olmuştu. Tüm sandviçleri tam buğday ekmeğine olduğu için ayrıca etkilendik tabi ki. Size de herhangi bir gün yolluk olarak öneririz.😋
Echo bar 5⭐ – Kokteylleri gayet lezzetli, canlı müziği bir o kadar keyifli. Mutlaka uğrayın.
Deja-vu Bar 4⭐- Akşamları çaldıkları şarkılarla ilgimizi çektiler. Placebolar, Arctic Monkeysler..Eskiler ve az bilinenler..Pub-cafe karışımı bir havası var, gece saatlerinde manzara anlaşılmıyor ancak gündüz ve güneşin batış zamanında oturmalık bir yer. İçtiğim kokteylleri güzeldi ancak servisi biraz uzun sürdü.
Feride Cafe 4⭐ – Renkli renkli makaronlarla ilgimizi çeken cafe. Açık havada oturma alanı ferah, ağaçlık. Suflesi ve makaronu güzel. Personel, cafenin kendisi ve çeşitleri orta karar diyebiliriz.
Bir de tabi ki aklımızın kaldıkları var, onları da buraya not edelim:
💭Miskin Kahvaltı
💭Doğal Anne Eli Atölye kahvaltı (Kaş merkezdeki küçük standlarından turunç reçeli ve patlıcan reçeli aldık. Reçelleri çeşit çeşit, sosları, erişteleri, pekmezleri..Ürün çeşitleri fazla ve reçelleri lezzetli. Dolayısıyla kahvaltılarını da çok merak ettik🤗 )
((Buarada patlıcan reçeli de çok yaygın, otelde de her sabah vardı. Uzun sivri bir patlıcandan yapıyorlar, pazardan olan fotoğraflarda görmeniz mümkün. ))
💭Loop (Temmuz ayı hareketli geçti, grupların konser verdiği mekan Kaş için burası. Ancak Ağustos ayında konser olmadı ne yazık ki. Bizim de ortamında biraz aklımız kaldı.)
Bizden şimdilik bu kadar. Diğer gezilerimizde ve bir gün yine Kaş’ta buluşmak üzereee..Bizimki gibi lezzetli bir tatil geçirmeniz dileğiyle 🎈
Öteki adıyla Alibey Adası olarak da bilinen ve adaya geçerken göreceğiniz ilk boğaz köprüsünün yapıldığı yer olan Cunda’ya Altınoluk’ta yazlığa gittiğim 8 sene boyunca her sene en az 2 defa, 2017 senesinde Enesle, 2018de ise 19 Mayıs tatilinde kız arkadaşlarımla gittim. Her seferinde aynı tatla, aynı mutlulukla, aynı iç sıcaklığıyla gezdim ve kaldım.
Balıkesir ili içinde ve özellikle Edremit-Ayvalık civarında oturanlar için adaya günübirlik bir gezi mümkün. Biz hafta sonu kaçamağı yaparak kalmayı tercih etmiştik 😍
Cunda küçük bir yer olduğu için yapılacaklar da yenecekler de birçok tatil beldesine göre sınırlı. Bu da hem anlatmayı kolaylaştırıyor hem de burayı hafta sonu kaçamakları, 2 günlük ve/veya günübirlik tatiller için ideal yapıyor. Belki de bu yüzden seviyoruz Cunda’yı. Sizi acele ettirmiyor, tadını ala ala havasını soluya soluya geziyorsunuz 🤩 Bir yandan da her isteği karşılayan bir konuma geldiğini de eklemek isteriz. Kahvecilerin, müzikli yerlerin, meyhanelerin sayısı artmaya başladı, gece hayatı biraz daha gelişti ama biz hala bir miktar sakinlik için Cunda’yı tercih edebiliyoruz.
ULAŞIM
Şehir içi ulaşım kolay, biz şehir dışından ulaşıma değinmek istiyoruz..
Balıkesir dışından gelenler için ilk adres Edremit havalimanı, oradan da Ayvalık’a giden dolmuşlar. Havalimanından uçaklara göre servisler veya Ayvalık’a giden dolmuşlar kalkıyor. Bunlarla merkeze gidiyoruz. Motor veya minibüs ile adaya devam ediyoruz.
– Motor Ayvalık çarşının oradan kalkıyor. Yaklaşık 20-25 dakika kadar sürüyor. Varış noktası Namık Kemal mahallesi. Gece 12den sonra sefer yok (siz yine de saat tabelasına bakın, gittiğiniz yıl işler değişmiş olabilir 😉) Bir de eğer şanslıysanız özellikle Ağustos ayında missss gibi incir kokusu eşliğinde bu yolculuğu yapabilirsiniz.
– Dolmuşlara ise Ayvalık merkezden biniyorsunuz, ilk boğaz köprüsünden geçerek Namık Kemal mahallesine yakın bir noktaya kadar sizi götürüyorlar. Özellikle gece geç saatteki ulaşım alternatifiniz bu dolmuşlar oluyor. Biz Enesle geç saatte, kızlarla da çok erken saatte vardığımız için dolmuş kullanmıştık.
Gün içi ulaşımda konakladığınız yere göre seçim yapabilirsiniz.
Peki Cunda’ya ne zaman gidelim derseniz; yaz aylarının coşkusu başka olsa da yaz ve bayram dönemlerinde çok kalabalık olduğunu belirtmek isteriz. Tadını doya doya çıkarmak için ilkbahar dönemi en güzeli olacaktır. Ama denize o dönemde herkes girebilir mi emin değiliz 😄
Mevsimi seçtik, ulaşımı ayarladık, kaldı konaklama seçimi…
KONAKLAMA
Konaklama önerilerimiz Namık Kemal mahallesinde. “Gezin ve şunu yiyin/için” denen her yer adanın bu kısmında diyebiliriz ⤵️
Önerilerimizden ilk ikisi bizim tecrübe ettiklerimiz, diğerleri arkadaşlarımızdan aldığımız öneriler. Enesle kaldığımız Taş Bahçe Butik Otel’i de, kızlarla gittiğim Ada Pansiyon’u da gönül rahatlığıyla öneririz.
Her ikisi de oldukça merkezi, personelleri açısından sorun yaşamayacağınız sakin konaklama seçenekleri.
– Taş Bahçe Butik Otel ana cadde üzerinde kolay ulaşılabilir bir butik otel. Serpme kahvaltınızı bahçede yapıyorsunuz. Çeşit ve lezzet olarak yeterli bir kahvaltı. Gazetenizi alıp sakin bir sabaha merhaba diyebilirsiniz. Biz ön tarafta balkonlu odada kalmıştık. Akşam Cunda ve Ayvalık manzarasına karşı balkon keyfi zevkli oluyor. Gürültüden ve temizlikten yana da hiçbir şikayetimiz olmadı👍
– Ada Pansiyon’un sadece 3 odası var. Genelde hemencecik dolar. Efsane bir kahvaltısı var. Sahibi Arzu Hanım Giritli olduğu için oranın tatlarını da gerek kahvaltısında gerek akşam hazırladığı mezelerde size sunuyor. Ada Pansiyonun mutfağı akşam küçük bir meyhane olarak işliyor. Lezzetine doyum olmuyor diyebiliriz👍
1.Cookpoint‘te kahvaltı. Gitmeden önce araştırmış ve ilk sabah kahvaltımızı burada yapmaya karar vermiştik. Boool bool çeşit, havadar bir bahçe, güzel renkler ve çiçekler bizi karşıladığında “adaya hoşgeldik, iyi ki geldik” dedik🍳😍
2. Ada Pansiyon’da kahvaltı. Öyle bir yemişiz ki fotoğrafını çekmeyi unutmuşuz, kısaca bu şekilde özetleyelim😂
3. Ada Pansiyon’da rakı-balık-meze. Konakladığımız yer olduğu için deneme şansımız oldu, çok fazla masa olmadığı için servis rahat, mezeler efsane, klasik bir Cunda ara sokağında mavi-beyaz konseptte ve fasıl eşliğinde.
4. Sahildeki balıkçılarda rakı-balık-meze. Spesifik bir yer söyleyemeyeceğiz, fiyat aralığı ve meze içeriği olarak pek çoğu aynı. Çok fazla vaktimiz olmadığı için de deneme fırsatımız olmadı, ancak hepsi her daim dolu olduğuna göre vardır bir hikmet diyoruz 😄
5. Taş Kahve’de dibek kahvesi. Adanın en meşhur yerlerinden biri. Zamanında dizilere de konuk oyunculuk yapmış olan Taş Kahve’de kahvelerinizi yudumlayabilir ve giderken de paketle alabilirsiniz.
6. Dondurmacı Cemal’de kavunda dondurma. Sahildeki dondurmacılar arasında yıllardır dondurmalarını tercih ettiğim yer olunca çekirdek ailemizle de tercihimiz oldu. Çeşitleri bol, dondurmaları lezzetli.
7. Ve tabi ki ayvalık tostu. Biz adada motorun orada küçük bir cafede yemiştik, çok da güzeldi. Adını fotoğrafımız sayesinde bulduk, umarız hala açıktır.
8. Sahildeki birçok yerde tarçınlı lokma. Lokma çok severiz, tarçınlısını ilk adada yiyince oraya özel bir tat oldu bizim için. Mesleki deformasyon olarak da kan şekerimizi de dengeler düşüncesi hakim olunca tercih hep tarçınlı oldu 😁
9. Ayvalık Imren Pastanesi‘nde höşmerim ve sakızlı kurabiye. Özellikle Ege kıyılarında sıklıkla duyacağınız bu iki tadın Balıkesir’deki adresi. Höşmerim daha çok Balıkesir ile özdeşleşmiş sütlü bir tatlı, isminin “hoş mu erim?” sorusunun söylene söylene değişmiş hali olduğu anlatılır.
10. Mehmet Usta Ev Yemekleri’nde kabak çiçeği dolması. Yine özellikle Ege kıyılarında sıklıkla duyacağınız bu tadın bizim için Balıkesir’deki adresi. Taze taze yapıp müşteriye sundukları için gün içinde geç saatlere kalmaz. Öğlen saatinde yemeye çalışın. Motorun ordaki çay bahçelerinin arkasındaki ara sokakta yerleri.
GEZİLECEK YERLER
1. Ada turu – Sahil kesimi, çarşısı ve biraz daha derinliklerini kapsayacak bir tur..Rahmi Koç Müzesi, Panaya Kilisesi, tarihi yel değirmeni, Agios Yannis Kilisesi (Sevim ve Necdet Kent Kitaplığı olarak da bilniyor), Aşıklar Tepesi..Gezilecek yerler hep aynı güzergahta, aynı günde gezmeniz mümkün. Aynı zamanda sokaklarda kaybolmayı unutmayın, Rumlardan kalma birçok ev ve arnavut kaldırımlı sokaklar sizi karşılayacak.
2. Gün batımında Şeytan Sofrası – Belli saatlerde Ayvalık çarşıdan otobüs kalkıyor, sezona göre saatler değişebiliyor. Yoksa taksi ile de ulaşım mümkün. Hayatta görebileceğiniz en güzel manzaralardan birisi. Gün içinde de gidilebilir ama gün batımının güzelliği başka.
3. Denizde bir gün – “Çataltepe” plajı ulaşımı dolmuşla sağlayabileceklerinizden biri. Denizi fena sayılmaz, kolay kolay derinleşmiyor ama bazen çok rüzgarlı oluyor. Enesle gittiğimizde yarım günü buraya ayırmıştık. “Patriça” koyu ise havuz gibi, dalgasız ve zor derinleşiyor. Ulaşım için araba veya taksi gerekiyor. Bir küçük ipucu arabanız yoksa bazı otellerin orada kendi plajları var, siz de yer ayırtarak faydalanabiliyorsunuz ve bu otellerin servisleri ile koya ulaşabiliyorsunuz (Foto 1: Çataltepe, Foto 2: Patriça).
4. Tekne turu – Günübirlik tur satan yerlerden alabilirsiniz. Genelde büyük teknelerle yapılıyor turlar, tüm gün sürüyor.
5. Kazdağları turu – Günübirlik tur satan yerlerden alabilirsiniz. Farklı yerlere giden turlar var, merakınıza ve vaktinize göre seçim sizin. Vaktiniz varsa Sarımsaklı plajı da gidebileceğiniz yerler arasında. Ayvalık çarşıdan toplu taşıma ile ulaşım mevcut. Ayrıca uzun süreli bir tatilse Asos tarafına da küçük bir gezi yapabilirsiniz.
.
Dipnot 1: Cunda’ya yaklaştığınızda büyük ve tarih olarak eski ama yenilenmiş güzel bir bina göreceksiniz. Orası Despot Evi, Yunanistan’dan Türkiye’ye göç eden din adamı öldükten sonra ev farklı amaçlar için kullanılmış şimdi ise güzel bir otele ev sahipliği yapıyor.
Dipnot 2: Sahilde dolanırken yerde metalden yapılmış bir oval ve sayılar göreceksiniz, bu da Anelemmatik Güneş Saati. Bu saati gördüğünüzde güneş ışınlarının geliş açısına göre gölgenizin düştüğü konumdan yola çıkarak saati tahmin etmeye çalışabilirsiniz.
Dipnot 3: Sokaklarda kaybolurken yolunuzu Atölye Patika’ya düşürmeyi unutmayın. Zeytin ağacından tepsiler, bez çantalar, mis kokulu merhemler..Oradan aldığımız “Derin Nefes Merhemi” hala burun tıkanıklığı ve baş ağrımızın 1 numaralı ilacıdır 😇
Bizim 2 kalmalı gezinin de özetini buraya iliştiriyoruz;
Gezi 1:
– Ada’ya gece varış
– İlk gün kahvaltı sonrası deniz keyfi ve gün batımında Şeytan Sofrası
– İkinci gün kahvaltı sonrası ada turu, Ayvalık turu ve gece dönüş
Gezi 2:
– Adaya sabah varış
– Uzun bir kahvaltı sonrası Ayvalık ve Şeytan Sofrası turu
– İkinci gün kahvaltı sonrası ada turu ve akşam dönüş
Rehberimizin size yardımcı olmasını umarak, bir sonraki yazıda buluşmak üzere diyoruz 😍